Haberin var mı bapu! – Özkan Yıkıcı

0
8

Bapu lakabı,Yetmişlerden beri Türkiyede başlayan mücadele günlerinden yaşama gözlerini yumduğu zamana dek arkadaşım olan Aydın Beyite koyduk. Gençlikten beri bazı arkadaşlar Aydına “Bapu” diyorduk. Bapumuz yaşama gözlerini yumarken dahi bize bazı önemli araştırma bilgilerini ısrarla anlatıyordu. Hat ta, Kanser hastasıyken, hastaneye gitmeden öbnce bana uğrayıp ayni bilgielri sırf aklımda kalması için tekrarlıtyordu! işte sevgili Bapumuz:sen mezarında sesizce uyurken, eğer kafanı kaldırıp dünyaya baksaydın,senin söylediğin gerçeklerin yaşamda yer bulduğuna tanık oloacaktın! Öyle olacaktın ki zamanında sana görüşlerin nedeniyle önem vermeyen nice muktedir kişi, şimdi senin dediklerinle nemalanma peşinde oluşunun acı gülüşünü yapacaktın… Sen rahatn uyu! Dediklerin hayata geçiyor. Benim gibi olanlar ise senin söylediklerinin kanıtlandığını da yazma görevimizi yerine getireceğiz. Tabi benim dışında aklına gelen olursa…..

Gün, 1 Mart. Artık Kırık Şubat ayı bitip yeni aya girdik. Ben Cuma gecesi makale yazmaya başlıyorum. Aklımda hep bir acı sızı var.Eğer Bapumuz yaşıyor olsa şu sözleri söyleyecekti: “Gördünüzmü, söylediklerim doğru çıktı” diyecekti. Kimbilir, beni değil de bazı üst politikacı ve birokrata yönlenip kendini kanıtlama peşine düşecekti… Dün 28 Şubat günüydü. Normal Şubat ayı sonuydu.Gerçi, “Deniz Gezmişin doğum günü, Yaşar Kemalin ölüm günü ve Türkiyedeki balans ayarlı darbenin de yıldönümü” oluyordu.Yeni bir başka 28 Şubat sayfası daha tarihe yazıldı. Amerikan Katar ortak şirketinin açıklamasıyla resmen Kıbrısta da denizde olsa dahi Gaz yatakları olduğu resmen kanıtlandı! Bu adamız siaysal tarihinde yeni bir sıçrama başlangıcı olma olasığına sahiptir…. İşte o anda, Aydının tekrar tekrar anlatığı ve bizim bazen cidiyeti biraz yumuşatma adına “Bapu” diyerek dinlediğimiz Enerji petrol gaz bilgileri gelip takıldı. Yoldaşımıza olan görevim birden beynimte şimşek gibi çaktı.

Daha kimse konuşmazken, sevgili Bapumuz, bize her buluşmamızda Kıbrısta Petrol ve gaz yataklarından söz etmeğe başladı. Giderek, başına gelen bazı olayları da anlatı. Gün oldu, istihbaratcılar eşiğinde toplantılara da katıldı. Uluslar arası birçok toplantıya gidiyordu. Peşine düşenler olup belgelerim de istiyorlardı. Yemeğe gidildiği veya sohbet yapılırken, evine ziyarete giderken, Bapumuz ısrarla bu ada konumunu tekrarlıyor, bazı belgeleri de arkadaşlara gösteriyordu…

Doğrusu, özellikle Annan planın döneminde ingilterenin üstlerden toprak verip deniz alanı istemesi üzerine Aydın bize ilgili istenen alan üzerinden haritalrla tahminli enerjin kaynaklı belgeleri de gösterdi. Nitekim, hiçbirkimse aklına gelmezken ben Ortam gazetesinde bu İngiliz oynunu yazdım. Şu uyarıyı da yaptım: “İngiltere her ihtimale karşın, toprak verme lütfü ile aslında Kıbrıstan deniz alanı alıp bu zenginliği de ele geçirme peşinde” diye özetledim. Nitekim, Eski köylüm Arif hocayla yazım üzerinde konuşup oda ikna olunca, daha ileri gidip Annan planına hayır cepesine kaydı… Yine Bapumuzun tutumları üzerine, eski KTMMO başkanlarından Ahmet Ömerle konuyu sohbetleşirken,m Ahmet bize: “Bakın; Bir toplantıya Amerikan temsilcisi de geldi. Aydını görünce, bana onu toplantıdan atmamı, salondan çıakrmamı” söyledi” dedi. Ahmet böylelikle aslında Bapumuzun dediklerinin öyle sıradan bilgi olmadığını da anladığını belirti…

Aydın Beyit ölünceye dek bu petrol gaz bilgielrini anlatıp durdu. Hat ta, Mehmedali beye güvenip bazı belgeleri ona verdi. Mehmedali efendinin klasik bakışıyla da hayal kırıklığına uğradığını bizat bana son döneminde sık sık anlatı.

Konuyu fazla uzatmayalım. Aydın lanet kanserden öldü. İki önemli yaşanmışlığına ise fazla yer veren olmadı. Petrol gaz üzerindeki uğraşları ile sosyalist kimliğine pek belirten olmadı. Hele de yine Mehmedali tipi kişilerin ona “demokrasi mücadelecisi” gibi yaşadıklarını daraltı tavırları da benim aklıma takılıp kaldı. Oysa, şimdi Bapumuza hiç deyer vermeyenler, ona dayrede dahi sandalye vermeyen, bilimselik gerçeğine karşın çalışma yaşamında kamuda dıştalama yapılma tüm yapılmışlıklara karşın, direk 28 Şubat günü Bapumuzun haklı çıktığı gerçek haykırdı. Bu herkese bir ibret dersidir..****

Haberin varmı bapu! Bize anlatıkalrın artık yaşamda direk karşılık buldu. Zamanında sana inanmayanlar, şimdi bu pastadan pay alma peşinde. Daha utanmazlıklar da yaşanıyor! Önce denizde kazı olmamsı için uğraştılar; savaş gemileri dahi kazı alanı çevresine yolladılar. Yetmeyince, boruların Türkiye üzerinden geçirilmesini dayatılar. Yine şimdilik zor… Hep uğraşmadan şu ezber keskin kin ile tekrarlandı: “Bizim de payımız var” dediler. Kıbrıs cumhurieytini tanımayan, çalışmalara brakın katılmayı tam aksi engel olmak için tüm yasadışılık olasılıkalrı kulandılar. Sonra sıkılmadan ve Kıbrıs Cumhurieytini tanımadıklarını söylerken “bizim da hakımız var” diyebiliyorlar. Dün araştırma olmaması için tüm seslerini yükseltip “çözümden sonraya dondurmayı” dahi önerirken, sonuç alınınca da pay isteyerek “Kıbrıslı Türklerin de payına düşen” gibi yeni bir esrumana sarıldılar. Tabi karşılık olarak çaba göstermeden pay almakla kalmayanlar, devamında “yağmaladıkları mülkiyetlerin ödenmesi için kulanılsın” diyecek derecede de pişkinleştiler! Buda bizim rantiye işbirlikci talep listelerimizin yeni yağma ganimet sayfası olarak hazırlandı….

Şunu yazmadan edemiyecem: Şu yalan tatlısı bize adeta yuturuldu! Sanki, bulunan enerji kaynaklar eşitdir halka paylaşılıyormuşcasına kafamıza yerleştiriliyor. Olmadığı zaman da hemen içimizdeki fetihcilik faşizmin de dışa vuruşu oluşuyor. Biryanda tüm kaynakları ve özellikle deniz denilen olanakları Türkiyeye teslim ederken, Kıbrısın Limasol gibi yerdeki araştırmalara da sanki Türkiyenin de müdahale etme yasalığı sağlamış oluyoruz. Hiçbir katgı yapmadan pay istemek ama tanımamak ve ayrı olup teslim olmanın yeniden hikayesini de yazdık. Fakat, tüm petrol ve gaz olan ülkelerin haline bakmıyoruz. Sanki enerji kaynakları ülkelere brakılmış algısına takıldık. Uluslrarası şirketler gerçeğini ve bu tekelerin politik gücünü kimse konuşmak istemiyor. Hat ta, Azerbeycan ve Türkmenistanda zengin enerji kaynakları varken, ülkeler zenginmiş gibi gösterilirken, Türkmen ve Azeri kadınların işsizlikten ve yoksuluktan dolayı adamıza gelip nerelerde çalıştırıldığı yüze vurma gerçeği dahi gözden kaçırılıyor! Sanki, hiçbir katgı vermeden, Kıbrıs cumhuriyetini kabulenmeyerek ama işimize geldiği için de bize pay verilmesini isteme düşüncesine kapıldık. Güney yönetimi de baskıalr ve yumuşatma adına fon yasasını geçiriyor. Bu dahi bizim işdahımızı doyurmayarak hem yönetmek hem yarısı hem de boruların Türkiyeden geçip Türkiyeye de pay isteme cüreti vurgulanıyor. Doğrusu işbirlikcilik ve avantalarla yalanlara sarılıp güçle elde etmenin kolaycılık lafazanlıklarını gayet iyi uyguluyoruz.

Peki, ayni durum K. Kıbrısta olsa nederdiniz? Yaanıtı malum. Hele de kendilerine hukukcu diyenlerin Münhasır alan yasalığı gerçeğinden Türkiyenin kabul etme düzeyini hiç söylemeden “Hakımız vardır” demelerine nedemeli? Bu soru zincirini uzatmak mümkün. Hele de Rum düşmanlığı ile Türkiye ile birlikte masalı gayet güzel yatıştırıcı ilaç haline getirildi.Kıbrıs gerçeği veya uluslar arası tekel enerji güçlerini hesaplamadan sanki tüm gaz Kıbrıslılara brakılmışcasına ve işimize gelmeyince Kıbrıslılığı da ret eden utanmazlığımıza bir de milliyetci hak ekleyince işler yoluna giriyormuşcasına devam ediyoruz. Amerikadan israile oyuncunun olduğu bir sahadaki pay paylaşımı gerçeği nedense kimsenin körleşen gözüne parmak basılsada anlamama rüyamız devam ediyor…

Evet sevgili Bapumuz! Dediklerin çıktı. Çıktı da buradaki resmiyet ayni eksende. Bir farkla, çıkan gazın ortağı olarak pay istemektedir. Dün konuşturtmayanlar, engeleyenler, şimdi hak istiyor. Bapu, memleketin hali böyle. Alıştık ganimetcilik ile başkasının gücüyle hava atmaya. Gerçekler vurdukça rüzgar fırtınaya ve fırtına da kasırgaya dönüşürken: “bize de ver” aldatmacası, birielri bizi uyutup elimizdekini de alırken, bu kısır döngü devam edecektir!

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.