Suriye polemikleri ve gerçekler – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Önceki Suriye makalemde de kısaca özetledim: tek tip yaklaşım bazen şaşırtır. Nitekim Mısır ve Sudiler gibi arap ülkeleri ile İsrail eklenerek Erdoğan U dömüşleri yaptı. Karışık olan Suriye için de imaj elirtmekle meşkuldu. Seçimlerden sonra belki kelimesini kesin gibi algılama hastalığının da esiri olundu. Kısaca Suriyenin öteki ülkelerden farkını birkaç kelimeyle yazdım. Özellikle Suriyenin karşıt görülmesi, sistemin Suriyeye bakışı, önemli Suriye topraklarının da işkal altında olma koşulunu hatırlatım. Yine öteki ülkelerin aksine, Türkiyenin ikili politik duruşunu da ekledim. Çünkü Erdoğan seçimden sonra belki görüşürüz derken, öte yandan öteki güçleri ısrarla Suriye içinde fetihçilik yapma fırsatı için ısırarcıydı. Bu ikilemi dahi okuyamayan ne yazık Türkiyede dahi önemli sayıda kendine sol diyen kesimler dahi oluyordu. Takılınann devletçilik ile dış polşitik günahlarını hala anlamaktan uzaktılar. Yine sanki Esatın da hazırolda Erdoğanı beklediği izlenimi de yaratılmaya başlandı. Halbuki öteki arap ülkeleri dahi pazarlıkla yakınlaşmaya girdiler. Bunu en son BAE ve Mısırda gördük. Suriye ise zaten toprağının bir kısmı Türkiye kontrolunda. Ayrıca dünyanın en tehlikeli denilen cihatcıalrı da Türkiye bu işkal bölgesine yerleştirip koruyordu. Bir “”belki” kelimseniden mutlaklık çıkaran politik koşullar, Esatın durumu veya Suriye genel bakışı hiç dikate almadılar. Erdoğanın teslim olduğu yaygarasıyla çelişkileri sıralamaya başladılar. Esatın ne diyeceğini dahi düşünmediler. En önemlisi, Türkiyenin Suriye topraklarında olduğunu,, kontrol edilen topraklardaki idlipte cihatçı emirlik kurulduğunu hiç dikate almadılar. İlişkilerinyumuşaması için de Suriyeden çekilmeği yüksek sesle söylemekten de hep kaçtılar. Sadece kendi şehitlerini söyleyip, örneğin yüzbinlerce öldürülen Suriyeli konusuna da dokunmama mükemmeliyetçilik algısını oynadılar.

Erdoğan seçime yaklaşırken, birçok tavır yapacağını zaten herkes bekliyordu. Bu beklenti Suriye üzerinden oldukça kabarıktı. Suriyeye operasyon düzenleme, Suriyedeki kürt kartıyla oynayıp içteki seçmen dengesini etkilemek, operasyonlarla milli şahlanışı sağlamak ve yetmediği zaman Esatla flört eder gibi konuşarak kafaları karıştırma tavırlarını doğrusu öylesi Kemalist devletçi muhalif kesim karşısında gayet iyi oynadı. İsdiklal cadesi bonbalama olayı ve ısrarla Suriye operasyon kartını oynarken ki muhalif tutum ibretlikti. Devamında da Erdoğan ısrarla en azından bazı Suriye topraklarını daha elde etmek fırsatına sarıldı. ABD ve Rusya iznine ısrarla sarıldı. Bunalr olurken de “belki görüşürüz” demesi dahi tüm öteki gerçekleri bir anda yok saydırtmayı da başardı. Hem de “seçimlerden sonra” cümlesine rağmen. Ne yazık Türkiyede böyle bir kavrayış muhalif gerçekleri de mevcut.

Herkes durmadan operasyon izniyle kalkıp oturan AKP yönetimini görmezlikten gelmeler devam ediliyor. Önceliğe Erdoğanın Esatla görüşmesi konulup eski denilen ile şimdiki denilen farkına sarılındı. Nedense bonbalanan Suriyede ölenler konusunda tıs yoktu. İsdiklal cadesi konusundaki belirsizliği kolayca Kürtlere yıkan Erdoğan hemen havadan uçakları izin alarak uçurtu. Daha ielri gitmejği de istedi. Hala izin çıkmadı. Türkiyedeki tartışmalarda bunları bütünsel sosyalistler ve Kürt muhalif kesimi dışında pek konuşmak isteyen de olmadı. Başta CHP olmak üzere.

Derken karşı taraf ta konuştu. Belli ki Esat seçim kartını da okudu. Birçok ülke özellikle Türkiye okuyuşlarında seçimler ve sonrasının da tahminine bakıyordu. Ama, Esat gibileri daha dikkatli olması gerekirdi. Son terörist operasyonunda dahi Suriyeli onlarca askerin öldürüldüğü bilgisi daha sıcak. Ama, şanlı Türkiye muhalefeti bunu dahi sorgulamadı. Teröre karşı güvenlik operasyonu deyip savundu. Tüm tek tip ve devlet eksenli dar ezberi direk Esat bozdu. Ne tesadüf ki TELE 1 gibi muhalif kanalda tam da Erdoğan ile Esatın görüşme tahminleriyle olasılıklar dar eksende tartışılırken, Esatın Erdoğana yanıtı geldi. Doğrusu bazı sunucuların şaşkınlığı bana güldürü seyreder gibi geldi. Esat hem Türkiyenin Suriyeden çekilmesini, hem desteklediği kendince terör örgütlerine verdiği desteği de kesmesini istiyordu. Dahası, Türkiye Kemalist muhalefetin söyleyemediği gerçeği de koydu: “seçimlerden önce görüşme olamazdı”.

Tele 1 seyrederken Hüsnü Mahali dışındakilerin nasıl birden yorumlama ezber bozuluşlarını da gülerek seyretim. Hüsnü biraz mütavazi davranıp, geçiştirdi. Ama Suriye gerçeği yeniden bize çok önemli hatırlatmaları sanırım inşalah yapmaya yetiyordur. Türkiyenin Suriyedeki kontrolü ölgede yaptıkları ve müdahalesiyle mülteciler konusu hala net olarak konuşulmluyor. Irkçılık veya suskunlukla geçiştiriliyor. Buda Erdoğana ve Akara dilediği kartı masaya koymasını sağlıyor. Demek ki sıra Esatda ezberi şimdilik bazı şartların da gerçekleştirilmesi şartıyla seçim sonrasına kaldı. Bir öenmli olgusu da birçok çevrenin Türkiye politikaları seçimler sorasına dek dondurtma veya oyalama eksenine konulması demektir. Bir farkla K. KIbrısta devam. Fevzioğlunun yaptıkları ortada. Buna da şimdilik Türkiyede ses çıkaran yok. Ne açıklanan yüzyıl prokramlarında nede gelecek tutumlarda K. Kıbrıs hiç hesapta yok. Tabu olmaya devam. Buna alışan buradaki muhalefet de sıra kendine geleceği koltuk günelrini bekliyor. Tabi hayatda kalma şansları da kalırsa.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,234TakipçilerTakip Et
98AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları