RUM TOHUMU VE CEMİL ÇİÇEK! – Yılmaz PARLAN

0
174

Takiyyenin başustası TC Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs’tan sorumlu Bakan Cemil Çiçek nam-ı diğer Çelik Bilek adamıza geldi ve her zamanki gibi nezaketsizligini elden bırakmadı. Aşağılamalarının dozunu artırdı ve bakın neler dedi Çiçek: “Ben orada bağıranlara baktım… Yeşil Hat’tın öbür tarafında bağıranlara ne kadar da çok benziyor. Kutlamalara katılmak için öbür taraftan bu tarafa mı geldiler dedim…” ifade aynen bu. Türkçe tercümesi; önce dalgasını geçti, ardından kendi ülkemizde bizi yabancı görerek ve sendikacılara “güneydeki Rum ırkçıları” yakıştırması yaparak kendi ülkesinde ırkçılığın hangi boyutta olduğunu, Dünya kamuouyu ve parlamentolarında Ermeni meselesi üzerinde vicdanlarda ve idari mekanizmalarda nasıl mahkum olduğunu unuturak konuştu.

Dahası son mohikanlar gibi ülkesinde kalarak doğduğu büyüdüğü topraklarda tek amacı sadece insanca yaşamak isteyen gazeteci yazar Hrant Dink’in binlerce insanın yürümekte olduğu bir caddede adice vurulmasını ve vuranın onca yıl geçmesine rağmen mahkeme mahkeme gezdirilerek bırakın yargılanmasını kemik yaşı küçükmüş ve çocukmuş diyerekten çocuk mahkemelerinde yargılanmasını ne çabuk da unuttu! Bebeklerin seri katile dönüştüğü bir ülkeden geldiğini hatırlatmakta fayda var Çiçek Efendiye! Orda bulunanlar için “güneyden geldiler zannettim” ifadesi ise üstü kapalı da olsa bize “Rum tohumu” demesinin bir değişik şeklidir!  Esas budur işte irdelenmesi gereken…

Ercan’da yaşananlar Sincan’nın kötü bir kopyası

Çiçek o ifadesi ile garantör ülke olarak Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ırzına geçtiğini gözlerden kaçırıp, Ada’nın birleştirilmesi için yapılan görüşmelerde samimi olmadığını da bir anlamda itiraf ediyor. Bizi Rumlara benzeterek aşağılamaya çalışıp, sanki de güneyden gelmek, orada yaşamak ve Rum olmak çok adi asağılık bir şeymiş gibi konuşuyor. Üstelik o insanların geçmişte TMT’nin öz çocukları olduğunu unutarak…  Pişkinliğin bu kadarına pes doğrusu! Öncelikle ona şunu söyleyelim: Sizin ne tohumu olduğunuzu belli mi? Malumunuz Osmanlı büyük bir imparatorluktu! Ama hangi dili konuşursak konuşalım, bizler Kıbrıs tohumuyuz ve bu topraklarda doğup büyümekten onur ve gurur duyarız. Türklük gurur vesilesi olmadığı gibi, Rum olmak da ayıp değildir bize göre. Yoksa siz de “Ne mutlu Türküm” deyip de başı göğe erenlerden misiniz? Biz sizi takunyalı takiyyecilerden biliyorduk ama yanılmışız! Göstericilerin orada bulunduğu saatte, askerlerin tam tehçizatlı olarak eller tetikte onlarca askeri kamyonla üstü açık şekilde oradan geçirilip gözdağı verilmesi ise akıllara Refah Yol hükümetinin düşürülmesine sebep olan Sincan vakasını getirdi. Evet, Ercan’da yaşananlar Sincan’ın çok kötü bir kopyası idi. Öncelikle size yapılmasını istemediğiniz şeyleri siz de başkasına yapmayacaksınız Bay Çiçek. Orada gördüğünüz insanlar yüreği insan sevgisiyle dolu tertemiz insanlarıdır bu ülkenin ve öyle sizin huzurunuzda beş vakit secdeye varıp yalakalık eden, yağ çeken kuklalara hiç benzemezler.

