Ekonomi mi dediniz! – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Bir ülke düşünün: kulandığı para birimi her gün düşmektedir. Temel insan ihdiyacı olan su, oldukça sıkıntılar yaşatmaktadır. Merkez bankası, Maliye bakanı vardır. Yetmedi, Ekonomi makamı da düzenlemdi. Bol bol akademisyeni de saatlerce konuşmaktadır. Daha basitine gelelim: elektrik santralinin 4 jenetarü arızlaı, fakat tamir edilmiyor. Esnaf durmadan gelecek öğrenciden yolacakları parayla ayakta durmayı umuyor. Ünüversite denilince başına sektör konuluyor. Sterlinli veya Dolarlı birimle fiyat biçiyor. Fakat, kamu okullarından haberler yokluklarla doludur. Kumarhaneleri, gece Kulupleri gibi kurumsallaşmaları yaygındır. Saymakla bitmez özellikler. Hükümetiyle bankalarıyla birlikte bir sistem kurgulanıyor. Fakat nedense ilk gözlemle de sermayenin ilk ifadesi dış ikincisi gayri nizami olmaktadır.

*******

Merkez bankası var da ne para basıyor nede para politikası var. Üstelik dış yönetme şekli vardır. Adı başka şekilde olanlar da var. Ünüversite gibi… Fakat eğitimin yanına sektör ekleniyor. Sağlık için de benzeri talep ediliyor. Akademisyenleri vardır: daha ilk konuşma şekliyle konuşamayacaklarını aklıyor. Belli ki sudan başlayan ve Merkez bankasıyla devam eden kurumlar ve ürünleri hepsi dışa bağımlı. Üstelik yyaşananlar yanındaa örneğin elektrik de su gibi boruyla getirilip bağımlılığın artışı isteniyor. Halkın kamuoyu şekli de biçimlendiriliyor. Şu bağımlı sömürge kültürü gayet güzel kulanılıyor: “siz su istemiyormusunuz, neden elektirğin gelmesine karşısınız” ikilemlerini sık sık yaşıyoruz. Ama döviz yükseliyor, enerji sıkıntısı kapıda, boru bağımlılığı sonucu oluşan arıza önemli yerleşimlerde su yokluğu getiriyor. Hükümet de var. Fakat,bu konularda onca bakan,müdür ve teknik elemana rağmen brakın çareyi, sorunun nedenini dahi konuşturulunmuyor.

*****

Döviz yükseliyor. Borçlar katlanıyor. Çare diye insanları yeniden borçlanandırarak hayat bulma uygulaması deneniyor. Satılamıyan malı borç vererek rahatlandırma önlemleri uygulanmaktadır. Muhteşem buluşlarla bakanlarımız, müdürlerimiz ve mesleki örgütlerle bu planlar savunuluyor. Fakat, döviz yükseliyor, dükanlar kapanıyor, öğrenci müşteriler beklenerek “umut” oluşturuluyor. Birden genel yanlış karışınıza dikiliyor: daha onsekizinci yüzyılda tarihe karışan ekonomik anlayışın yeniden üretilmiş versyonuna ulaşıyorsunuz. Bol nifus artırılarak ekonominin büyüme teörisi geliyor. Öğrenci gelsin, kumar oynayan artsın ve seks ticaretinde kadınları kucaklayacak yapılar oluştursun. Hele de ada ülke hikayenizi de burada hemen havıza kaybınıza eklersiniz. Çünkü, geleni meta sömürüsyle kulanıp kar sağlayarak ekonomi kurumsallaştırma anlayışınızla çağdaşlanmanın eserini yazıyoruz! Ama, dövizin ateşlenmesi, su sıkıntısı ve nicesi hemen karşınıza da sömürge gerçeğini getirir. Öyle ki pandemi hastahanesini de Türkiye yapıyor sonucuna gelirsiniz. Ödenen bayramlıklar sonrası bazı çalışanlar “Türkiyeye dokunmayalım, para gönderip ödendik” denmesi derecesine ne demeli?

Su sıkıntısı var, Döviz ateşleniyor. Borçlardan herkes şikâyetçi. Bakanlar var. Merkez bankası da mevcut. Fakat toplanan bakanlar kurulundan tıs yok. Açıklanan eflasyondan tutun işsizlik rakamlarına inanan da yok. Güvenmek sıfır derecesine gelip, negatife doğru gidiyor. Hep Türkiye denip kalınıyor. Kimse Türkiyede olanlara da deyinmez. Uyduruk hikaye dizisi başlıyor. “Dövizle borçlanmayın, Türkiyeden para gelsin” dışında laf da kalmadı. Peki, daha demin Türkiyede Damatın ekonomik açıklamalarını kaaçı dinleyip yorumladı? Nede olsa para konusu, bağımlı olma gerçeği nedeniyle türkiyedeki ekonomik kararların da etkisi, direk yaşatılacaktır. Ama,ona da deyinen yok. Daha pişkin politika ve gazeteciler ise “onların içişi veya zamanı dyeil” denip tersinden bakılacak. Türkiye olmaz sa veya gönderiyor ya renkleri çok güzel görünmektedir.

***

Seçime gidiliyor. Sorunlar malum. Kocaman konvoylar yapılıyor. Kimse neden su yok, bu dövizin hali veya iflasların sonu sorgusu yapmıyor. Kim kazanacak ile ruma vveriştirme yapılıyor. Suç hep Rumda. İnsanlar seçim gibi koşullarda dahi politikadan çözüm talep etmiyor. Seçilmenin nedeni noktasına gelinmiyor. Dışa bağımlılık, sömürgeleşme gerçekleriyle birlikte sorunlar ve çözümler birlikte tartışılmıyor. Bu sistemde,kim daha yakın olma Türkiyeleşmenin resminde rol almaya çalışınıyor. Adına da “demokratiklik” örtüsü konuluyor. Ekonomi mi Türkiyeden gelecek paketler,yığılacak nifus ile sömürme veya rant alarak kazancın bencil birikimiyle dünyaya ders verme yarışında yoluna devam edilecektir.

***

Döviz Yükseliyor. Para TL. Türkiye ekonomisinin aynası. Ekonominin esrumaanlarından birisi. Karar alamama ile sömürge olma gerçeği. Yine de elektrik de Türkieyden gelsin, daha fazla öğrenciyle kiradan dükana para dolsun. Hep bilinmezliklerle yasa dışılıkların mafya tipi rantını yiyelim. Nifusunun dhahi bilinmediği, sunulan rakamların inandırıcı olmadığı ekonomi ile siyasetçiye oy verme yarışına girelim. Reklamlarla Türkiyeleşme ile Maraş kapısında fetihçi, olmayan gemilerle Gaz bulup atmaya devam. Ahali de bu sistemden hala umut bekliyorsa, diyecek söz de kalmaz. K. Kıbrıs sömürgeleşme ile ilhaklaşma cenderesinde demokrasi oyunu oynamak çok mükemmeldir. Şimdi de saray senfonisi sahneye konulmaktadır.Sosyolojik kueumsalaşması dahi kalmayan ve her insan sorgusunda kalabalık yanıtla, sıkışıp kaldık. Biraz olan dorğruları da imkar ederek mezara göndermeye devam.

Ekonomi mi dediniz: Türkiyeye bağlayarak o sorudan da kurtulduk. Bize brakılanla yandaş dağıtıma devam.

- Advertisement -
- Advertisement -
5,944BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,071TakipçilerTakip Et
14AbonelerAbone

Diğer yazıları

Yeni dönem hedefli sancılar – Özkan Yıkıcı

K. Kıbrıs seçimin ikinci turuna doğru, son zamanını yaşıyor. Direk Türkiye müdahalesiyle öylesine travmatik ayrışmalar oluştu ki Ersinin çok ötesinde bir Tatar ile AKıncıyı...

Duygusal anlık düşüncelerim – Özkan Yıkıcı

İnsanın kaçınılmaz iki yaşam dönemi vardır. Doğarken dünyaya merhaba deyişi ve hayata gözelrini yumarken ki çekilen duygusal acılar olarak kolayca anlaşılır. Bunlar, normal her...

Gerçeklere doğru ilerlemeye devam – Özkan Yıkıcı

Aslında kafamda Karabağ ile alakalı yazı yazmak vardı. T24 ve Bir gün gazetesindeki seçimlerle ilgili makaleleri okuyunca, anladım ki daha yazacak önemli ek eksik...

Muratların diyaloglarından düşündürtülenler – Özkan Yıkıcı

Konu olan Muratların içinde elbet Murat Kanatlı yok. Olan Muratlar “TELE 1 sunucusu Murat Taylan ve gazeteci M. Yetkindir. İlgiili kanaldı saat 18.15 cıvarındaki...

Seçim sonuçlarından hemen sonra – Özkan Yıkıcı

Yapılan Kuzey Kıbrıs başkanlık seçiminin ilk turunun sonuçları şu anda tamamlandı. Zaman geçirmeden sonuçlar üzerinden birkaç kelime etmeyi yeyliyorum. Öyle kavram fetişizmine veya algı...

YKP basın açıklamaları

İsyanımız fetihçi zihniyete

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası, Pazar günü gerçekleşecek seçimlerin ikinci turu için Şubat 2020’deki YKP Parti Meclisi kararı çerçevesi süreci değerlendirip, şu tespitler yapar: Olağanüstü koşullardan...

Tayyip Erdoğan, elini Kıbrıs’tan çek!

YKP Sekretaryası, son siyasal gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle: Türkiye’yi yönetenler çok uzun zamandır Kıbrıs’ın kuzeyinin idare edilmesine müdahale etmektedirler, 1970’lerde elçilerin bakanlar kurulu toplantılara katıldığı...

İstirdat savaş nedenidir, savaşa hayır, yaşasın barış!

Yeni Kıbrıs Partisi Sekretaryası'nın 1 Eylül Dünya Barış günü nedeniyle yayınladığı açıklama şöyle: Bugün bölgemiz savaş, silahlı çatışma ve yeni askeri müdahalelerin ve işgallerin sürekli...