yazılariktibasHamas Dehşeti, Popülizmin Bedeli Konusunda da bir ders niteliği taşıyor - Yuval...
yazarın tüm yazıları:

Harari, Washington Post’a yazdı: Bir açıdan İsrailliler yıllarca süren kibrin bedelini ödüyorlar. Bu süre zarfında İsrail hükümetleri ve birçok sıradan İsrailli, Filistinlilerden çok daha güçlü ve üstün olduğumuzu, onları görmezden gelebileceğimizi düşünüyordu. İsrail'in işlevsizliğinin gerçek açıklaması, iddia edilen herhangi bir ahlaksızlıktan ya da erdemsizlikten ziyade popülizmdir. İsrail uzun yıllardır, bir halkla ilişkiler dehası olsa bile beceriksiz bir başbakan olan popülist diktatör Benjamin Netanyahu tarafından yönetilmektedir.

Hamas Dehşeti, Popülizmin Bedeli Konusunda da bir ders niteliği taşıyor – Yuval Noah Harari

Yeniçağ podcastını dinleyin

Şu anda İsrailliler bizi neyin vurduğunu anlamakta zorlanıyor.

Yaşanan felaketi ilk olarak 1973 Yom Kippur Savaşı ile karşılaştırdık. Elli yıl önce Mısır ve Suriye orduları sürpriz bir saldırı başlatmış ve İsrail’i bir dizi askeri yenilgiye uğratmıştı. Akabinde İsrail Savunma Kuvvetleri yeniden toparlanarak inisiyatifi ele geçirmiş ve durumu tersine çevirmişti.

Fakat toplulukların, ailelerin tamamının katledilmesiyle ilgili korkunç olaylar ve görüntüler ortaya çıktıkça, yaşananların Yom Kippur Savaşı’na hiç benzemediğini fark etmeye başladık.

Gazetelerde, sosyal medyada ve aile toplantılarında insanlar yaşanan bu felaketi Yahudi halkının en karanlık saatleriyle karşılaştırmalar yaparak anmaya başladı: Holokost!

Artık insanlar yaşanan bu felaketi Holokost sırasında Nazi Einsatzgruppen’in seyyar ölüm birimlerinin Yahudi köylülerini kuşatıp öldürdüğü zamanlarla veya Rus İmparatorluğu’nda Yahudilere karşı pogromlar düzenlendiği zamanlarla kıyaslıyor.

Be’eri ve Kfar Aza kibutzlarında ailem ve birçok arkadaşım yaşıyor. Onlardan pek çok korkunç hikâye dinledim. Hamas bu iki topluluğun kontrolünü saatlerce elinde tuttu. Teröristler ev ev dolaşarak sistematik bir şekilde aileleri katletmiş, ebeveynleri çocuklarının gözleri önünde öldürmüş, bebekleri ve büyükanneleri bile rehin almış. Hayatta kalanlar dehşet içinde kendilerini dolaplara ve kilerlere kilitlediler, orduyu ve polisi yardıma çağırdılar ancak çoğu durumda, çok geç kalındı.

99 yaşındaki amcam ve 89 yaşındaki eşi Be’eri kibutz topluluğunun üyeleriydi. Hamas bu kibbutz’u ele geçirdikten kısa bir süre sonra onlarla tüm iletişimimiz kesildi. Düzinelerce terörist ortalığı kasıp kavururken akrabalarım saatlerce evlerinde saklanmışlar. Hayatta kaldıklarına dair bir haber aldım.

Ancak hayatlarının en kötü haberini alan pek çok insan tanıyorum.

Halam ve amcam oldukça zor şeylere göğüs germiş. İki savaş arası dönemde (1918-1939) Doğu Avrupa’da doğmuşlar. Holokost’ta hayatlarının büyük bölümünü yitirmişler. Biz ise savunmasız Yahudilerin dolaplarda ve mahzenlerde Nazilerden saklandıkları, kimsenin onlara yardıma gelmediği hikâyelerle büyüdük. İsrail devleti bunun bir daha asla yaşanmamasını sağlamak için kuruldu.

Peki, bu facia nasıl oldu? İsrail devleti nasıl ve neden hiçbir şey yapamadı?

Bir açıdan İsrailliler yıllarca süren kibrin bedelini ödüyorlar. Bu süre zarfında İsrail hükümetleri ve birçok sıradan İsrailli, Filistinlilerden çok daha güçlü ve üstün olduğumuzu, onları görmezden gelebileceğimizi düşünüyordu.

İsrail’in Filistinlilerle barış yapma girişiminden vazgeçmesi ve on yıllardır milyonlarca Filistinliyi işgal altında tutması konusunda eleştirilecek elbette çok şey var.

Elbette bu durum, İsrail ile bir barış anlaşması olasılığını hiçbir zaman kabul etmeyen ve Oslo barış sürecini sabote etmek için elinden gelen her şeyi yapan Hamas’ın işlediği vahşeti haklı çıkarmayacaktır. Barış isteyen herkes Hamas’ı kınamalı, yaptırım uygulamalı, tüm rehinelerin derhal serbest bırakılmasını ve Hamas’ın tamamen silahsızlandırılmasını talep etmelidir!

Dahası, İsrail’e ne kadar suç atfedilirse atfedilsin, bu devletin işlevsizliğini açıklamayacaktır. Tarih bir ahlaklılık veya erdemlilik masalı değildir.

İsrail’in işlevsizliğinin gerçek açıklaması, iddia edilen herhangi bir ahlaksızlıktan ya da erdemsizlikten ziyade popülizmdir. İsrail uzun yıllardır, bir halkla ilişkiler dehası olsa bile beceriksiz bir başbakan olan popülist diktatör Benjamin Netanyahu tarafından yönetilmektedir.

Netanyahu defalarca kişisel çıkarlarını ulusal çıkarlara tercih etmiş, kariyerini İsrail ulusunu kendisine karşı bölmek üzerine inşa etmiştir. Şu ana kadar Netanyahu insanları kilit pozisyonlara niteliklerinden ve liyakatlerinden çok sadakatlerine göre atadı. Hiçbir başarısızlığının sorumluluğunu asla ve asla üstlenmezken her başarı için övgüyü kendinde topladı. Gerçeği söylemeye ya da duymaya çok az önem veren bir lider portresi çizdi.

Netanyahu’nun Aralık 2022’de kurduğu koalisyon açık ara en kötü koalisyon oldu. Bu koalisyon İsrail’in kötüleşen güvenlik durumu da dâhil olmak üzere pek çok sorununu görmezden gelen, bunun yerine kendileri için sınırsız güç elde etmeye odaklanan mesihçi bağnazlar ve utanmaz fırsatçılardan oluşan bir ittifaktı. Koalisyon üyleri kendi menfaatleri doğrultusunda son derece bölücü politikalar benimsedi, politikalarına karşı çıkan devlet kurumları hakkında çirkin komplo teorileri yaydı ve ülkenin elitlerini “derin devlet” hainleri olarak yaftaladı.

Hükümet, kendi güvenlik güçleri ve çok sayıda uzman tarafından, hükümet politikalarının İsrail’i tehlikeye attığı ve dış tehditlerin arttığı bir dönemde İsrail’in caydırıcılığını aşındırdığı konusunda defalarca uyarıldı.

Fakat İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Genelkurmay Başkanı, Netanyahu’yu hükümet politikalarının güvenlik üzerindeki etkileri konusunda uyarmak için kendisiyle görüşmek istediğinde Netanyahu görüşmeyi reddetti. Savunma Bakanı Yoav Gallant buna rağmen alarm verdiğinde ise Netanyahu onu resmen kovdu. Daha sonra halkın öfkesinin patlak vermesi nedeniyle Gallant’ı görevine iade etmek zorunda kaldı. Uzun yıllar boyunca tekrarlanan bu tür davranışlar sonunda İsrail’in başına bir felaketin gelmesiyle neticelenmiş oldu.

İsrail ve İsrail-Filistin çatışması hakkında ne düşünülürse düşünülsün, popülizmin İsrail devletini yıpratma biçimi tüm dünyadaki diğer demokrasiler için bir uyarı işlevi görmelidir.

İsrail hala kendini bu felaketten kurtarabilir. Hamas’a ve diğer pek çok düşmanına karşı hala belirleyici bir askeri üstünlüğe sahip. Yahudilerin çektiği acıların uzun ve derin geçmişi şimdi İsrail ulusunu harekete geçiriyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ve diğer devlet organları yaşadıkları ilk şoku atlatmaya çalışıyorlar.

Sivil toplum daha önce hiç olmadığı kadar harekete geçerek hükümet işlevsizliğinin bıraktığı pek çok boşluğu dolduruyor. Vatandaşlar kan bağışında bulunmak için uzun kuyruklar oluşturuyor, savaş bölgesinden gelen mültecileri evlerinde ağırlıyor ve yiyecek, giyecek ve diğer ihtiyaç maddelerini bağışlıyorlar.

Şimdi, bu ihtiyaç anında, dünyanın dört bir yanındaki dostlarımızı da yanımızda durmaya çağırıyoruz. İsrail’in geçmişteki davranışları hakkında eleştirilecek çok şey var, evet.

Geçmiş değiştirilemez ancak umarız Hamas’a karşı zafer kazanıldığında İsrailliler sadece mevcut hükümetimizden hesap sormakla kalmaz, aynı zamanda popülist komploları, mesihçi fantezileri terk eder ve İsrail’in kurucu idealleri olan içeride demokrasi ile dışarıda barışı gerçekleştirmek için dürüst bir çaba gösterirler…

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
252AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin