Yakında kaybedilenlerin önemli boşluğu ile yazarken – Özkan Yıkıcı

0
4

Hep yaşayıp öğrendim! Akraba veya ırksal veya hemşericilikten öte, insanın gerçekten yaşamında birlikte paylaşarak oluşan doslukkların önemi oldukça yeri doldurulamaz. En sıkıntı anınızda veya sevinç duyup ortak paylaşımda doslukların yeri hiç tartışılmaz. Buna ek olarak birlikte iş yapma ortaklığı veya benim gibi yazım veya müzikte kulanımda imgeleşen kişiliklerin hayata gözlerini yuması veya ilgili yerleri kaybetmesinin de boşluğu birbaşkadır. Ben bunu 1 yıln içinde geçirdiğim göz operasyonunda veya son zamanlarda tam da ortak bazı araştırmalara yoğunlaşmışken ölen dostların boşluğunda yeniden yaşayarak tekrardan anladım. Bu yazımda, çok değil, kısa zaman içinde birlikte tam da önemli işler yaparken, ölen dostların anısına bu yazımı klavyede döktürüyorum….

Lefkede yapılan Mdencilerle ilgili etkinliğe müzikle katılmaya gitiğimde, ozaman sağ olan Türkmen Yoldaşla iyi bir sohbet yaptım. Aslında bazı başka Lefkeli arkadaşlarla çalıştığımız Lefkenin yakın tarihi ve özellikle yakın tarihe konulmaktan kaçınılan eliler dönemi için dosya hazırlıyorduk. Türkmen Yoldaş, bana bazı kişilerle ilişki kurdurtup bu bilgileri derinleştirmemde yardımcı olacağını söyledi. Birazda bu konuda geliştirme yaptık. Fakat, Kanser denilen Kıbrısın ilahi hastalığı bu arkadaşımı da görevimizi tamamlayamadan elimizden geçenlerde aldı. İçim bir boşlukla takılıp kaldı. Konuştuğum başka araştıran Lefkeli dostlarla, kendime güven duyup yeterli hale geldiğimde Lefke dosyasını enazından prokram yaptığım medyada mutlaka yayınlayacam.****

Köylüm ve çocukluğumdan beri iyi ilişkim olan Ali Tabiyat da geçenlerde öldü. Bunun ölüm nedeni yine Kıbrıslılığın öteki yaşam gerçeği olan Trafik cinayeti denilen konudan oldu. Ali Tabiyatla, genelde köyle veya daha genelde Dilirga olaylarıyla ilgili konularda epey sorgulayıcı yardımcılığı oldu. Zamanında biz sol görüşlerle çalışırken, bize epey yardım yaptı. Erenköydeki 74 Sonrası bazı gelişmelerde aLi ile kurulan ilişkilerin tetikleyiciliği oldukça önemlidir. Nedense, Dilirga ve özde Erenköy için kitap yazanlar, bu olayların yazılımına ya hiç değinmedi veya tam aksi kendilerine yontarak hep gerçeklerden kaştılar…

Ali Tabiyatla birçok teşkilat işleri ile birlikte, köydeki bazı konularda birlikte yardımlaşarak çalıştık. Bize epey yardımı da oldu. Gizli denilecek birçok belgeyi tedarik yaptı. Yazılan her Dilirga kitabı sonrası enazından benimle tartışıp, onların önemli yanlışlarını da yakalamakta etkisi oldu. Geçenlerde tartışmalı veya aslında suçu olmamsına rağmen, birilerini koruma ve konuyu kapatma adına yaşanan trafik kazasından Ali kurtulamıyarak dünyaya veda yaptı. Kazadan bir hafta önce, yaptığımız anlaşma ile kendince bazı bilgileri daha bana kasete aktaracağını da belirti. Sonuçta, bir Dilirgalı yardımcı kaynağım da hayata gözlerini yumdu.******

Şefket Rado; Şefket Raadoyu tanıyan çok. Kendi yaşamı da dalgalar şeklinde geçti. Muhtarlığından tutun, ekrana çıkıp konuşma şekline dek Kıbrıslıların önemli simgesidir. Son dönemlerinde ayni medyada prokram yapıyorduk. Onun prokramı benimkinden önce oluyordu. Böylelikle her hafta sık sık karşılaşıyorduk. Önemli yaşanan yakın tarihi yeniden anımsayarak, bazı katılımcılarla daha da netleştiriyorduk. Hele de kimi olaylardaki sırlı isimlerdeki netleşmelerde başka Rado ve bazı eski teşkilatcıların tartışarak sonuca varması, bana önemli yeni birikimler oluşturdu.

Yılın başında eski bir istihbaratcıyla yaptığım prokram öncesi, Radoyla karşılaştırıp olayları sorgulatma taktiğim, önemli sonuçlar verdi. Rado ve ilgili istihbaracı bana onları bazı başka eski teşkilatclılarla birlikte konuşturtmamı önerdiler. Hat ta; Radoyla eski birkaç teşkilatcıyla konuşup, onları da prokrama katma kararı da aldık. Özellikle Kaymaklı gibi konularda direk tanık olanlarla da konuştuk. Fakat, Şefket Rado tam da günü belirleyip yayını yapacakken, önce hastalandı ve ardından oda hayata gözlerini yumdu.*****

Sonay Ademle de ilişkim birbaşkaydı! Onunla her karşılaştığımızda kendine dokunmadan edemiyordum. Sonay da hemen kükreyip karşılık veriyordu. Bakan olduğu ve özellikle 2008 Sosyal Güvenlik yasasında epey tartıştık. Önemli meclis konuşmaları sonrası karşılaşsak “Kahraman Sonay Adem” söyleyişime çok kızıyordu. Mağusada herkesin bildiği Ferdi ve Oktay çekişmesi sonrası Sonay çok sevip bedel ödediği CTP ayrılıp yeni kurulan TKP girdi. Onun da tartışmasını yaptık. Son dönemde karşılaştığımızda şu konuda prokram yapıp tartışmamızı kendisi önerdi! Biz solcular neden bu duruma düştük sorusuna yanıt aramamız gerektiğini söyleyerek, şakadan “Beni Kızdırtmadan böylesi öğretici prokramla derslerimizi aktaralım” dedi. Onun da ömrü yetmedi. Kanserden oda bu dünyadan göçtü… Sonay, salt karşılıklı konuşmalarla değil, Özellikle güncel gazetelerde makale yazdığımda onu önemli imge olarak hep kulandım.******

Yukarda aktardığım kişilerle olan diyaloklarımda hep onlar göçerken benim eksik kalan parçalarımla birlikte yazdım. Bu insanlar artık yoktur. Fakat, birazda ölümlerle yazının donanımlı kalmama adına bazı mizahi kayıpları da ekleyip, gülmek isteyenleri de güldürelim….

Örneğin, bol mizahi mavzeme, karikatür yaratıcılığı yapan Pehlivan Hüseyin, kaybetiği başkanlıkla önemli boşluk yaratacaktır. Papazın satı, Geri zekalılar, gece sokağa çıkmayın,söylemleri ile tarihe mimajlı Kıbrıslı politik simge olarak kazıldı. Meclise pehlivanlıkla kürsü işkal etme veya saldırganlaşması, trafik cezasını kapatıp, onu sızdırtanı görevden alma kararları da artık unutulacak! Çapkınlıkları veya dilinden çıkıp alaylaşan sözleri ile Hüseyin bey benim kaleminme Pehlivan Hüseyin olarak yazılıyordu. Ayrıca, son dolar hikayeleri de giderayak ününe ün katmaya tuğla koydu.

Şimdi, Hüseyin bey partisini hem de ezici oyla birinci sıraya koymasına rağmen, partilileri görevden alıp yerine başka bir simgenin de gelmesine teslim oldu. Doğrusu, mizahcılar veya Karikatüristler gerçekten politik mavzemeyi kaybetmektedirler. Tabi cecesaret gösterip de sanatlarını kulanmaya yöneldilerse.****

Önümüz yine bol mavzemeli günler le bizi bekliyor. Kıbrıslılar aslında konuşmayı seven, dedikoduya bayılan, arkadan atıp tutmayı seven, maraziler döktürmeğe meraklı olan konuşma meraklısıdır! Abartmaya, korkup sinmeye, kendini överek öne çıkarmaya, işbirlikci yalakalaşmaya gayet münasip hale gelmeleri de mümkündür. Onca konuşma ile davranış deryasından da bolca mitler, kahramanlıklar, acımsı maraziler ve ben merkezli hikayeler de üretmektedirler. Sonra dönüp bunları doğru diye tarih yapıp, destanlaştırıp kendi geçmiş ile gününe kondurtup zenginliğinin tadını da çıkarıyor.

Tüm bu özetleri toparlarsanız, oluşan boşlukalrla kendine has kültürleşme gerçekleri arasında bizde K. Kıbrısta hayat ta ayakta kalıp, bir şeyler yapmakla meşkul olmaya devam ediyoruz. Her yeni doğru bilgide ise bolca Mit yanlışa veya kurgulanıp bilim diye yuturulan tarihle karşılaşmaya devam etmekteğiz. Bakalım yaşam daha neleri bize yaşatacak.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.