yaklaşımlarÖzkan YıkıcıYabancı kalırsanız, gerçeklerden de koparsınız - Özkan Yıkıcı
yazarın tüm yazıları:

Yabancı kalırsanız, gerçeklerden de koparsınız – Özkan Yıkıcı

Yeniçağ podcastını dinleyin

Son günlerde önemli gelişmeler yaşanıyor. Buna karşılık brakın olanları, konu hakında bilgi dahi edilmeme durumu yaşatılıyor. Bir konuda bilgisiz olursanız, kolayca kandırılma derecesinden durursunuz. İlgisiz kalırsanız, haberiniz dahi olmaz. Önünüze konulan durumu ya kabul veya igisizlikle karşılarsınız. Önemli nokta da şu: konu hakında gereken birikimimi oluşturmadıysanız, güncel bilgi edinseniz dahi, yorumlamada hep eksik kalacaksınız. Bütünsel düşünme bakışınız da yoksa, kolayca algı tutsağı da olmanız mümkündür.

Tüm bunlar genelde veya özde yaşananları kavrayamama derecesine sokulursunuz. Çoğu kez olanları ya algı tutsaklığı veya ilgisizce geçirme tutumuna sizi taşır. Son gelişen birçok konuda ne yazık yaancı kalma ile gerçeklerden kopma sonucu, yaşananları anlayamama veya bilmeme moduna dek gelinmektedir.

*****

Konuyla alakalı iki önemli konuyla somutlayalım. Önce genel Kıbrıs ile bölgesel gerçeklik ekseninden başlayalım…

Geçen hafta sonu Lübnandaki Hizbulah örgütü Kıbrısla alakalı açıklama yapar. Ogüne dek Lübnandaki Hizbulah örgütünü duymayanlar dahi olduğunu, ne yazık tanık oluyordum. Hizbulahın açıklaması net idi: Kıbrıs Lübnana karşı özellikle Hizbulaha yönelik isrfail yanında tavır korsa, Kıbrıstaki bazı üstleri vuracağını söyledi. Bu önemli açıklamaydı. Konunun özetini açıklama sonrasında Kıbrıs Lübnan makalesinde yorumladım…

Elbet genel Kıbrıs durumunu, sömürgesel oluşum gerçeği ile geçmişten gelen deneyimleri bilmediğiniz zaman göstereceğiniz refleks de başkadır. Hat da Kuzeyde yaşyorsanız, ilgisizlik veya “urum” deyip geçiştirirsiniz. Güneyde yönetim ise heme karşılık verdi. Tarafsızlıkla kendini savundu. AB hemen desteğini vermekten geri durmadı. Bir karışıklıktır aldı başını gidiyor. Halbuki Hizbulah somut konuştu: kendne karşı alınacak tavrı belirtiyordu..

Özöetlediğim bu koşul önemlidir. Hele biraz Kıbrıs yakın tarih birikimi olanlar olayı dikate alır. Brakalım Hizbulah ne yaparı: genelde bildik Ortadoğu olaylarında Kıbrısın kulanıldığı bilgileri hep vardır. Hiç uzaia gitmeyelim: son iran füzelerini vurmak için buradaki üstlerden uçakların kalkıp füzeleri vurduğu bilgisi, batı basınında dahi yerini aldı. Yine, Gazze kıyımında Kıbrı AB için lojestik üst olarak kulanıldığı da kesin. Anlaşmalar dahi yapıldı.

Bir anlamda, Kıbrısın yakın tarih sömürgeleşme oluşum koşullarının normal davranışı yaşanmaktadır. Bu bilgi eskiklikleri hep doğrunun yakalanmasında engel olunmaktadır. Bir dönem Kıbrısta daha anti emperyalist duruşlar varken, hehr Ortadoğu olayında Kıbrıstaki üstlerin kulanlması eleştirilip protestolar dahi yapıldıydı.

****

Gelelim ikinci konumuza: bunu da Türkiyeden seçtim…

Son dönemde Türkiyede Sinan Ateş olayında devlet içi çelişkilere dek MHP konusu baş gündem oluyor. Salt günlük tartışmaya takılırsanız, yanılırsınız. Hem geçmiş yaşananların birikimi hem de günümüz devlet içi çelişkierle bloklaşma eylimlerindeki siyasal çürümüşlükleri göz önünde tutmanız önemlidir.

