Enflasyonun kıskacında – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->
"Bu Memleket Bizim" yayınları

Ekonomik biliminin en net etkilediği kavramlar vardır. Eflasyon bunlardan en önemlilerinden birisidir. Hem kulanılan adıyla hem de ayni derecede direk hayata yansıyan kuramdır. Dahası, eflasyon sadeece kendi içeriği ile değil, yan etkileriyle de direk insan yaşamına hemen etkisini göstermektedir. Eflasyona göre hayat pahalılığı ortaya serilirken, ayni dönemde artacak maaştan tutun, harcanacak kaynağın konumuna dek direk etkisi oluşur. Vergilerden tutun gelecek hesaplara dek eflasyon çok yönlü etkisi deprem derecesinde yansır. Bu nedenle olacak ki eflasyon artışı veya düşüşü, politik desteklerde önemli yer alır. İnsanlar ilk direk karşılaştığı sonuçla yaşamları etkilenir. Buda, insanların hemen refleks gösterimesine, koElbet, eflasyon salt tek eksenli değildir. Ülkelerin ekonomik yapılanışına göre de gelişme sağlıyor. Son döneme dek tek tek ülke eflasyon tehlikelerini konuşurken, şimdi ABD ve Birleşik kralık ülkeleri de ayni tehlikeleri konuşmaya başladı. Dahası, son İngiltere yerel seçimleriyle eflasyon yükselme gerçeğinin önemli bir Conson kaybına uğradığını da gösterdi. Amerikan merkez bankası FET de fayizleri yükseltmeye girişti. Avrupada eflasyon önemli tehlike gelişimi diye konuşulur hale geldi. Bilmem son Türkiye eflasyon açıklamasına diyecek söz kalıyor mu? Yüzde yüze doğru dolu yelken yol alırken dahi, açıklalan rakamların düşük olduğu da belirtiliyor. Nitekim, kriz karşısındaki baskı tutumu da eflasyon olayında da yaşanmaya başlandı. Türkiye yönetimi açıklanan rakamların ölçekleriyle yapılacak eflasyon açıklamalarını izne dahil yapması, var olan güvensizliği daha bir artırdı. Gerçekleri yasaklayarak, baskılandırılarak gizleme yöntemi, ekonomik aşmazın nerelere geldiğini, siyasetin yönetememe gerçeğinin aynası haline geldi.

Ayni hastalığın kronikleeşmş  şekli de kaçınılmaz olarak Türkiyenin sömürgesi olup ilhaklaşma politikasının ateşlendiği K. Kıbrıs için de geçerli olması, gayet normal. Nitekim senelerdir ayni rakamlarla ve ölçeklerle yapılan başka araştırmalarla da kanıtlandığı gibi, K. Kıbrısta da eflasyon hesabı ısmarlame tipi olduğunu kanıtlar gibidir. Yine de eflasyonun gerçeği kadar, bunun öneminin seçenekle gelişmesinde kitlesel tepkilerin önemi de birlikte ele alınmalıdır. Yoksa, açıklanan rakam ve eflasyon durumu sadece konuşulur  halde kalıp, gidrek normalleşip, önemini kaybeder.

Bir de şu anlışa düşmeyelim: her ülkenin içsel ekonomik yapısı nedeniyle ayni dereede eflasyon birlikteliği görülmez. Örnek, Türkiye veya K. Kıbrısta aylık  açıklanan “doğru olmasa da” baktığımızda Avrupanın herhangibir ülkesinin yıllık eflasyonu düzeyine geldiğine de tanık oluruz. Hem genel hem de tek tek ülkeler bakışlarını kendi koşullaryla ele almamız önemlidir. Görülen ortak nokta; dünyada gidrek eflasyon yükseliyor. Yönetimler hala  çaresine bakamıyor. Üstelik, Gıda krizi ve uygarlık krizlerinin de kapıda olduğu artık imkar edilemeyecek derecede yakındır.

Eflasyonlar ülkelerin ekonomik ölçeklerinden birisi olurken, ayni zamanda gerçek eflasyon açıklanması da önemlidir. Örneğin, çalışanlar için askari ücret belirlenmesinde veya çalışanların sürdürülen yerlerdeki eşelmobil artışı açıklanan  eflasyon rakamlarıyla birebir ilintilidir. Salt eflasyon değil, açıklanan rakamın da doğru olması da önemlidir. Burada örgütlü başta emeğin olması, bilimsel araştırma yapan bağımsız kuruluşların da denetleme veya gerçekleri açıklama araştırmaları oldukça dikate alınması gereken yapılardır. Nitekim, özellikle yarı sömürge ülkelerde veya otoriter devletlerde bu tür örgütlerin eksikliği, eflasyon  gerçekliğin de ortaya çıkmasına önemli eksiklikler getiriyor. Bunu Türkiye ve K. Kıbrısta direk yaşıyoruz. Daha kötüsü, yükselme  eylimi sürekleşince, normal hale gelir. Buda karşı çıkışı engeleyip, güncel akışkanlık içinde bir esruman haline getirme tehlikesi artar. Açıklamak da yetmez. Eflasyon karşısında sürülen  neden kadar çözüm arayışları da olması gerekir. Oysa, hala bunu dahi kabullenmeme koşullarında debelenip duruyoruz.

Son günlerde brakın aylık eflasyon açıklamasını, her gün zamlarla karşılaşıyoruz. Öyle zamlar geliyor ki tepki koymaya dahi zaman bulmadan, başkası geliyor. Özellikle benzin ve elektrik zamlarıyla salt bu kesimler değil birçok ekonomik ürün de eflason sırasına girip fiyatlar artırılıyor. Bir de K. Kıbrıstaki fırsatçı guduk burjuva ticari anlayışla, gelişigüzel zam yaparak, fırsatı kulanma vardır. Eflasyon rakamıyla hayata yansıtılan zam rakamları arasında dahi uçurumlar oluşuyor. Hele de eflasyon düşerken dahi fiyatların  düşmeme gerçeğini hep yaşadık  ve yaşamaya da devam edeceğiz. Bu bazen milliyetçilikle bazen de cihaletle de örtüp kulanımda tutmaya devam ediliyor. Halkın örgütsüzlüğ

Yönetimin sermaye gerçekliği ilkeleriyle de rahatça uygulanıyor. Örgütlü tepkinin olmadığı koşullarda  bir de kriz ile batışa doğru gidiş korkuları da eklenince, karşı çıkmak dahi düşünülmeyecek derecede geriledi. Resmi siyaset kısgacında olunca da  sisteme dokunmadan protesto yapmanın sınırına  dek gerilenir. Nitekim, K. Kıbrısta sömürge gerçeklerine, fırsatçılık güdük burjuva işbirlikçiliğine dokunmadan salt yerine göre yönetici kesime suçlayarak davranma sonucu, protestonun da etkisi pek görülmez. Temel neden olan kapitalizim, sömürgecilik dıştalandıkça sorunun özüne dokunamadan sadece rahatlama moraliyle kalınır.

Genel kapitalizimde eflason yükseliyor. Bu ilk önemli kriz değil, peşpeşe gelen ekonomik krizlere eklenen sorundur. Kırılan iki ayaktan hangisinin tedavisi gibi soru ile bu tedaviyi yapacak doktorun reçetesi olmama ikileminde hala bulunuyoruz. K. Kıbrıs ise bu iki kuramın dışında kendi özüyle sömürge olma sonucu Türkiyenin de kriz yükünü taşımaktadır. Kendi koşullarının dışa bağımlı oluşu da başka bir yük. Paketlerle ekonomik model ise bu paketi hazırlayan kesimin kendi ülkesindeki krizleri ateşlediği sonuçları da dururken, burada etkili olmasını beklemek kolay iş değildir. Hele inanmak sa başka bir sömürgesel kültür gerçeğidir. Üstelik konuyu deşecek bilimsel yapılarımız da eksik. Dış bağımlılığı her yönüyle olurken, karar almanın da gğçlüğü ortada. Ancak, bu koşulalra karşın, fırsatı değerlendiren sermaye kesiminin de ceplerini doldurduğu da imkar edilemez derecededir. Eşitsizliğin de daha derinleşme sosyolojik sınıfsal gerçek de karşımıza geliyor. Ama Eflsyon büyüyor. Kimine gör canavar oluyor. Canavar değil de büyüyen eflasyonla güçlenen sermaye gerçeği de birlikte yükseliyor. Boşuna değil finansman krizinden beri ezilen kesim hem artar henuyu konuşmasına hemen başlanır. Ekonomideki genel düşünce veya tek tek kuramların içeriği bazen anlaşılması için zamana ihtiyaç duyulurken, eflasyon hemen karşılığını bulur. İnsanlar tepki veya rahatlama tutumlarına geçerler. Politikacıyı destek veya yermeğe girişirler. Bu bakımdan eflasyon kitlesel probaganda ile yaşanılan ikilemini kolayca buluşturma  esrumanlarından birisidir.****

Son günlerde genel kapitalist finansman krizine yeni birtanesi daha eklendi: Eflasyon. Sadece K. Kıbrıs veya Türkiyede dğeil, en gelişmiş kapitalist ülkelerde dahi ilgili kuram kriz halinde etkilerini artırmaya başladı. Finansman kriziyle para piyasası denkleminde rahatlama aranırken, eeflasyonun da ekonomik krizlere eklenmesi, kitleleri daha duyarlı yaklaşımlara tetiklemeye de yönelindi.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,202TakipçilerTakip Et
76AboneAbone Ol

YKP basın açıklamaları