Tam gaz ileri! – Özkan Yıkıcı

0
122

Salı günü makalemi yazmadan şöylesine bir çok gazeteyi ve BBC sitesini dolaştım. Birden Birgün gazetesindeki Selçuk hocanın güzel basit sözleri konuma oturtulacak net anlatı olarak kafama yerleşti. Selçuk Kandansever Faşizmi özetlerken güzel net basit anlatı yaptı: “Faşizim otoriter yapdır: Otoriter sistemlerde kulanılan ifadelerin içeriği değil söyleyen kişilere bakılarak değelrlendirilir” yani kavramın içerdiği anlam değil, söylenene bakılır. Böylelikle pek bizde kulanımı onutulan Faşizim ve Otoriterlik özeti yeniden belekten çıkıyor. İstemeden beni bazı tartışmalara taşıdı: Eskiden biz Türkiyeli Devrimcilere hep şunu anlatmaya çalışırdık; “Sizi ezen, işkenceden geçiren ve onu değiştirmek için mücadele etiğiniz yapı, nasıl olurda Kıbrısta demokrasi özgürlük yaratacaktır”? Buna ek oalrak Empryalizim ve sınıfsal olguları da katarak faşizmin özünü ve sömürgecilikle ilhakı anlatırdık. Tek eleştirel yapıda kalmayalım; Terssi de oluyordu; içeleştiğimiz Türkiye gerçeği ve burada olanların belgelerine karşın, sanki burayı anlatırken normal ülke gibi aktarılan, başkalarına başka rüya sunan bizdekilerde Kuzey Kıbrısın yanlış algılanmasında önemli katgıları oldu. Sonuçta Kıbrıs Türkiye resmi idolojinin kısgacında hep ötelendirilen gerçeklerle konuşuldu. Tabu oldu. Sadece yükselen devrimci süreçlerde konu biraz aralandı.Son halka ise AKP olayında yaşandı. Hem Türkiyede hemde bize bazı kendielrine “Sosyalist” yaftasını yapıştıranlar birden emperyalist gerçeği, kültürler çatışma stratejisini, serbes piyasa ve Ortadoğu oynunu yok sayarak, AKP iktidar gelişini görmezden gelip heme önemli beklentielrle bu merkeze kayıp savundular. Böylelikle AKP “sol” merkezli uyrukçuluğa takıldılar!

Bunları özetlerken hafta sonu AKP kongresi yapıldı. Daha kongre yapılmadan öylesi beklentiler oluşturuldu ki sanki parti kongresi değil, patlayan devrim hareketiyle önemli altüstler olacakmışcasına probagandası yapıldı. Kürt sorunu çözülecek hatta Öcalanla görüşülecek, ekonomide daha eşitlikli yapı oluşacak, demokratik açılımlar olacakmışcasına yazılar yapıldı beklentiler oluştu. Hep AKP AKP gibi sunulmadı. Olaya parti kongresi olarak bakılmadı. Dahası sistemin bir yaşamla kanıtlanan gerçekleri değil hayalerle kamuoyu ısrarla bir şeylerden kaçırılıyordu. Hatta daha vahimi, olanlar değil hep istenilenler yalan yanlış sunuldu. Emperyalist İngiliz Amerikan basını dahi beklentileri hep yazdılar!

Kıral çıplak yeniden oynandı: Demokrasi beklentili ve Yüzyıl proje bekelentileri ilk adım oalrak medyaya yapıldı. Hemde öven medyaya! Bazı gazeteler görev yapmaları engelendi. Hani hemen anımsandı; Daha önceleri ordu ayni duruşu dindar medyaya yapınca AKP kükrerdi. Şimdi kendi yapınca mekanizma hazırdı: “Bizi eleştirene görev yaptırmam”! Ama medya yılmadı ve bütün gün tek konuşan Erdoğanı canlı yayınla sundu ve bol bol yorum yaptı. Onca göstergelere karşın, hiçbir beklenen sözcük dahi duyulmadı. Ne Kürt sorunu, ne demokrasi vardı; Var olan bildik kelimelerin yeniden tekrarı oluyordu. Hiçolmazsa gazetecilik adına bazıları “beklentiler olmadı” demedi: Ya ne yaptı? Yine abartıyla boş keliemelrle konuyu hep bir yana çektielr.

Salonda başka net resimler vardı. Irak resmi ilginçti; Federal Kürdistan başkanı konuşuyor ve Kürtçe hitap ediordu! Türkiyede konuşulması düne kadar yasak olan ve anadil eğtimi hep ret edilip ötelenen Kürtçe diliyle tüm ekranlardan sesi duyuluyordu! Başka ırak resmi çarpıcıydı; Aranan ve idama mahkum edilen ırak yönetimince “teröris” atlandırılan Haşimide salondaydı! Ama resmi ırak yöntiminden kimse yoktu! Erdoğan ise yaptığı konuşmada Ortadoğudaki yeni Osmanlı anlayışla bölgesel güç olmaktan söz ediyordu. Resim ise Ortadoğudaki Mezhep ayrımını ortaya koyan koyu renkelrle sırıtıyordu. Yalnız dikat; Filistin konusunda bazı gizliden gizleye yeni kayışlarmı var? Ben özelikle Türkiye modeli ve Filistin ilişkilerinde böylesi gizli gizli senaryolar sezinliyorum.

AKP kongresi yapıldı ve sonlandı: Ama sonlanır ve durmadan yükselen tek sesle sanki “saltanatın el deyiştirmesi oluyormuşcasına” devam ederken, etrafa bonba gibi zamlar yağdı. Bunun böylesi kongre sürecinde yapılası ise en başta yönetimlerin ikili rolundaki güveni gösteriyor. Böylesi şaşalı ongrede sokağa zammalrla değişim verme pek kolay alınacak karar olamaz! Merak etmeyin; Yarın rakamlarla oynanıp zamın etkisini daha düşük ve ekonomide bütçe açığının kapatılma hanlesi olarak başarı göstergesi haline sokulacaktır! Zaten zamlar çoğu kez yapılan ahrcamalrın yerine koyma adına başvurulan araçlardan biri olduğu hep bilinir ama onutulur.

Emperyalistler de beklentilere girdiler: En azından AB kelimesini ve amaç olduğunu duymak stediler: Olmadı! Yalan olsada Kürt sorununda bazı güzel tümcelerle probaganda yorumculuk mavzemesi bekeldiler. O hiç olmadı! Şurda biraz şaşırdılar: Hep Ortadoğu etkinlik nutukları ve karizmatik lider göstergelerini gördüler. Bölgesel gücün bölgesel lider oynuyla yüzleşince biraz buruk kaldıalr. Tabi kendi yaratıkları gücün ne olduğunu sorgulamak istemediler. Bir ufak siaysal merkez çelişkisi inceliği vardır. Özelikle Erdoğan Gül farklı sesler gelir gibidir. Siaysal güç olma, iktidar paylaşım ve sıkca kulanılan tarikat cammaat ayrışmalrının olması kadar,özelikle sosyal muhalefeti dizginleyip sistem içi tutma olgusunu onutmayalım. Oluşacak tepkilerin sınıfsal demokratik devrimci çizgiye kalmama adına merkez içi din yelpazeli çelişkiler oldukça örtme rolu oynayacaktır. Amerikan demokrat Cumhuriyet eksenine çok benziyor!

Kısaca; AKP kongresi görkemli abartı beklentielrle sunuldu: Kongre ise buna yanıt vermedi. Ama bütünleşen güçelr yinede durmadan yorumalrla bunu ayakta tutular. Ama kongre ile nasıl demokrasiye önce öteki gazeteciler, sora ekonomik zamlarla yanıt verildi. Nasıl siayset ise salondaki gelenlerle gösterilen nutukların içeriğinde bolca vardı. Ama beklide konuşulması gereken, bir parti kongresi bukadar abartılırsa ve partiden nerde ise saltanat saray konumuna sokulursa, durum böyle garip olur. Sora gözden kaçan, kimse konuşmadan komishyonlar konuşmadan, kongrede tartışılmadan, sadece salonda dağıtılan belgeyle prokram olursa, buna tek adam yönetimi denir.Yalnız bir istencim vardır. Duyduğuma göre Türkiye içişleri bakanı idris Şahin listeye sokulmamış: Şunu önereyim; Şahini Kıbrısla ilgili bakan yapın: Orda deyeri bilinmiyor. Bizdekileri hem takla atırır, hem dedikelrini yapmaya hazır halde bulurken, biber gazını bolca rahatca kulanır, bilgileri mayan tarlası dediğinde en başta ünüversitelerimiz ödülendirir! Onun için Beşir Atalay yerine idris Şahin burasıyla ilgili lider olsun!