Darbe ve karşı darbe – Ulus Irkad

Must read

ulusBu Yeniçağ için yazdığım ikinci darbe yazısı. Ne tesadüftür ki,  bu darbe de 42 yıl önceki aynen Yunan darbesi gibi 15 Temmuz günü yapılmış. Tabi çok iyi niyetli bazı arkadaşlar, darbeden dolayı ortaya çıkan hassasiyetten dolayı 20 Temmuz törenlerinde uçakların, tank ve silahların törenlerde olmamasından dolayı bunun barışa adım olduğunu nitelemişler ama iç savaş şeklinde,  geçen Pazar günü ortaya çıkan Türkiye’deki darbe sırasında 200’den fazla insanın kısa süre içinde öldüğünü görememişler. Aslında belli ki son anda bu darbe ve iç savaşa, bazı büyük unsurlar son anda katılmamışlar ve darbecileri yalnız bırakmışlar. Yani darbeyi yapacak olanları ele vermişler. Fakat bunun başarısızlığa uğraması demek ortada üst bürokrat kesimlerin kendi  aralarında,yine aynı şekilde Türkiye burjuvazisi içinde devam eden savaşı da örtemez. Yapılan değerlendirmelerde aslında  gene de Ordu’nun büyük unsurlarının bu darbeye katıldıkları konusundadır. Gene yapılan değerlendirmelerde TÜSİAD  ile MÜSİAD  arasındaki çatışmanın 2003 yılında başladığı, bunun Suriye savaşı sırasında Işid’e gönderilen silahların ortaya çıkmasıyla doruk nopktasına çıktığı konusunda görüşler var. Bunun yanında gene devlet ve Ordu içinde FTÖ’cülerle AKP’ciler arasında da bir hegemonya kavgasına gidildiği ileri sürülmektedir. FTÖ’cülerin Batı müttefiklerine bağımlı kalırken, AKP ve Tayyip’in ise Batı’dan ve yönlendirmelerinden kaçarak Rusya ve Çin gibi ülkelerle, hatta Arap yönetimleriyle içiçe bir birliktelik oluşturmak istediği konusunda iddialar da var. Şark’taki otoriterliğe benzer bir rejimi savunan Tayyip, Batı tipi demokratik kurallardan uzaklaşmak istemektedir. Suriye iç savaşıyla ABD ve Türkiye arasında Işid konusunda büyük ayrılıkların oluştuğu bir gerçektir.İşte NATO ve ABD kaynaklı, gizli olarak haberleşmelerle indirek olsa bile irtibat halinde girişilen darbede, kısa zaman içinde sonuca gidilmesine çalışıldı. Polis ve Asker bu kavgada üstteki çatışmanın bir sonucu olarak meydanda çatışanlardı. Darbe bastırıldı ama AKP ve onunla birlikte olan kesimler hemen birçok insanı işlerinden atmaya başladılar. Bu çatışmadan ortaya çıkan bir başka olay da OHAL oldu ve birçok insan hakları ve hukuk normları artık göze alınmayacak. Bilhassa çalışanlar bu yasalardan zarar görecek ve AKP  ve Tayyip de başkanlığa doğru bir mevzi daha elde etmiş olacaklar. Sola ve işçi sınıfının grev ve özgürlük haklarına AKP ve karşı darbeci unsurlar birlikte hareket edip güçlerini bu çalışanlara karşı kullanacaklar. Aslında hem Suriyelileşmeye hem de yeni darbelere karşı bu adımlar maalesef yeni sebepler yaratmaktadırlar.

Karşı darbe unsurları ki bunlara baş liderlik yapan AKP’dir, iddialarında Belçika, Almanya ve Fransa gibi yerlerde de OHAL önlemlerinin kullanıldığını iddia etgmektedirler fakat Avrupa’da emekçilerin hakları bu kurallarla ayaklar altına alınmamakta, emek kavgasında OHAL kanunları engelleyici olmamaktadır. Temel insan haklarına Avrupa’da dikkat edilirken, Türkiye’de insan haklarının bertaraf edildiği görülmektedir. Nitekim birkaç yerde grevler önlenmiş, işçiler hak aradıkları için tutuklanmışlardır. AKP taraftarları Taksim Stadyumunu kullanırlarken bu arada 1 Mayıs İşçi Bayramında ve hala daha Sol’a ve işçi sendikalarına Taksim Meydanı’nın kapalı kaldığı da bilinmektedir.

Kıbrıs’a geldiğimizde ise daha bunca tutuklama ve işten atmanın görüldüğü Türkiye’de, hükümet ilgililerinin Fetö  terör örgütü hakkında kararlar almaları ve böyle bir örgütün varlığını kabul etmeleri bile olayların Türkiye’den yönlendirildiği konusunda bizleri aydınlatmaktadır. Bundan sonra ne yapılacaksa belli ki her hak arayışı Fetö’cü suçalamalarla darbe alacaktır ki , Türkiye’deki olaylarda, Ordu’nun tümünün Fetö’cü olmadığı ortada olmasına rağmen, darbeyi fetöcülükle suçlamak da pek gerçekçi değildir. Kuzey Kıbrıs’ta ise bu örgütün  faaliyet gösterdiği birçok binanın boşaltıldığı, çöplüklerde bu örgüte ait belgelerin yakılması da ayrı bir olaydır. Fakat 42 yıldır Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye derin devletinin hareket alanı olarak yaratanlar da bu sorumluluktan kaçamazlar.

Belli ki Türkiye’de bu gidişle daha çok olaylar yaşanacak ve olaylar da burada durulmayacak. Büyük bir ihtimalle bu intikamcı kırım havası devam ettikçe iç savaş ve başka darbeler de arkasından gelecek. Zaten Rus uçağının düşürülmesi, Suriye olayının yansımaları dolayısıyla ekonomi darbelene darbelene Türkiye’de büyük olaylara doğru adım adım gidiliyor. Son darbe olayından sonra ekonominin daha da büyük bir çöküntü içine girdiği açıktır. Kuzey Kıbrıs’taki politikacıların bu olayları tartışmaları ve bir an önce çözüm ve hulkuk normlarının kuzey Kıbrıs’ta uygulanıp Türkiye’nin bağımlılığından kurtulma üzerinde siyasetler geliştirilmeli. Aksi takdirde ileride Türkiye birçok sarsıntı geçirdik sonra, Kuzey Kıbrıs’ın da çok olumsuz olarak bu sarsıntılardan etkileneceği gerçeği  açıktır. Türkiye’de intikamcı, insan haklarından uzaklaşmacı, demokratik değil ama otoriter politikalar uygulandık sonra Türkiye de biz de beladan kurtulamayacağız.

Halka karşı şeffaf ve çalışan kesimleri de örgütleyici bir tutum içine girilmeli. Aksi Türkiye için felaket bizim için de karanlık günlerin devamıdır.

- Advertisement -spot_img

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -spot_img

Latest article