Birikiminiz varsa, yakın tarihi hem yaşayan hem de bundan etkilendiriliyorsanız, bütünsel deyerlendirme yapmanız daha kolaydır. Yok eğer güncel hesapla davranıp, devlet içi dönüşüm veya yeniden bloklaşmayı göz ardı edip bakıyorsanız, son günlerin genel MHP ile tek tek olaylarda takılıp kalırsınız.

Birikim önemlidir. Konuları koyacağınız eksen de temel dayanaktır. MHP ile devlet bağını, idolojik aygıt rolunu göz ardı yapmanız yanılmanızı da getirir. Nitekim Türkiyede birçok bilim adamı dahi bu konudaki bütünsel eksiklik sonucu sık sık yanıldıkalrını da gördük. Örneğin doksanların devlet içi yeniden bloklaşma sürecini tam okuyamadıkalrı için MHP demokratlaşmalarından Bahçeli demokratlığına varan tesbitlerle davrandılar. Tabi sonuçta yanıldılar.

Yine, Akşener konusunda da son yıllardaayni tuzağa düşüldü. Meral AKşenerden demokrat çıkarımı oldu. Övgülerle onun demokratlığı vurgulandı. Buda kısa balayı olarak sürdü. Gerçekler hep suratlara vurulmasına rağmen ayni tekrar üretildi. Burada devlet eksenli bakışın eksikliği ve bunu idolojik sınıfsal yelpazeyle bütünleştirilemesinin acı eksikliği oluyordu.

Son günlerde yine MHP konusu gündem. Hem de Sinan Ateş olayı ile sürüyor. Sanki MHP içinde yaşanan ilkmiş gibi de davranılıyor. Oysa MHP tarihinde bu konular hep vardır. Kendi iç çelişkilerinden ciyanet uygulaması da normal siyasi karardır. Çoğu unutu: “davadan döneni vur” kararı bizat Alpaslan Türkeşin kararıydı. Yine MHP süreçte ep devlet içindehdi. MHP hükümetde olmasa da var olduğu milisleriyle emniyetden adalete hep sağ iktidarların can simitiydi. En kritik dönemde MHP dengelerde oynadı. Ecevit hükümetin seçime gitmesi, Erdoğanın birkaç kez ikdidarını korumasında ve son olarak egemen blokta yerini alıp adeta devlet içinde en vurucu yerlerde, adalet de güçlü yapısıyla yerleşti.

Şimdi MHP tartışılıyor. Meral Akşener rüyasının erken uyanarak bozulmasının şaşkınlığı var. oysa onları bu ünvanlarla demokrat yapan birçok kesim, ayni kesimin zzülmüne de uğradlılar. Fakat, Kemalist ve itihatcıların devlet gözüyle yaklaşmaları sonucu böylesi yanılgıları da ep yaşanmaya devam edilecekti. Bahçeliden demokrat çıarma, AKşenerden övünçe başarı beklemenin tekrar tekrar yaşanmasına rağmen ders çıkarılmaması da acı düşünsel travmadır.

Sinan Ateş cinayeti adeta devlet eksenliler içi de epey yahgı tepki getirdi. Bir anlada Akşener paranoyasın ı da örtü. Fakat, MHP gerçeği ile idolojik durum göz ardı edildikçe, devletçilikle genel Emperyalizim bağları yok sahyıldıkça, siyasal çözümleme apmak güç. Zaten KOnrturgerilayla başlayıp, faşist saldırılı süreç, cun taların dahi idolojik merkezli olması anlaşılmaya yaramadıysa, hala demokratlık beklemek hayaliyle avunuluyorsa, solun eksikliğinin yaşansal kanıtlananıdır.

***

Kısaca, güncel yaşanan iki konuda yabancı kalmanın durumunu aktaran örnekleri sundum. Faşizmin Emperyalizmin ve devlet yapısının bütünsel düşünülmedikçe, birikim doğru kulanmadıkça, kolayca algı tutlığına düşüleceği kesin. Sosyalist hareket seçeneksizliğin yaratğı boşlukta da ilgisizlik veya faşist idolojik dolduruşlarla da koşullar kültürleşmektedir. Ozaman hem gerçekerden uzak hem de yarın için umutların cılızlaşmasını getirmektedir. Sanırım hem MHP hem de Kıbrıs gerçeği bunun en somut örnekleridir.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
261AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin