Asrın projesinin son hal-i perişanı – Halil Paşa

yazarın tüm yazıları -->

En çok turiste ulaştığımız yaz mevsiminin en son ayı olan Ağustos’ta gelen birkaç kumarcıyı ve iş insanını da saymazsak, başta 5 yıldızlılar olmak üzere otellerin doluluk oranı çok düşük geçti. Yaz ayında hızlandırılmış ya da ek eğitim için öğrenci de yoktu. Öte yandan pandemi öncesinde zaten krize giren inşaat sektörü de, pandemiyle birlikte durduğu için “kaçak işçi” sayısı da dibi görmüş durumda.

“Bunlar herkesin bildiği konular” der gibi olduğunuzu düşünüyorum.

İyi de azalan nüfusumuza karşılık daha Ağustos ayının ilk haftasından itibaren ülkede su kesintileri de başlamış bulunuyor. Belediyeler ise kendi yerel su kaynakları olan artezyen kuyularını Temmuz ayından beridir artan oranda kullanmakta. Bu arada vatandaşın ödemekte olduğu su faturaları ise sanki TC’den su gelmeye devam ediyormuş gibi kabarık.

Bu konuda kendisini Geçitköy Göletine akan Türkiye suyundan sorumlu sayan UBP-HP hükümet koalisyonundan çıt çıkmıyor. Hükümetten konuya ilişkin açıklamalarından ilkinde, önce Ocak ayında denizde kırılan boruların tamirinin birkaç ayı alacağı açıklanmıştı. Bu açıklama “fos” çıktı.

Sonrasında sanki böyle bir açıklama yapmamış gibi hükümet boruların tamirinin Ağustos ayı sonuna yetişeceğini söyledi. Ayrıca hükümet Ağustos sonuna kadar belediyeler, dolayısıyla da vatandaşın su sıkıntısı çekmeyeceğini açıkladı. Hükümet bu konuda da vatandaşı ve belediyeleri yanılttı.

Şimdi başa dönelim. Otellerde turist, üniversitelerde öğrenci son 10 yılın en alt rakamına düşmüş. Nüfusumuz bir miktar rahatlamış.

Üstelik bir de “Asrın Projesi” diye lebi derya suyumuz var ya!

En son hükümet göletteki suyun Eylül sonuna kadar yetişeceğini de söylemiş.

Varsın söylesin.

Bir de KKTC hükümeti olarak kendi kullandığımız suyun üzerinde değil egemenliği, ya da yetkisi, Türkiye’nin Devlet Su İşleri (Baraj kapağındaki DSİ yazısını hatırlayın) yani bir dairesi kadar denetimi, tamiratıyla dahi ikinci elden ilgili ve bilgili olduğunu söylesin, olsun birsin.

Bu fotoğrafları dün çektim.

Bir tanesinde baraj önüne çekilen taş setin hemen arkasında su dibi bulmuştu.

Diğer bir fotoğrafta, Beşparmak sıradağlarının Doğu yönüne doğu, baraj, kurumak üzere olan bir dere yatağını ve İngilizlerin “ponds” dediği su birikintisini andırıyordu. Bu arada vatandaşın ve turistlerin barajın sularını seyir için kurulan yere attığı teneke kutu, pet şişe, naylon vb. çer çöpten geçilmiyordu.

Belli ki vatandaşın da gelen üç beş turistin morali de iyice bozulmuş. Belediye ise koyvermiş.

Asrın Projesi’nde son hal-i perişanımız bu!

Biz Kıbrıslılara az nüfuslu temiz bir çevrede bol yağmurlu günler niyaz etmek benden, “ver Allahım yağmurunu” diye dua etmek sizden olsun…

- Advertisement -
- Advertisement -

Diğer yazıları

5,967BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,079TakipçilerTakip Et
24AbonelerAbone

YKP basın açıklamaları