Yeni Kıbrıs Partisi: Kaygılıyız

YKP Yürütme Kurulu Kıbrıs sorunundaki gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle:

  • Son dönemde liderlerin görüşme süreçlerine dair somut bilgilere değil dedikodulara dayanan ciddi sayıda haber üretilmektir. Dedikodular üzerinden siyasi analiz yapmak doğru değildir.
  • Somut olan son zirve sonrası, Türk tarafı sözcüsünün kabül edilemeyecek biçimde suçlama oyununa girmiştir. Sonraki günlerde Akıncı’nın açıklamalarında da benzer bir yol izlenmiştir. Tüm bu açıklamalar kabül edilemez durum yaratmışlardır.
  • Türk tarafı ve onun tezlerini destekleyenler, Türkiye’nin açıklamalarını baz alarak, garantörlerden birinin olumlu tavrına dikkat çekmektedirler. Ancak, adada 40 bin askerini savaş pozisyonunda barındıran Türkiye’nin, gerçekten çözüm istiyorsa, açıklamadan daha fazlasını yapması gerektiğini bütün uluslararası aktörler ortaya koymaktadır. TC’nin asker çekmeye başlaması, ateş hattında düzenleme yapılması olumlu adım olabilir ama Türkiye’nin bu tip adımlar atmayacağı açıktır. Toprak düzenlemesi sıcak başlık olarak masada dururken, TC elçisinin Omorfo ziyareti de provakatif bir harekettir, kabül edilemez.
  • Kıbrıs sorunundaki gelişmeler bir süredir Türkiye-AB ilişkilerine de bağlanmış durumdadır. Bu nedenle Aralık ortası AB liderler zirvesi sonuçlarını görmeden Kıbrıs sorununda ilerleme beklemek, zemini olmayan iddiadır.
  • Kamuoyunun yanıltılmaya çalışıldığı şekli ile 5’li zirve şu aşamada gündemde değildir, olacaksa çoklu olacaktır. Türk tarafı görüşmeci heyeti de, kapalı kapılar ardında açıklama yaptıklarında böylesi zirve için Burgonstock tarzı demektedirler. Bu da Türk tarafının böylesi bir zirve öncesi duruma göre esneme veya koparma için elini “geniş” tuttuğu gösterir, bu davranış da iyi niyetten yoksundur. Türk tarafı böylesi bir zirvede tam olarak kimlerin olmasını istediğini netleştirmesi gerekir, 5’li zirve kabül görmedi, bu yönde kamuoyu doğru bilgilendirilmelidir.
  • “Bütünlüklü çözüm” şekli tıkanmıştır, uluslararası dengeler, AB-Türkiye ilişkileri de düşünüldüğünde ulaşılması çok zor hedef konumuna gelmiştir. Bu yolla sorunun çözülemeyeceği açık şekilde kendini göstermektedir. Liderler Kıbrıs sorunun özünü oluşturacak konulara çözüm methodları getirecek bir çerçeve antlaşmasına yoğunlaşması gerekir. Kalan konular adada yaşayanların siyasi temsilcilerinin katılımı ile oluşturulacak geçici yürütme organında çözülebilir. Çözülen konular hemen hayata geçirilir. Bu yürütme organı daha sonra federal meclisin yasama ve yürütme organlarına dönüşebilir. Böylesi bir çözüm bulma şekli, katılımcı demokrasi açısından da önemlidir. Bırakın sokaktaki insanlar temsilcileri aracılığı ile sürece dahil olsun, çözümü bir arada, birlikte inşa edelim.
  • YKP olarak, çözüme giden süreçte güven artırıcı önemlerin önemine bir kez daha dikkat çekeriz. Maraş’ın yasal sahiplerine iadesi ve yeniden iskana açılması, sürece önemli ivme kazandıracaktır. TC’nin hemen şimdi asker azaltması da diğer önemli güven artırıcı önlemdir.
  • Kıbrıs sorunun çözümü için umutlar tükenmemiştir. Çözüm için doğru yol, liderlerin cesaretlendirilmesi de değildir. Doğru methot, çözüm süreci için doğru yol haritasının belirlenmesidir. Bu da yukarda da vurguladığımız gibi, sürecin çerçeve antlaşmasına yoğunlaşması ile mümkündür.
  • “Çözüm olmazsa yolumuza bakarız” cümlesi eskimiş “kktc’yi tanıtırız” iddiasının güncellenmiş halidir, hiçbir zemini yoktur, tek anlamı statükonun devamını savunmaktır. YKP, çözümsüzlük halinde, doğal gazda yeni lisans antlaşmaları verilmesi gibi silahlı bir gerginliği de içinde barındıran olasılıkları da hatırlatarak, statükonun ciddi şekilde canımızı yakacağının altını çizer
  • YKP, Kıbrıs’ın her iki yanındaki siyasi partilere, sendikalara, örgütlere çağrısı, sürece daha geniş bakılması, çerçeve antlaşmasının ve etki yapabilecek güven artırıcı önlemlerin hayata geçmesi için hareket tarzı belirlemesidir.

Yeni Kıbrıs Partisi: iyi niyet iletilerinin doğruyu göstermesi halinde umut edebiliriz

YKP Yürütme Kurulu, Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Akıncı’nın partilerle görüşmesi sonucu yapılan açıklamalarda Kıbrıs Sorununda açıklamaktan korktukları ciddi ilerlemeler olduğu mesajı iletildi, eğer bu doğruysa çözüm için umut besleyebiliriz. Çünkü benzeri Rumca yayınlarda da açıkça konuşamadıkları ilerlemeler olduğu mesajı verildi.

Ancak Başpapazın müsterih olması çok ilgi çekici olmuştur.

Başpapaz federal bir çözüme karşıdır; onun müsterih olması tek bir anlam taşır. Çözüm modeli olarak ona anlatılan üniter devlettir. Hâlbuki federal çözüm olmayacaksa Türk tarafının kabul edebileceği bir çözüm modeli değil. Her ne ise ona söyledikleri başka bir şeydir.

Anlaşılmaktadır ki taraflar yalnız gizlilik ilkesine riayet etmiyorlar, yanlış algılar da yaratıyorlar. Bu ise yarın referanduma gidilecek bir ülkede yapılacak iş değildir.

Yoksa yapmayacakları şeyi yapıp suçlama oyununu sürdürüyorlar mı diye endişe ederiz.

Ancak şu bilinmelidir ki YKP çözümü istemektedir, desteklemektedir ve meydanlarda her yerde uğraş verecektir. Bir başarısızlık halinde de yolundan dönmeyecek ve abuk sabuk önerilerle karşısındakileri dış baskılara ezdirme niyetinde olanlarla hesaplaşacaktır. Görüşmeciler tarih önünde de sınanacak, barışı tehdit eden bir statükoyu sürdürmek için Kıbrıs’ın tümüne yararı dokunacak fırsatı tepmekle suçlanacaktır.

YKP, hiçbir zeminde statükonun devamını kabül etmeyecektir, bizim için böylesi bir “b” planı kabül edilemez.

YKP, statükonun yıkılması, işgalin ortadan kalkması ve adanın yeniden birleştirilmesi için bir antlaşmanın bulunarak Kıbrıs sorunun çözülmesi sürecine destek vermeye devam edecek. Bu ilkeler çerçevesinde parti üye, sempatizan ve parti dostlarımızı sürece destek vermek için, çeşitli örgütlerin düzenleyeceği eylemlere katılım çağrısı yaparız…

Akıncı, karşıtların yoluna girdi

YKP Yürütme Kurulu Kıbrıs konusundaki gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Zürih’te başlayan görüşmelerde toprak konusunda harita ele alınmadı. Akıncı tarafının sağladığı habere göre harita ve yer değiştirilecekler konusunun ele alınabilmesi için arkasından gelmesi beklenen garantiler ve güvenlik konuları hakkında garantörlerin de katılımı ve şayet Anastasadis’in önerisi kabul görürse çoklu toplantının tarihi saptanmış olmalıdır. Yani uzlaşma sağlanmış olmalı imiş.

Bu durumda daha önce Eroğlu tarafından yapılan beşli toplantı tarihi saptanmadan harita gösterilmemelidir öğüdünü tuttuğu anlaşıldı.

Çözüm güçlerinin kendisini yolcu ederken destek vaat ettiği kişinin çözüm karşıtlarının yolunu seçmesi çok ilginç oldu.

Pile’de ortak operasyonla ülkemizi suçtan koruma operasyonu yapıldı. Alkışlanacak bir sonuç alındı. Ama buna karşın Rum makamları, Türk kurumları ile basit bir işbirliğini göstermek istemedi ve yalanladı. Bu göstergeye rağmen Rum makamlarına garantörler toplantısını başka ülkeler olmadan görüşmeyi kabul ettirmek çok zordur. Bu Kıbrıs’ı garantilere sahip ve garantileri onaylamış bir taraf yapmayı kabul ettirmek olacaktır. Acele ve çok güvenceli bir sonucu garanti etmeden olacak iş değildir.

Bu resmen görüşmeleri neden yalnız garantörlerle yapmamalı neden çoklu konferans yapılmalı tartışmasına çevirmek olur ve kâğıt üzerinde de olsa taviz vermeden çözümsüzlüğü sağlamaya fırsat verir. Becerikli olan belki daha az suçlanır ama bu suçlama oyununun galibi olmaz. Tek kaybeden Kıbrıs olur.

Halkımızı kendi kaderini kendi eline almaya cesaret etmeye çağırır ve bir çözümle bu kaos ortamından uzak yerimizi almak için uğraşa davet ederiz.

