Yeni yıl başlangıcında yollar dikenli, etraf zifiri karanlık – Özkan Yıkıcı

0
14

Yeni yıla gireli, 1 haftasını dolduruyoruz. Zaman sıçramasıyla deyişen rakam sonrası, olaylar hızla tırmanıp yeni kötü işaretler parıldamaktadır. Türkiyede başlayan rejim deyiştirme sürecinde hızla dinseleştirme, gericileşme ve otoriteleşme yolunda önemli yeni adımlar atıldı. MİT bina açılımındakai diyanetin dua okunması, yayınlanan bazı kararnamaler, Atnan beyle yeni militarisleştirme milis bilgiler, Lipya macerası adeta olayları teker teker ele alaıp yorumlama zamanını da sıkıştırmaktadır. Hele de medya ya yalan veya hiç konuşmama tutumlarıyla da yanlışların kökleşip politikleşip, kitleseleşmesine de kolaylık sağlamaktadır.

İranın önemli askeri liderlerinden Süleymaninin katledilmesi,Trumpun devamıdndaki davranışları, ırakta giderek daha sert kırılmaların sağlanması,Suriyede idlip kağosunda hamleler, Türkiyenin yeni Lipya macerasıyla oraya cihatcı kesiminden milisleri kulanması, Sadat denilen siyasetin yönetim eksenine konulan ve paramiliterliği anımsatırınan kuşkular, hepsi bu 1 haftanın içine konup gündeme geldi. Buna daha da ekleyecek olursak, Yunanistan, İsrail ve Kıbrısın boru hat anlaşması, Rusyanın bazı bölgesel politik manevraları da sadece etrafımızın nedenli ısıtıldığının ışıklarıdır.

*******

Basit ama hala düşüncede kondurtulmayan acı gerçekle başlayalım: K. Kıbrıs Türkiye yapısal ilişkiler malum. Buna kimisi taşaronlaşma, kimisi daha yumuşak idari alt yapı ve direk yaşananlarla ifadeleştirme kuramı olarak fırsat bulunursa ilhak politik gerçekliklerde sıkışmaya devam ediliyor. Başka paradoks da onca Türkiyeleşme içeleşme gerçeğimize karşın, orda olanların buraya da hem de gayet normal şekilde yansırken, nedense hala Türkiyedeki gericileşme ve siyasal eskiye dönüş sürecini burada hala duymazlıktan geliniyor. Oysa, hamleler net. Örneğin bilimselikten dinseleşmeye yönelik eğitim politikası veya rantla sermaye keksimine teşvikler sürerken, burada buna pek bilgi olarak raslanmaz. Tam aksi, tersinden başarılar diziliyor.MİT açılışında Diyanetin dua okuyarak açması, sadece AKP yetkililerin olma resminin anlamını burada hiç konuşulmuyor. SADAT yapısının ne olduğu, buradaki koşulların nedenli uygun olup tepki gelmeyeceği durumu da sorgulanmıyor.Türkiyenin Lipya hamleleri ve oraya asker gönderme tutumu da sadece hamasetli yalakanın dışına çıkılamadı.Yine, Lipyada eski adıyla ÖSO yapılarının cihatcıları Lipyaya aktarıldığı, onlara vatandaşlık dahi verileceği bilginin de anlamı ile buraya yansıyış endişesi de tısla konuşulmadı. Adalet İslam konferansı adıyla yine Erdoğanın askeri danışmanının hem şeryat yasasını okuması hem de İslam Konfederasyonu kurularak istanbulun başkent olma konuşması da burada endişe veya kuşkularla yaklaşılmadı. Sadece, “Türkiyenin sayesinde ileri gideceğiz* Türkiyesiz biz ayakta duramıyoruz” lafazanlıkları tekrar tekrar söylenen tekerlemenin ötesine gidilemiyor.

Bu arada Rus lider Ankaraya gelmeden önce Şama gitti. Diyeceksiniz “ne oldu”! Sıkı durun; Putin, Şamda Emevi camisinin resimleriyle poz verdi. Bunu da siz bulun.Ayni anda, Ankarada MİT yeni binasının açılımı yapıldı. Gayet normal diyeceksiniz! Diyanet başkanının dualarla açılışı yapması da mı normal? Merak etmeyin, K. Kıbrısta bunların haber deyeri ve politik sorgusuna hiç neden yok.

Yargıdaki bir yaşanmışlık da ibretlik: bu köşemi okuyanlar, kısa zaman önce bir akıl sorunu olan kadın, istanbulda birkaç kişiyi tokatlar. Bu basit haber olurdu da: bunu siyasi mavzeme yapma adına, dayak vurulan Türbanlı kadın öne çıkarılarak, madurluk politikası yapıldı. Ardından kadın yargıya gönderildi. Tüm raporlarda sağlık sorununun olduğu ortaya serilse de tutuklu hali hala devam ediyor. Oysa, genel adalet anlayışında, akıl sorunu olan insanlar yargılanmayıp, yargıya karar verilmezdi. Onların sağlık boyutu önceliği vurgulanır. Oysa, abartılan türban siyasileştirme sonucu kadın sağlık sorunu belli olmasına rağmen brakın cezadan kurtulmayı, hem tutuklanıyor hem de başta Erdoğanın dosyalarını takip eden avukatı bilir kişi tanığı olarak mahkemede rol alıyor. Hani hep “türban mahsunluğu” oynanıp siyasal simge olarak kitleseleştirilmeler vardı ya, şimdi de sağlık sorunu olan kadının birkaç kişiye dayak atmasına rağmen, sadece Türbanlı maduriyeti ile politik kural çirkinliği oynanmaktadır.

*******

Yukarda sıraladığımız ve Çocukların tacizleriyle alakalı yeni yasa tartışmaları devamıyla olanlar Türkiyede yaşanıyor. Bunlar istemesek de buraya da geliyor ve yerleşiyor.Ama bunları daha fazla uzatıp öteki zifiri karanlık yoldakileri de unutmayalım. Nitekim, ABD göstere göstere ve konulan uluslar arası kuralı bağıra bağıra ihlal eden yeni bir cinayet işledi. İranın önemli politik ve askeri liderlerinden Kasım Süleymaniyi hem de ırakta öldürdü. Bunu başka bir ülke gelişmiş kapitalist ülkelere yapsa, hem uluslar arası anbargolar, hem baskılar ve daha da ileri gidip uluslar arası yargıda konu yargılanırdı. Ama, Bleyir BUş yalan söyleyerek ırak işkal edilirken, şimdi de ırakta Süleymani öldürülüyor. Olaya bu yönle bakma yerine, Trump zafer ilan edip tehtitler yağdırırken, dünya kamu oyu sakin olmayı öneriyor. Kimse, ABD nin yargılanması veya ırakta bu cinayeti neden işlediğini sorgulamıyor. Buda günümüz kapitalist politik probaganda oyunlarından birisidir.

Bu cinayet sonrası ırak daha bir karıştı. ırak parlementosu Amerikan askerlerinin ülkeden çıkmasını istedi. Yeniden hatırlatalımn: ırak ABD ve mütefikleri trafından işkal edilip günümüz sonuçları çıktı. Şimdi, Süleymani cinayeti, hem ABD iran gerilimi beklentileri yanında, bölgedeki mezhepsel gerilimin de tırmanmasına koşul hazırlamaktadır. Buna bir de İsrail gerçeği eklenirse, gelişmelerde birçok koşulun kolayca ateşlenme potansiyeli olduğu anlaşılmaktadır. Ek olarak, iran ve ABD seçimlerini de ekleyelim. Bir başka ek de gerekir: iranın elbet rejimini beyenmediğimiz kesin. Ama, ayni yoldaki Türkiye gidişatına da neden eleştiri olsa da kondurtmuyoruz? Dahası, iran ve B.M. kısa zaman önce anlaşma yaptılar. Bu belge de oldu. Ama, Trump bu anlaşmadan çekildi ve irana karşı baskı ile anbargolar uyguluyor. Hani Uluslar arası hukuk?

Bunlar yetmezmiş gibi, doğu komşumuzdaki savaşı yaşanmasına rağmen unutma noktasına gelmişken, şimdi de karışık Lipya olayı ile etrafımız ısınıyor. Bu konu üzerinde de epey yazdım. Sonuçta, Türkiye hem de Müslüman kardeşleri destekleyen tavırla, cihatcı kesimi de taşıyarak taraf olarak katıldı. Bakalım yeni yılın bu adımı sonrasın neler karşımıza gelip yazacağız.

*******

Yeni yıla gireli 1 haftaya ulaştı. Yaşanan gelişmeler ise krizlerin üst noktasına doğru hamleler oldu. Bunlar hem etrafımızda hem de yeri geldikçe buraya da yansıyor. Herhalde Geçitkale hava alanına ihalar boşuna gelmedi.Buraya kimin girip neler yaptığı ise bilinmesine karşın bilinmeme modunda. Ama, yeni yılın yolları dikenli. Etrafta ise karanlık iyice çöktü. Hamaset ve yalanla işbirlikcilik kuralımız da pek tutmuyor. Siyasete olan güvensizlikle ikidebir güçlülük otoriterlik adına güvenlik ve ceza önerileri, ilerdeki daha bir otoriteleşmelerin de şimdiden örülen taşlarıdır.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.