Çanlar çalıyor

Yaşananlar TC için sonun başlangıcını gösteriyordu. Eskiden bayraklarla, halaylarla, nutuk çekilerek karşılananlar artık protestoyla kaşılanıyordu ve bu bir ilkti. Arkası da gelecektir, meşale bir kez yanmaya görsün! Toplum içten içe kaynıyor ve sular ısınıyor. AKP’li yetkililer bir hesap hatası yapmış, öncelikle taşıdıkları nüfusla yerli nüfusu azınlığa düşürmüş, ekonomik değerleri yeşil sermayenin temsilcilerine peşkes çekmiş ve tüm bunlar yetmezmiş gibi iplerini ellerinde bulundurdukları kuklalar vasıtası ile Göç Yasalarını geçirmişler ve topumuzun defterini dürmeye hazırlanıyorlar. Yaşam kalitemizi Türkiye’nin de altına çekerek bu topraklardan açıkça göç etmemizi istiyorlar, nasılsa Yeni Kıbrıslılar yolda! Son 10 yılda onbinlerce insanımız İngiltere’ye göç etmiş, Larnaka’da yüzlerce Türk ailenin yaşaması ise kuzeyin terkedilmesi açısından durumun vahemetini ortaya koyuyor. Tavsiye diye aldırttıkları kararların ekonomiyle uzaktan yakından ilgisi yok. Sürekli nüfus taşınan bir yerde tedbir almadığınız gibi yapılanlar da zaten Cenevre Konvansiyonu’na tamamen aykırı. Eskiler “Yanlış hesap Bağdat’tan döner” derlerdi ya bu da öyle olacak. Son elli yıla damgasını vuran baba Rauf Denktaş dahi uygulamalara itiraz edip bir devletin görevinin vatandaşlarının refah seviyesini düşürmek değil, yükseltmek olduğunu söyluyor. 76 yılından sonra kurulan tüm UBP hükümetlerinde damgası olan Dr. Derviş Eroğlu ise tören alanında yaptığı açıklamalarla yandaşlarını ve yükselen protestoları yatıştırmak için Sömürge Valisi ile ters düşüyor ve zorla yaptırılan yanlışa dikkat çekiyor. Çanlar acaba kimin için çalıyor?

Çiçek çocukları

Kendisini Başbakanlığa fena kaptıran sözde Başbakan Küçük, toplumunu sürekli küçük düşürmekle kalmıyor, toplumun hakkını savunan sendikacılardan “kendini bilmez 3-5 kişi” diye bahsedip konuşmasında, Cemil Çiçek’in adaya her gelişinde birçok mutlluğu da beraberinde getirdiğini söyleyerek AKP yetkililerine nasıl tavla teslim olduğunu çok net bir şekilde ifade ediyor. Onun için yazabileceğim tek şey ne yazık ki tarih sayfalarında artık bir dipnot olarak bile yer almayacak olması. Sevgili okurlar küflü sahnede sona doğru yaklaşıyoruz, Rum ve Rumcu diye itham ettikleri TMT’ci insanlar sayesinde burada bulunduklarını unutanlar utanacaklar! Buradaki işbirlikçileri sayesinde bu raundu da kazanabilirler ama Venezuella’da meşhur bir kelime vardır: “Por ahora” yani “Şimdilik”, ya sonra? Ercan’da toplanan kalabalık, Çiçeğin çocukları değil ‘Soğuk Savaşın’ ipini çeken hareketin bu topraklarda yaşamak isteyen ülkenin onurlu ve gururlu insanlarının Kıbrıs’taki Çiçek Çocuklarının nüvesini oluşturdular!

GÖZDEN KAÇMAYANLAR!

Dönüş yok

15 Kasım Cumhuriyet kutlamaları nedeniyle bir gazetede KKTC’nin en uzun Dışişleri Bakanlığını yapmış şahsiyetle röportaj yayımlandı. Ancak Sayın çevreci eski bakan konuşurken kutlamalara kendisini fazlasıyle kaptırmış ki eski bir bakan, bir devlet adamı gibi değil de, kahvehanede gibi konuştu!

“KKTC’nin ilk dışişleri bakanı Kenan Atakol, Kıbrıs’ta varılan noktanın dönüşü olmadığını belirtti. Kıbrıs Türkü’nün KKTC’yi vatan bildiğini söyleyen Atakol, tüm saldırılara, ambargolara, izolasyonlara rağmen yıkılmadığını söyledi. Ülkenin, demokrasi ve insan haklarına saygısı ile dünyada büyük bir saygınlık kazandığını, belirten Atakol, bunun büyük bir artı olduğunu vurguladı.”

Yukarıda aktardıklarım tamamen kendi ifadesi ama dahası var virgülüne, noktasına dokunmadan aynen aktarıyorum…

“KKTC’nin en büyük sorunlarından birinin çevre kirliliği ve doğa tahribatı olduğuna işaret eden Atakol, “Her yer baştanbaşa bir ‘Dikmen Çöplüğüne’ dönüştü. Doğa katledildi, doğal varlıklar yok edildi. Bunu görmekten büyük ızdırap duyuyorum” dedi.

Kısaca ifadesi böyle sanırsınız ki bu ülkede 8 yıl boyunca Bakanlık yapan kendisi değilde bir başkası idi! Yukarıdaki paragrafta izalosyonlara amborgolara rağmen KKTC’nin tüm kurumları ile çalışıp dimdik ayakta olduğunu demokrasi ve insan haklarına saygısı ile dünyada büyük bir saygınlık kazandığını iddia edeceksiniz, ardından da KKTC’yi baştan aşağıya Dikmen çöplüğüne dönüştüğünü ilan edeceksiniz. Ee bardonnnn! Anlaşılan Sayın Atakol’un ağzından çıkanı kulağı duymuyor ve cumhuriyet kutlamaları başını döndürmüş!

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.