Daralan krizli ekonomideki debelenmelerin özüne doğru – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->
"Bu Memleket Bizim" yayınları

Her karar veya atılan adım sonrası, tartışılan politik eksen, siyasal seçenek sunumları vesayre, bunları her duyduğumda aklım hep şu gerçekle çınlamaya başlıyor: “gerçekleri yok sayarak çözüm olamaz”* Bu her durumda nedense akılda tutulması gereken gerçektir. Hala normal durum gibi, Türkiye gerçeğini yok sayarak, demokratik kurallar işler hukuk yerinde kararlar alırmışçasına tartışmak hep yanılma düş kırıklığı dışında bir şey brakmıyor. Sadece, gerçekelri yok sayarak her karar sonrası kendi kendini kandırmanın ötesine de gidilemiyor. Özellikle son AKP yeniden el koyarak eldeki cılız işbirlikçiliğin yetkielrini de alıp resmen Kuzey Kıbrıs vitrininde kendini güçle göserirken, hala bbazı kararları buradaki koltukçuların kendi iradeleriyle aldığı algısının sürmesi, hep yanıltıcılıktır. Üstelik bu gerçeklerden kaçışla yapılan konuşmalar, K. Kıbrısı anlamak isteyenlere de yanlış bilgilenme verme gibi geniş bir kandırmaca aşamasına da çoktan gelindi.

  1. kıbrısta ekonominin krizde olduğu tartışılmazdır. Ayni şekilde K. Kıbrıs Türkiye eksenli ekonomik yapılanışın da paketlerden koordinasyon komitesini de aşarak, resmen Ankara merkezli yönetilme şekli de gidrek en ufak alana dek yayıldı. Sadece yandaş istihtam etme ve brakılan kırıntıların paylaşımı koltuklara oturanlara brakıldı. Tabi ki koltukta oturmayı da partilerin de yetkisinden koparıp gerektiği anda gece yarısı müdahalesiyle de kurultay dahi durdurulma yaşananı hala canlıdır. Ekonomideki nizami dyeil de gayrı nisami kuralarlın işlediği, ganimet tipi yağma ile kara para tipi hareketlerin de önemli etken olduğu akılda tutulmalıdır. Bunalr dahi unutulmadığı zaman, hemen her karar sonrası salt koltuktaki makamcıları eleştirmekle gerçeklere ulaşalınamayacağı da anlaşılarak eleştirler yapılacaktır.

Ekonomi krizde, yetkiler ise koordinasyon komitesinde. Dahasını saymaya gerek yok. Tam bu sırada toplanan kabine bir karar alır. Yurtdışı kaynakaların ülkeye getirlmesi ve bunun sorgulanmayıp sadece ufak miktarda vergi verileceğini açıklar. Bunu kararnameyle yapar. Biraz demiokratik ortam olsa ve makamakamcılardan birini karşımıza alsak, bu kararın ne özünü doğrudürüs açıklayacak, neden iknasına yanıt verecekti. Zaten, açıklama şekli ve ansızın olması da bunun işreti. Tabi unuturuz: oluşan bağların, protokolelr ve denetleyenler bir anda beyinde yok edilip, sanki hükümetmişler ve kararı onlar almış gibi tüm oklar onlara gönderildi. Ama, kimse bunu kimin önerdiğini ve benzer uygulamaanın dda Türkiyede olduğu pek akla gelmedi. Hem bunların  silikleşip teslim oldukları söylenir, hem de tek başlarına karar  aldığının algısıyla da eleştiri yapılır. Bu tuhaflık giderek normal ülke tartışması gibi sunulup tahminler de yapıldı. Oysa bunların böyle kararı tek başına alma durumu yok. Türkiyenin sayesindeki sözleri hep silikleşip gidildi.

Bir de başka eksiklik var: hep K. Kıbrıs konuşurken belirli kesim gözetilerek yorum yapılır. Oysa K. Kıbrısın defaktolu yapısı her alana yerleşti. Sınıfsal ve emek ekseni de buna göre oluşturuldu. Yurt dışı paralar derken sadace 74 öncesi Kıbrıslılar dyeil, günümüz K. Kıbrısın kendince yurtaş yapılan tümden kesimler içerilmektedir. Bu tip kararların çerçevesi açıllınca, adadaa olan veya benzer konumdaki herkesimi kapzar. Bu hep görmezden gelinir. Ayrıca ayni kararın Türkiyede de alındığını ve uygulandığı da pek vurgulanmaz. Burada kararın özü yasal kritere giremeyen ve kara para nitelikli sermayenin aklanmasıdır. Üstelik, K. Kıbrısta yaşayıp son dönemlrde mafya ilişkileri nedeniyle dışarda olan paralaar da vardır.

Bu kararname hem talimatlı hem de bazı sermaye kesimine yöneliktir. Bu ikilemi doğru okuyalım. Deyişik yöntemlerle bazı sermaye aklanması demektir. Devletin sınıfsal özünü, K. Kıbrıs gibi yerlerin yasadışılık kuralı nedeniiyle gayrı nizami sermaye çekiciliğini birlikte düşünürsek konuyu daha iyi anlarız. Devletin sınıfsal özüyle yorumlarsak, hem yasadışı sermayeyi piyasaya sürecek hem de kendine göre bazı ayarları da yapmış olacaktır. Bu tip devletler sınıfsal egemenlik kararlarını hep aalırlar. Vergi afları, yasadışı sermayenin aklanması gibi kararname veya yaasalarla rahatlatır. Yetmiyor: eldeki kamuya yönelik harcayacağı kaynağı da sermayeye teşvik, destek, hibe gibi deyişik kalemlerle de aktarır. Neolinerral süreçte sosyal haklar kalemleri kesilip özeleştirme ile sermayeye verilirken, kaynkaynakları da sermayeye destekleme fonlarında kulandırır.

Ülke koşulları ve kapitalist gerçeklikle baktığımızda, bizdeki yönetim hem de ansızın bu kararı alması şüpeli. Zaten Türkiye talimatlı davrandıkları de kendi itiraflarıdır. Belli ki hem Türkiyenin takliti hem de bazı çevrelere kolaylık amacıylala bu karar alındı. Net ifadesi, gayri nizami ekonominin yeniden üretilme adımıdır. Bunu normal ülke gibi konuşmak isse gerçekten kaçmanın sadece kolaylaştırmasıdır. En azından Türkiye neden burada da böylesi bir kararnamenin hemen çıkmasını isteiği kuşkusuna da girmemiz önemlidir. Ama, buradaki işleyiş böyle. İşbirlikçi güdük sermayeye aflar teşvikler ve karanın aklanması için arada kararların alınması da şart haline geliyor. Bakalım arada bu kararlla hangi yüzleri göreceğiz. Unutmayın son dönemde yerel güdük işbirlikçi sermayenin bazı alanlarına da müdahalelelr başlatılıp hızlandırııyor. Bütünleşen Anavatanlığın gerçekleri böylesine etrafta dolaşıyor.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Diğer yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,144TakipçilerTakip Et
56AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları