BDP Kongresinin gösterdiği – Hakan Tahmaz

0
234

Hafta sonu Ankara’da yapılan olağanüstü BDP kongresinden medyanın yansıttığı iki konu öne çıkıyor.

Birincisi PKK lideri Abdullah Öcalan’ın salona asılan büyük boy posteri. Diğeri, demokratik özerklik projesi kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelere ayrılması önerisinin dile getirilmesi.

Kongrede öne çıkan başka bir konu daha var.

Medyanın görmediği bir başka bir gerçeğe dikkat çekmek istiyorum.

Ama önce bu iki konuya ilişkin düşüncemi belirteyim.

Medya mensupları tembellik ediyor.

Kürt siyasal hareketi demokratik özerkliği 2007 yılın ortaya attı.

Bu tarihten itibaren hep Türkiye’nin demokratik özerklik projesi kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelere ayrılması önerildi.

Kapatılan DTP’nin, bu günkü BDP’nin, KCK’nın, DTK’nın büyütün belgelerinde ve bugüne kadar yapılan üç Demokratik Özerklik Çalıştay’ına sunulan metinlerde Türkiye’nin 20- 25 bölgeye ayrılabileceği savunuluyor.

BDP Eşgenel Başkanlar konuşmalarında bu konuya değindiler ama bu kongreyi öncekilerinden farklı kılan bu öneri değildir. Bu öneri istisnasız bütün kongrelerinde ve toplantılarında bu öneri dillendirilir.

Bu kongreyi daha önceki kongreden farklı kılan bir süredir Kürtlerde gelişen, benim içe kapanma diye tanımladığım eğilimin, çok açık ve bariz bir biçimde kongreye damgasını vurmasıdır.

Kongreye ilk kez Suriye, Irak Kürt parti ve çevrelerden yoğun katılım olması ve seçilen Parti Meclisi ve Akademisyenler Kurulu’nda BDP geleninden gelmeyenlerin çoğunlukta olması bunun bir işaretidir.

Birçok Kürt partisi kongresini izledim. İlk kez Mustafa Barzani ve Kürt siyasetinin diğer popüler insanlar isim isim, tek tek anıldı.

Konuşmalar incelendiğinde, Kürt örgütlerinin birliği ve ulusal birlik öne çıkıyor.

BDP, 12 Haziran seçimlerinde yaptığı seçim ittifakının taktiksel olmadığını, stratejik bir yönelim olduğunu ve bunda ısrar edeceğini gösterdi.

İttifakın bir yanında Kürt farklı Kürt simalar diğer tarafında sol, sosyalist kesim. Fırat’ın doğusunda DTK, batısında HDK ile yürüme kararlılığının çok fazla belirtileri sunuldu.

Medyamız Mesut Barzani’nin Kürtlere yaptığı “silahlara veda” çağrısına takılıp kaldığı için Kürtlerde filizlenen kendi göbeğini kendi kesme eğilimini görmüyor ya da göremiyor.

DTK Eşgenel Başkanı Ahmet Türk’ün geçen hafta Avrupa’da bir konuşmasında dediği gibi Kürtler bölgesel gelişmelerin kendilerini tarih sahnesine çıkarmasının fırsatını kaçırmak istemiyorlar.

Kongre salonunda buram, buram bu hava yansıdı. Bu kokunun riskleri ve fırsatları başka bir yazının konusudur.

Öcalan posterinin kongre salonuna asılması ise bir ilktir.

BDP’nin, Kongre için belirlediği “ “Direnerek Özgürlüğe Yürüyoruz” sloganındaki direnişin önderi ise onlara göre cezaevinde 15 aydır yasağı uygulanan Öcalan’dır.

BDP, Öcalan’ı kurulduğu günden itibaren Kürt Halk önderi olarak tanımlıyor. Bunun ilk kez kongrede resmiyet kazanmasını öne çıkararak manşete taşımak ya da Ankara savcısının yaptığı gibi soruşturma konusu yapmak gerçeğin gizlenmesini sağlayamıyor.

Kürt meselesi üzerine konuşan, yazan istisnasız herkesin önce Öcalan’a baktığı bir ortamda dünyada BDP kongresinde Öcalan posteri asılması kadar doğal bir şey olamaz.

Artık Türkiye bu gerçeklikle yüzleşmelidir. 30 yıl bebek katili ile konuşmayız diyen devlet, onun yazdığı yol haritasıyla Kürt sorununda ilerlemek istediğini Oslo görüşmelerinin kamuoyuna yansıyan kayıtlarından öğrendik.

Onlarca genç ve yazar “sayın Öcalan” sözü yüzünden mahkum edildi. Sonra Yargıtay bunun suç olmadığına hükmetti.

Şimdi de Öcalan’ın posterini asmak, taşımak terör örgütü propagandası oluyor saçmalığı ile zaman kaybetmeyelim.