Son politik gelişmeler: UBP’den UBP’liyi ifşaa

0
90

UBP’li konuşmacılardan demokrasi hakkında çok nutuklar dinledik. Çok şey bildikleri aşikârdır ama yaptıklarıyla aslında sözlerinin eri olmadıkları apaçık ortaya çıktı.

İnsan utanır yahu! Bir bakanına ilçe başkanlığına aday olmaması için yapılan oyun üyelere hakaretten başka bir şey değil. Her işi bırakıp parti içinde demokrasi kavgası başlatmaktan başka bir şey düşünmemeleri gerek ama sineye çektiler. UBP üyelerine açıkgözlük yaparak ilelebet el etek öperek seçtirdiklerinin ve seçtiklerinin menfaat kavgasında maşa olmayı benimsediler. Yoksa mahkemeye bile itiraz dosyalayıp kavga etmeleri veya eksik olsun öyle parti demeleri tek onurlu davranış olurdu. Şerefleriyle pisliğe bulaşmadan hayatlarına devam ederlerdi. Gelecek kuşaklara da yağmacıların mahvettikleri ekonomi yüzünden açılan göç kapılarının kapanmasını umut edebilirlerdi.

Bakan olmadı diye koca doktor adamın başka adaya destek olacağını açıklamasını izlerken neler düşündüler onların yerine kendini koyarak tartan ve isyan eder ama insanlarımız bunlar deyip bu utancı taşımaktan başka yapacak şey yok. Ne yazık ki işte çoğunluğumuz bu.

Bunlar demokrasinin olmazsa olmazı diye nutuk attıkları partilerin anayasaya göre demokratik çalışması şart olan partilerden en büyüğü. Üstelik partiler yasasını beğenmemişler de değiştirme çalışması başlatmışlarmış!

Yasa hukuk demek değildir. Hukuk devleti yasa devleti demek değildir. Yasa insanın yaptığı bir yazılı metindir. Orada her şeyi yazmak olası değil. Onun için yasaların ruhundan bahsedilir. Yasada ilçe yönetim kurulu parti başkan adaylarını destekleme veya desteklememe kararı alamaz demez. Lakin Kurultayda her üyenin aday olma hakkı vardır. İlçe yönetim kurulu bir adayı destekleme kararı alırsa partinin tepeden yönetildiğini kanıtlar. Parti adaylar arasından birini destekleyip diğerleri aleyhine çalışırsa “oligarşinin tunç kanunu” denilen kınanmış ve reddedilmiş bir kanun işlemeye başlar.

İlçe ve sonunda parti meclisi veya yönetim kurulu ve onların ödediği profesyonel kadrolar seçimle iş başına gelmesi gereken yöneticileri tayin ederler. Partiler tarihi bunun örneklerini verir ve bilim bu kanuna karşı nasıl mücadele edilmesi gerektiğini inceler.

UBP Sovyet modelinin seçimli totalitarizminin partileri gibi çalışmaya başladığını aşikâr etti. Demokratik merkeziyetçilik diye övünülerek sözde seçimlerle tarihin en sıkı düzenini kurdulardı, UBP de o yolda ilerliyor. Onlar işçi sınıfı adına bunu yaptılardı, bunlar sermaye sınıfı adına değil menfaat paylaşması adına yapıyorlar.

UBP toplantılarına bakınca görülen anlı şanlı, çok kaliteli üniversitelerden mezun tuzu kuru insanları görünce bu toplumun seviyesini ölçmek olası.

Türkiye’nin emrinden çıkmayacak ve ne yapılırsa sineye çekecek insanlardan başkasına şans tanımamak için işletilen tezgâh sonunda tüm toplumu bu hale düşürdü.

Bunlara en kral yasayı emanet etseniz de çare bulamazsınız. Sistem yasaların savunulmasını içeren mekanizmaları işlevsiz bıraktığına göre ve halkın gözü önünde bu çarklar çalıştırılabildiğine göre umut yoktur. Sistemin baştan gözden geçirilmesi gerek ama tüm yapıyı plüralist toplum anlayışıyla ele alacak güç yok.

Halkın UBP’yi kınaması, merkezi devletin insanları ezen baskı olanaklarını elinden alması gerek. Onun için de seçime kadar eylemliliğini koruması ve seçimde de cezalandırması şart.

 

SİYASETLE HAŞIR NEŞİR OLANLAR NE YAPMALI

Siyasetle meşgul olan en büyük kitle kamu görevinde ve devletin ağır baskısını özellikle maddi çıkarlarıyla tehditlerle sırtında taşır. Özel kesim devletten destek almadan sürdürülebilir tek sektörün olmadığı bir ortamda yaşam kavgasını iktidardan sakınarak geçirmek zorunda. Gizli gizli muhalefet partilerine desek sağlayıp umut etmek zorunda kalan insanlar devletin başındakilerin dikkatini çekmemek için kısıtlı hareket etmeğe çalışır.

Böyle bir zamanda ya tek çare rejim değişikliği deyip işbirliklerinden uzak durmalı ya da bugünkü rejimin içinde temsili demokrasinin insanı özgürlüğünden yoksun bırakan ve devletin baskısından koruyan bir kavgaya katılmak istemesi beklenen demokrasi yanlıları ile işbirliği yapmalıdır.

Seçim halkındır. Halkın içinden demokrasi isteyenler ayağa kalkmalı ve seçilip menfaat kazanmak isteyenlerden uzak durmalıdır. O kadar uzak durmalı ki akla kara ayan beyan belli olmalıdır.

Sittin sene meclis ve hükümetlerde yer aldığı halde tek bir yolsuzluğu araştırtıp da idaredeki yozlaşmaya bir darbe vurmayanlarda cevher hükmedip aralarına alarak meydanlarda güruhun içinde kaybolmamak gerekir.

UBP’yi götürelim sonrası Allah kerim diyenler kalabalığın içinde yitip gider. Onlarla beraber fotoğrafta görülenlere bakan halk bunlar da başka bir cinsleri diye düşünür.

Size özeleştiri yaptık diyen yıllarca bakanlık koltuklarında oturup da tek bir yolsuzluğu veya suistimali araştırtmaya çalışmadığını, idarede yolsuzlukların yapılmasına kapı açan mekanizmanın neresine dokunduğunu göstermeyenlere hesap sormayan bir parti özeleştiri yapsa ne olur ki!

Elmas’ın devlete geçen mallarını yağmaladıklarını ve bunun tarihte görülmemiş büyüklükte olduğunu söyleyene gel de aklan demeyen parti affedilemez. Bir genci ileri sokup da saf guzucuk durumuna düşürerek kendini aklayamaz.

Devlet planlamanın bağlı olduğu bakanlığa oturup vereceği fizibilite raporlarını artık suya sabuna dokunması şartını koymayan birinin sistemi nasıl iyileştirmesini bekleyeceğiz.

Halk bunları görmek ve değerlendirmek zorundadır. Lakin bütün gördüğü böyle gelmiş böyle gittiğidir.

Bir idarenin nasıl ıslah edileceği rejiminden bağımsız ve rejim ne olursa olsun çağdaş devletin konusudur. Onun için halka kendi kendini temizleyen bir sistemin olabileceğini tanıtmak gerekir.

Öyle bir sistem vardır ki kendi kendini temizler ve idareyi şeffaflaştırır. Yönetim bilimi bunu işler. Bunu yaşamayan bir halk bir memurun bir tablo açıklarsa durumu yansıtmasına engel olunabileceğini bilir ama çağdaş sistem engele izin vermez. Engel korkunun miskin ettiği insanlar tarafından çıkarılır. İfşa etti diye cezalanan kişi sayısı devede ulak olsa bile korkutmaya yetiyor. Sistem korkuyu korkmayanların yetki dağılımı sonucu ortaya atılmalarıyla engelleri kaldırır.