yaklaşımlarHalil PaşaÖksüz Atlar Ülkesinde 2 – Halil Paşa
yazarın tüm yazıları:

Öksüz Atlar Ülkesinde 2 – Halil Paşa

Yeniçağ podcastını dinleyin

Gelelim romanda okuru bekleyen bilgi, belge tadındaki anlatı ve adalı yaşamın yakın geçmişinin unutulmaya yüz tutmuş gerçeklerine…

Müslümanlarda arazi anlamına gelen Fasla sözcüğünün, Rumların ‘i’ teleffuzuyla nasıl Fasli’ye ve sonra da bugüne uzanan bir köy ismine dönüştüğü (Sf.49) bilgisi aklımda en çok yer edenlerden.

Yazar, romanının satır aralarında, 20’nci yüzyılın ilk yarısındaki Kıbrıs’ın sınıfsal kaynaklı yaşam biçimi ve alışkanlıklarına da şu cümleleriyle atıfta bulunmuş: ‘Osmanlı döneminde Paşa torunu, İngiliz döneminde kendilerini Royal Family sayan başkentin Müslüman sosyetesi’ (sf.63);

İngiliz idaresinde memur olmak önemli bir ayrıcalıktı’ (sf.67);

‘Kitabevine aşağı tabakaya ait bir çocuk ilk kez giriyordu.’ (sf.70);

‘Müslüman kızlarını Araplara, küçük çocuklarını zengin konaklarına satan adalılar, bu kez genç erkeklerini paralı asker olarak İngiliz’e kiralamaya başlamıştı.’ (sf98);

‘Albay onların (Kıbrıslıların) majestelerin çağrısıyla değil, majestelerinin şilinlerine sahip olma hayaliyle asker olduklarını çok iyi biliyordu. Zaten adanın fakir gençleri bunu saklamıyor, her fırsatta söylüyorlardı.’ (sf108)…

Bu arada Hasan’ın ustasının kayınpederi Ortodoks papazın da Dünya savaşının parasal getirisine odaklanmış bir Kıbrıslı olarak, Kıbrıslı Elen damadına şöyle bir tavsiyede bulunuyor: ‘At satın almaya bak, eğer savaş çıkarsa ordunun atlara çok ihtiyacı olacak’. (sf.84)

Yukarıda son iki anlatının romanın dikkatli okurunu, o yıllarda, Türk ya da Elen olsun fark etmez, Kıbrıslılara, savaşta bile vatanı değil de parayı düşündüren içinde bulundukları o derin yoksulluk muydu, yoksa biraz da adalı olmanın bencilliği miydi? diye bir ikileme iteceğini yazsam yanlış mı olur; bilemeyeceğim…

Hasan’ın anılarından ve yazarın kaleminden 2. Dünya Savaşına gelince:

‘Katil askerler olarak nam salan Avustralyalılar’ (sf.135); ‘Avustralya ve İskoçyalı askerler tarafından işe yaramaz tembeller olarak görülen Kıbrıslılar’ (sf137) ile ilk kez işittiğim kavgacı ve katil Anzak askerleriyle, Kıbrıslıların bildik munis ve edilgen yönleri öne çıkarılmış.

Kitabın 165’inci sayfasında ise 2.Dünya Savaşına katılan ve tek gayeleri maaşlarını gününde almak olan Kıbrıslı askerlerin, hayatlarında ilk defa gördükleri İtalyan kadın partizanların, para değil ama faşizme karşı savaşıp özgür dünyayı kurma amaçları karşısında düştükleri şaşkınlık var. (sf.165)

Öte yandan kurulan sofrada suyun eksikliğinden şikayet eden Kıbrıslı erkek askerle dalgasını geçen İtalyan partizan kadının: ‘Bizde yem yerken suyu öküzler içer, insanlar yemekte şarap içerler, her yemeğe göre şaraplarımız mevcuttur” cümlesiyle de Kıbrıslı erkek askerlerle dalgasını geçerken bu arada iki coğrafyanın kültürel farklılığına da vurgu yapmış olmasıyla şaşırtır okurunu yazar.

Benim kuşağımın babalarının, dedelerinin uzansak tutacağımız kadar yakın geçmişlerinde içselleşmiş yoksul yaşam hallerini, yakın tarihimizin adalı kültürüne dahil anekdotlarla bezeli bir kitap, Öksüz Atlar Ülkesinde romanı.

Elbette bir romandan, bir biyografiden, kurgusal bir hikayeden Elen ve Türk milliyetçiliğinin ya da EOKA ile TMT örgütü veyahut da adanın iki büyük cemaati arasında zuhur eden düşmanlık ve siyasi cinayetlerin nedenlerini açıklamak fazla iddialı olacaktır. “Varsa da romanın konusuyla sınırlı ve her zaman için tartışmaya açıktır” deyip burada durayım.

Özetle: Okuyun bu romanı.

Çünkü bitirdiğinizde adalı yaşamımızın yakın geçmişine bir yolculuğa çıkmakla kalmayıp, aynı zamanda bilgi, duygu ve düşünce dağarcığınıza da o yıllardan yeni şeyler eklenmiş olduğunu fark edeceksiniz.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
204AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin