Dili kullanan kurmalıdır – Ali Sarıtepe

Must read

Nijerya’yı incelerken – Özkan Yıkıcı

Ülkemizde oldukça Nijeryalı yurtaş vardır. Sayıları onbinin çok üstünde. Klasik K. Kıbrıs gerçeği ile tıpkı nifusu bilinmeyen coğrafyamızda, Nijeryalıların da sayısı net olmayacaktır. Üstelik,...

Yitirilen şans ve müdahaleler – Yılmaz Parlan

Rejim bir seçimde daha istediği sonucu aldı. 1958 yılından beri filmde değişen bir şey olmadı; kimi istedilerse o oraya oturdu... Kıbrıslılar hayattan ve geçmiş tarihten...

Yorumlama yapılırken, eksik bilgilenme olunca ne mi olur? – Özkan Yıkıcı

İlgili makaleyi yazmamı Cumartesi gecesi TELE 1  prokramındaki önemli anlatılar neden oldu. Rusya ile yazılarını sevrek okudğum Hakan Aksayın yönetiği ve yine dış politika...

Seçimlerden sonra ne yapılmalı? – Ulus Irkad

Açıkça söyleyeyim mi ben aslında pek fazla bir şey de beklemiyorum. Seçimler bitmiş ama birkaç sendika dışında bir hareketlenme yok. Evet, ben de yazdım,...

Duygu ve düşüncenin ifade edilişinde dil en anlatımcı karakterdir. Dolayısıyla, sorunu sorunun muhatabından, kaynağından öğrenmek ve sorunu çözmedeki kurguda da kaynağın kavrama ve ifade etme yöntemi olguya yönelik olarak detaylarda anlama güçlülüğüne ulaştırır, bizleri.

Seçim dönemi olması itibari ile, çeşitli çizgilerden ortaklaşan kadınların kendini ifade etme talep ve çabaları; çok derinliklerden gelen soruna karşı, kadın sorununa karşı bakış açılarını bir kez daha kristalize etme durumunu yarattı.

Kadın kimliği sorununa duyarlı olan, bir araya gelmiş kadınların talepleri; çeşitli özgürlük talepleriyle ortaklaşmış olan toplumda, özgürleşmenin de kendi içerisinde ayrışmalara uğradığını ortaya çıkarmış durumdadır.

Siyasal İslam kulvarında bulunan ve bu kulvardı kadın kimliğinin altını çizen kadın aktivistler hemen kenedi toplamlarındaki erkek kimliği ve erkekçi düşünce anlamaları tarafından çeşitli argümanlar ileri sürülerek baskılanmaya çalışılmaktadırlar.

İslamcı aydınlar kulvarında olan ve siyasette sözleri olan erkekçi kimlikler hemen onlara olmazları anlatmaya çalışmaktadırlar. Kadın, çocuk ve ev ekseni üzerine oturtulmakta, toplumsal ilişkilerde ikincil konuma itilmektedirler.

Çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçiş süreci, aynı zamanda erkek egemen ,anlayışın toplumda temel karakter olmaya başlamasının da başlangıç noktasındır.

Günümüz Türkiye’sinin yakın toplum siyasal geçmişinde siyasal İslam; mücadelesinde, kendini ifade etmekte başörtü sorununa simge olarak gösterirken, bu sorunun asıl yaşayanları olan kadınlar, sorunun sessiz yaşayanları konumundaydılar. Yapılan eylemlerde, boykotlarda erkekler sorunun birinci sahipleriymiş gibi sorunu sahiplenirken,

sorunu erkek egemen mantığının kadını, kadın kimliği tariflemesinide getirmekteydi. Yüzyılların sorununu kendi siyasal güçlerine kaldıraç olarak kullanmalarıydı. Bugün ortaya dökülen ifadeler bunu çok daha net olarak göstermektedir.

Siyasal İslam da kadın hala ötekileşmiş olarak tutulmak istenmektedir. Siyasette onların enerjisinden faydalanmaya sonuna kadar evet diyen bu anlayış, iş kadın kimliğinin siyasetle aktif ve yön vermeci konumuna gelmesine ve hele de bunu kadın kimliği üzerinden yapmasına gelince, en iyi halde bu dönemde durum denilerek kadın ikincilik yerinde tutulmaktadır.

Siyaset epey zamandır kendi içerisinde yeni bir farklılaşmaya gitmektedir. Hangi cenahtan olursa olsun, kadın, siyasete kendi kimliğini vurmaya ve yorumlamaya başlamış haldedir. Kadının siyasete kendisini yoğun bir şekilde duhul etmeye çalışması, kadın siyasetçilere yer açacağı gibi, kadın kimlikli siyasetçi kadınlarında kendine yer açmalarını beraberinde getirecektir. Esas olan kadın kimlikli siyaset mücadelesinde, kadınların ortaklaşmasının çoğalmasıdır.

Dolayısıyla bugün, kadınların vermiş oldukları kendilerini kimlikleri üzerinden anlatma ve siyaseti bu şekilde yorumlama ve yürütme çabaları; aynı zamanda toplumun demokrasi ve anlama kavramlarına olmazsa olmaz katkılarını da beraberinde getirecektir.

Kadın; yaşam içerisinde kendi dilini ne kadar tam kurarsa, toplumdaki sorunların çözümünde kendi yorumunu egemen olmasını da o kadar sağlayacaktır.

Diller ancak sahibinden güçlü çıkar.

 

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article

Nijerya’yı incelerken – Özkan Yıkıcı

Ülkemizde oldukça Nijeryalı yurtaş vardır. Sayıları onbinin çok üstünde. Klasik K. Kıbrıs gerçeği ile tıpkı nifusu bilinmeyen coğrafyamızda, Nijeryalıların da sayısı net olmayacaktır. Üstelik,...

Yitirilen şans ve müdahaleler – Yılmaz Parlan

Rejim bir seçimde daha istediği sonucu aldı. 1958 yılından beri filmde değişen bir şey olmadı; kimi istedilerse o oraya oturdu... Kıbrıslılar hayattan ve geçmiş tarihten...

Yorumlama yapılırken, eksik bilgilenme olunca ne mi olur? – Özkan Yıkıcı

İlgili makaleyi yazmamı Cumartesi gecesi TELE 1  prokramındaki önemli anlatılar neden oldu. Rusya ile yazılarını sevrek okudğum Hakan Aksayın yönetiği ve yine dış politika...

Seçimlerden sonra ne yapılmalı? – Ulus Irkad

Açıkça söyleyeyim mi ben aslında pek fazla bir şey de beklemiyorum. Seçimler bitmiş ama birkaç sendika dışında bir hareketlenme yok. Evet, ben de yazdım,...

Demir tavında dövülür – Ulus Irkad

1957 yılında emeği ve sol mücadeleyi savunan Kıbrıslıtürk ilerici ve sol aydınlar Kıbrıs’ta iki toplum arasındaki bölünmenin çok yanlış olacağını, savaşmak ve kan dökmek...