Birazda ekonomi yazsak! – Özkan Yıkıcı

Must read

Son haftalarda cihalete ve ilgisizliğe sığınılsa dahi dövizin fırlaması mutlaka yoğun cep yakmaya başladı. Ama şanıyla “demokrasinin hoşgörü beşiği Kuzey Kıbrısta” bildik sığ yorumlarla ama adına “Uzmanlık” konulan kişilerle “memurun tenbeliği” imgesi konulularak Ekonomik prokram geleceği ezberi tekrarlanıyor. Hatta artık uzaydan dahi duyulan kapitalist kriz ve Neolierbalizmin girdiği çıkmazı sistemin dahi yönetememe gerçeğine karşın, yine birileri “uzman ekonomist” etiketiyle Ezber Neoliberal ilacı okuyarak gelecek öngörüleri sıralıyorlar. Tuhaflığa ve çakışmaya bakın: Tamda Neoliebral uygulamalar sonucu iflas etmenin cepleri dahi yakarken, bu saçmalık bilim adına ekranda dost sohbetlerle sunulmaktadır. Burası elbet Kuzey Kıbrıstır! Dünyada kriz sarsıntıalrla devam ederken, sermaye çevreleri dahi iyi gösterge gösteremediği bir koşulda bizim şanlı ekran dost sistemcil ikdisatcıalrımız kendi sefalet dosyalarını doldurmaya devam ediyor. Sanki dünya bir yana bizim koltuklar öte tarafta duruyormuş gibidir. Birde şu ironi: ısrarla Türkiyedeki AKP başarılı ekonomisinden ağızları dolarak ve sesleri yükselterek anlatıalrla “biz hazırız” mesajını da çakıyorlar. Tüm bunlar bizim ekranda konuşulup Türkiye başarıları ve memur tenbeliklerle işbrilikcilere daha fazla avanta çağrıları sürerken, ceplerdeki dolar URO birden fırladı. Merak etmeyin: Öteki Pilanlama dayremiz yeniden eflasyonu sıfıra yakın göstererek bunu örtmeye gizlemeye devam edecektir. Çünkü tüm rakamlarımız olduğu gibi eflasyonda ısmarlama rakamın altını doldurmak olmaktadır.

Nedense Kuzey Kıbrısta ısrarla genel ekonomiden söz etmek, Kapitalis ifadeyi kulanınca ağzın yanma korkusu ve Neoliberalizmi ısrarla reçetesiyle överek doğrultma kısgacı hala sürmektedir. Bakın ekranlara: Hatta sayın TC Elçisi ısrarla daha hüküemt kurulmadan prokramı açıklıyor, Polyana edalı Sibel hanıma övgüler yağarken nedense paketi bakanlarına dahi sormadan onaylaması kimse tarafından sorgulanmıyor. Ama ille de “Türkiyede Ekonomi başarılıdır” sözcükleri hep tüm sorunlara ilaç gibi sürdürülüyor. Arada biz kapitalimsi veya Neoliberal çöküşü ve sistemin senelerdir krizden krize atlayıp dünyada yoksuluk artışını işsizlik tırmanmasını vurgulayınca, hep ötelenme veya konuşturmama ile yanıtlanarak tek eksene ve yağ yakmaya devam ediliyor. Oysa ikibinelrde herkes Kemal Dervişi ve sora AKP övgüleri yağdırı rakamlarla överken, onlara Türkiye ekonomisinin kırılgan olduğunu ve eşitsizliğin derinleştirildiğini anlatmaya çalışıyorduk. Hatta Derviş ve sorası Erdoğan ekonomik prokramda kamunun ranta açılımı ile dış sermaye hareket temelerinde şekilendiğini bundan dolayı dış sermaye giriş çıkışlarının çok önemli olduğunu anlatık. Büyüyen Ekonominin sıcak para oranı veya yükselen milli gelirdeki dış sermaye götürülerini sıralayınca, şanına şan katanlar bunları hiç duymak istemediler. Özelikle Kapitalist gerçeği ve Uluslar arası sermaye hareket durumalrı hep yok sayarak sadece verilen rakamlarla ve idolojik probagandalarla ekonomiyi bize yuturdular. Hatta şunu söylemeden edemiyecem: Müdür olmak için parti değiştiren, sora müdürlüğünde günümüzde eleştirilen ekonomik yasaların mimarları, şimdi karşımıza sanki onların hiç katgısı yokmuşcasına çıkıp atıp tutuyorlar. Hatta sıkılmadan yaratıkalrının yanlış olduğunu ve işi memurun tenbeliğine dek indirgiyorlar. FakaT: Nedense ekonomik paketlere, ülkedeki gayrınizami sermaye gerçeğini, yeniden sermaye el değiştirme ile Türkiyeleşmeyi, kara para ekonomisinin veya ahlaksız ikdisatı hiç seslendirmeyerek, yandaşa göre paylaşımı, yolsuzluk ve kirli ikdisatı eleştirmeden, sadece kamudaki bazı çalışan aksaklıkalrla güzel Ekonomi konuşuyorlar. Kendielri kendilerini tanımakdan dahi kaçarak!

Cep dolar yakışını ve Emperyalist poeltika gerçeğini anlamanıza bir ufak analiz yapacam. 1998 Yılında başlayan Asya Kaplanları kriziyle artık Neoliberal süreç miyadını doldurdu. Krizler bölgeden bölgeye ve sektörden sektöre sıçramaktadır. Sistem bunu engeleme adına tüketimi borçlandırarak gidermek istedi. Sonuçta 2007 yılında Amerikada patlayan krizle artık sistem sarsılmaya başladı. Bankalar ve şirketler sarsıldı. Ancak Korkut hoca ve Sönmez gibi ekonomisler tamda Türkiye finans merkezleri sarsılacakken, 20 milyar dolarlık bir kaynakla bankaların krizi hafif yaşadığını yazdılar. Gelelim asıl 2009 yılına: ilgili yılda Amerika merkezbankası piyasayı rahatlama ve tüketimi hızlandırma adına finansman nefesi için piyasaya oldukça fazla dolar sürer. Bu para elbet kriz nedeniyle yatırıma girmedi. Sıcak para olarak likilete liman aradı. Tamda Türkiye fayizi ve borsanın yüksek kazandırması nedeniyle sığınacak limandı. Serseri mayın sermayesi Türkiyeye girer. Dış sermaye hareketi yatırım değil, özeleştirme adıyla ele geçirme veya sıcak para olarak piaysaya girer. Bu süreç 2011 yılına dek sürer. Yaklaşık 105 milyar dolar para dış sermaye oalarak Türkiyeye girer. Bunun ekonomiye etkisi Y.9 büyüme rakamı veya yükselen Milli gelirle taşlandı!

Dış sermaye hareketi ve sıcak parayı okuyamayan veya okumak istemeyen resmi çevreler hep “ekonominin köklerinin iyi olduğu, isdikrarlı büyümenin yapıldığını” vurguluyorlardı. Ancak 2011 Sonbaharı sorası oluşan riskler nedeniyle sıcak para Türkiyeden önemli miktarda kaçar gibi olunca Y.9  büyüme birden Y.4 dek geriledi. Dış sermaye ve sıcak paranın ekonomik gerçeği böylelikle ortaya çıktı. Fakat resmi çevreler hala bunu seslendirmiyordu. 2012 yılında yine dış sermaye ülkeye kısa zamanlı sıcak para olrak biraz geriye dönünce yumuşama oldu. Hatta 2013 yılının ilk aylarında borsa ve hisse senetlerinde sıcak pra kazancı doalr olarak Y.16 cıvarında olması, sermaye hareketleri bakımından önemli mesajdı. Bir dip not: Sermaye kaçışlarında Türkiye önemli rantiye açılımlarına rağmen bu düşüş sağlandı. Oysa pilanlı ve üretime dayalı ekonomilerde böylesi iniş çıkışlar olmazdı.

Bu yıl beklentiler öylesine yoğunlaştı ki Uluslar arası Risk kuruluşları farkında olmadan yeni bir sefalet belgesi yayınlıyorlardı. Tıpkı Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Amerikada olduğu gibi! Tamda Türkiyenin olumlu anlamda notunu yükseltirken Amerikan merkezbankasının 2009 yılından beri piyasaya sürdüğü dolarları artık sürmeyip normal halle döneceğini açıklamasıyla birden Türkiyede doalr fırladı ve sermaye kaçışları hızlandı. Bunu uzun uzun anlatmaya gerek yoktur: Cebimizdeki yanıkla zaten yaşıyoruz. Şanıyla Türkiye merkezbankası piaysaya doalr sürme veya fayizleri yükseltmesi dahi doların hızını kesemedi. Hatta en yoğun rant yatırımlarını başlatmasına akarşın Türkiye ekonomik rakamları iyiye gidemedi. Ama merak etmeyin; Bizim Ekonomislerimiz AKP  başarılarını sıralamaya ve onun yönetimiyle dünyaya dersler veya örnek olduğunu anlatmaya devam ediyoarlar. Oysa tüm dünya Amerikan merkezbankasının piyasadaki fazla doları çekmesi ve Almanya Amerikadan iyi rakamların gelemesi sonucu Çevre ülkeleri özelikle Türkiyenin dış sermaye hareketli büyüme stratejilerini oldukça sarsacağını şimdiden ilan ediyorlar.

Şimdilik konuşulmayan ama korkusu hep duyulan önemli başka köpük ise şudur: Piyasadaki değerlerle sanal dünya değerleri oldukça farklılaştı. Sanal dünya normal piyasanın çok üstünde değere sahiptir. Bunun kaçınılmaz olrak eyer kontrolu düşürülmediği taktirde patlama tehlikesi hep beklenen öteki kriz adımı oalrak dünyada salanıyor. Tüm bunarlın bedeli ise işsizlik artışı ve daha yoksuluklar artan eşitsizlik paylaşımı olmaktadır. Ama Sosyalist hareketelrin sınıfsal anlamda önderlik yapamama sonucu oluşan tepkiler ve muhalefet çıkışları değişimle bütünleşemiyor. Bundan dolayı en derin krizlerini yaşayan ve bunu yönetemeyen kapitalistler hala seçeneksiz olrak bir daldan ötesine sıçrayarak krizi ihale ediyorlar.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article