Genel siyasetin yerel aynası; fildişi gelişmeleri – Özkan Yıkıcı

Must read

Haftalık gazetede yazarken önemli handikaplar olmaktadır. Buna makale birkaç gün önce verilme zorunluluğu olunca da ister istemez sizi anlık gelişmelerden uzak tutmaktadır. Daha genel ve yorumlamalar yapmak gerekiyor. İlgili gerçeği arada bir hatırlatmak gerekir. Çünkü bazen yazarken olmayan olaylar yazı okunurken geçmiş olma ikilemi nedeniyle, daha genel yorumsama yöntemi istemesek de ağırlık kazanıyor. Tabi okuyucu kolaycıl algılarla olaya bakarsa da sizin yazınız da ağır gelip okunmaz. İkinci hatırlatmak istediğim konu ise kendim ile ilgilidir: Ben konu seçerken hem güncelik durumu, hem resmi eksen dışında söyletmekten özelikle kaçınılan madalyonun diğer yüzünden bilgi vermeğe ve seçtiğim olay özelikle bize özel bazı mesajları benzerlikleri olmasına dikkat ederim. Bu saydıklarımdan sora Fildişine doğru gitme şansım oluyor. Yalnız yukarda saydığım özelikler unutulmasın ki görülen başlıkla hemen okunup okunmama kararı verilsin.

Fildişi son günlerde iyice dünya gündemine girdi. Bir çok ülke basını dahi yorumlar yapmakla meşguldür. Fransa’nın ülkedeki direk askeri müdahalesi de konunun daha yazılır konuşulur olmasına yardımcı oldu. Fildişi olayına girmeden bir önemli gösterge yazalım: Günümüzde Kapitalist sistem ekonomik krizlerle ve nükleer enerji olaylarıyla yolla devam ediyorken çok önemli paradoks  yansıyor. Gelişmiş kapitalist ülkelerde demokrasi adına gerilemeler yaşanıyor. Güvenlik adına hukuksal gerilemeler ve Kemer sıkmalarla sosyal haklarda yok olma aşamalarına geliyor: Diğer yandan da Orta doğu gibi bölgede ise sosyal patlamalar sokakta olurken içi boş ideolojiden yoksun olması madalyonun öteki yüzü oluyor. Geriletilen demokratik Batı ve kaynayan ama ideolojik boşlukta Orta doğu, sanırım bu ayna çok önemli resim vermektedir. Şimdi Fildişini daha iyi anlamak açısında daha rahat girme şansım oldu.

Fildişi Afrika’nın Batısından güneye inen coğrafyasında bulunuyor. Son günlerde ülkede iç savaş iyice yoğunlaştı. Fransa direk askeri müdahale yapıp bir tarafın yanında konuya girdi. Hani o Fransa ki Sarkozy hemen Libya’ya bombaları yağdıran kişinin Fransa’sı. Buna ek önemli bilgi de ülkenin 8 yıldır B.M. kontrolünde olmasıdır. Gelişmeler Güvenlik Konseyi denetiminde oluşmasıdır. Bunlar neden Fildişinin uluslar arası gündeme oturduğunun daha ilk bilgileri olmaktadır.

Fildişi sistemin önemli ülkesi olmaktadır. Fransız sömürgesi olup Yeni sömürgeliğe geçti. Doksanlara dek uygulanan ekonomi sonucu ülkeye çevre devletlerden insanlar da geldi. Sistemin önemli kalelerinden biri oluyordu. Kimsenin görüşmediği Güney Afrika ırkçı yönetimi ile kıtada ilişkisi olan ender ülkelerden biri oluyordu. Ancak Soğuk savaş bitip de tek sistem olunca, Neoliberalleşme ve otoriter devletlerden daha düzenleme ayarı ile kültürel çatışmalar Fildişine de yansıdı. Ülkenin Güneyi yerli atlandırılan kesimler kendilerini Fildişili olarak savunurken, kuzeydeki İslamcı ve daha ağır göçmen olan kesim de başka şekilde kavratılıyordu. İki binlerde Fildişi kimlik çatışması sürecine girdi. Bu gerilim ülke parçalanmasına dek gelindi. Bu arada uluslararası sermaye kesimi Gine körfezi doğal kaynaklar bulguları oldu. Bakir alan olması ise işi iyice evrenselleştirdi. Derken B.M. karar alıp ülkeye barış gücü gönderdi. Bunlar adeta bir anda Fildişini etkin kıldı.

Söylenmekten kaçınılan bazı gelişmeler de oldu. Örneğin sadece son dönemde binlerce Fildişili Avrupada uluslar arası mahkemelerde dökülen pisliklerden oluşan insanların hastalatılması davası kazanıldı. Fildişi  böylelikle sistemin pisliklerini zehirli artıkları döktükleri yer olarak da öne çıktı. Ama her nedense bu gelişmelerin B.M. denetiminde göz göre göre olduğu söylenmedi. Böylesi bir Fildişi gelişti ve günümüze geldi. Şimdi yine B.M. denetiminde yapılan seçimin sonuçları üzerinden iç savaş yaşanıyor. Bir tarafta güney temsilcisi Bakvo ve Kuzey temsilcisi sayılan Uktara olarak ikilem derinleşti. Herkese göre sonuçlar oluştu. Ancak Uktaran’ın kuzey İslamcı olma yanında İMF çalışanı olması ve daha çok dışta görev yapması hep tartışılan sonuç oluyor.

28 Kasım seçimlerinde B.M gözlemcilerine göre Uktara’nın kazanması, buna karşılık Bakvo da yeniden sayım yapılmasını istemesi sonucu gerilim artı. Sonuçta da olay iç savaşa doğru kaydı. Zaten eski sömürge efendi Fransa da B.M. desteği ve hukuki kılıfını da önceden aldığı için de olaya direk karıştı. Yazı yazılırken belki bu çatışmalarda yeni boyutlar da olacaktır. Ancak görülen şimdi Fildişinde resmen ikiye ayrılma olduğu ve oluşacak yeni hangisi olursa olsun oldukça etkisiz yönetim olacağıdır. Bu arada işletilmemiş zengin doğal kaynaklar pastası da herhalde çaktırılmadan yavaş yavaş el konulup paylaşılacaktır. Zaten F

Oluşan şu ayrıma bakın: Bir yanda kendini yerel diyen kesimin Tarih profesörü diğer yandan göçmen ve İslamcıların IMF çalışanı ve B.M. destekli kişileri. Bu tablo dahi mide bulandırır. Belli olan doksanlara dek ülke batının refah örneği olurken oluşan yeni dönemde petrol krizleri ile birlikte kaynayan ülke oldu.Emperyalist sömürü ve yeni dönem siyasal ekonomik hedef eksenine girince bu tip bunalımlar hep yaşanıyor. Burada yeni sömürge siyasetleri bilmeden ve şimdi daha düzenleme ayarları kavramadan bu gerçekleri kavramak zor. Üstelik hep artık sınıfsal veya sosyal değil etnik dini motifler çok acımasızca ayrışmada ve ayarlamalarda hep kullanıyor. Fildişinde etnik ve bölgesel ayrılmalar doksanlar ortasından sora “Kimlik”  adıyla derinleşmesi tesadüf değildir. Şimdi bunların sancısı uluslar arası denetimde yaşanarak tırmanması ilginçtir.

Kısaca Fildişi 8 yıldır B.M. denetiminde bulunuyor. En son Fransa müdahalesi ile direk yeni döneme sıçrıyor. B.M. denetiminde sistemin başkente artıklar dökerek yaptığı katliam yargı tarafından da ispatlandı. Hesap ise genel Bölgedeki işletilmemiş bakir doğal kaynaklar. Daha zayıf bir yapı ve denetimli bölge olma ayarı. Galiba hangi yörede enerji ağırlıklı kaynak hesabı yaşanıyorsa işler bir başka karışıyor. Etnik dini ayrışma ve ortak paydaşları yok etmektir. Bunlar dünyanın gerçeği olmaktadır. Bakalım Fildişini okurken neden gündemleştiği ve bize nasıl mesaj verdiğini kaçı kavrama durumunda olacaktır. Fildişi olaylarında kim ne derse desin, özelikle işletilmemiş petrol Gine körfezi kaynaklarının ilgileri artırdığı inkar edilmezdir.

 

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article