Liderimizi diklenmeyecek ama dik duracak kişiye layık davranmaya ve çözüm karşıtlarını izlememeye çağırırız. BM genel sekreterini izlemek ve dünyanın desteğini almak amaç olmalıdır.

Trafik “milli” şovlara dönüştürülemeyecek kadar ciddi konudur

YKP Yürütme Kurulu, Kemal Dürüst’ün Güzelyurt-Lefke yolunun trafiğe 15 Kasım tarihinde açılacağını açıklamasını değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Kemal Dürüst’ün Güzelyurt-Lefke yolunun trafiğe 15 Kasım tarihinde açılacağını duyurması, trafikte ciddi mal ve can kayıplarına neden olan kazalar yaşanırken, hala bir şeylerin öğrenilmediğini ortaya koymaktadır.

Lefkoşa – Güzelyurt yolu geçmiş yıllarda tam anlamı ile tamamlanmadan açıldı ve orada bir sürü kaza yaşanmıştı. Bu güzergahtaki yol güvenliği de hala tartışmalıdır. Güzelyurt – Lefke yolunda da, özellikle çemberler hala daha tamamlanmamış, çalışmalar sürmektedir. Yol resmi olarak açılmamasına rağmen, kullanılmaktadır ve süren çalışmalardan dolayı, şantiye alanı tanıma girmektedir, iş makineleri orda çalışmalarını sürdürmektedir. İş sağlığı ve güvenliği kuralları çerçevesinde bile yolun bugünden ulaşıma kapatılması gerekmektedir. Bunun yanında Türkiye’den gelen firmaların kendilerine göre ters olan Kıbrıs’ın kuzeyindeki trafik akışında, daha önce yaşanan virajlarda ters eğilim verilmesi gibi konular da yeteri kadar etüt edildiğine inanmamaktayız.

Lefke daha yeni, 29 Ekim’de ölümlü trafik kazasının acısını yaşadı. Dün de Güzelyurt Lefke yolunda biri kiralık iki aracın yüzyüze çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 4 kişinin ağır yaralandı. Yani bölgede trafik ciddi bir sorundur, kazalar hızla artmaktadır. Böylesi koşullarda Kavşakları ve çemberleri yeteri kadar aydınlatılmadan, yol güvenliği tamam olmadan, banketleri ve refüjlerinde çalışmalar devam ederken yeni Güzelyurt-Lefke yolunun trafiğe açılması başka ölümlü trafik kazalarına davetiye çıkaracaktır. Bundan ciddi kaygı duymaktayız, yetkilileri hatadan dönmeye çağırırız.

YKP olarak altını çizerik ki trafik “milli” şovlara dönüştürülemeyecek kadar ciddi konudur…

Çözüm ve Barış Platformu, ilk ziyaretini YKP’ye yaptı

24 Ekim, Pazartesi saat 12:30’da Çözüm ve Barış Platformu heyeti, Yeni Kıbrıs Partisi’ni, YKP Genel Merkezinde ziyaret etti. Toplantıda YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı, Parti Meclisi üyeleri Alpay Durduran ve Hamit Aygün hazır bulundu.

TAK'ın haberi

Haber: Doğuş Özokutan Çiftçioğlu – Fotoğraf: Süleyman Önal

(TAK): Kıbrıs’ta federal çözümü savunan örgütlerin yeni oluşturduğu Çözüm ve Barış Platformu heyeti, siyasi partilere yönelik ziyaretler çerçevesinde ilk ziyaretini Yeni Kıbrıs Partisi’ne (YKP) yaptı.

YKP Genel Merkezi’nde yer alan ziyarette Platform temsilcileri ve YKP yetkilileri, Kıbrıs sorunuyla ilgili görüş alışverişinde bulundu.

 

HAMİT: “ÖNCELİKLİ HEDEF FEDERAL ÇÖZÜM”

Ziyarette konuşan Çözüm ve Barış Platformu temsilcisi Mertkan Hamit, 45 örgüte ulaşan Çözüm ve Barış Platformu’nun Kıbrıs’ta yeniden birleşme ve barış konusunda çalıştığına işaret etti.

Bu kapsamda hem Kuzey’de hem Güney’de siyasi partilerle görüşeceklerini dile getiren Hamit, “Amacımız hem siyasi partilerin tutumlarını daha iyi anlamak, görüşme ve barış sürecinde yapılabileceğimiz müdahaleleri belirlemek aynı zamanda bundan sonrası için nasıl iş ve güç birliği yapabileceğimizi görmek” dedi.

Öncelikli hedeflerinin Kıbrıs’ta federal bir çözüme varılması olduğunu dile getiren Hamit, çözüm olsun ya da olmasın bundan sonraki sürece hazırlanmak için çalıştıklarını dile getirdi.

 

KANATLI: “PLATFORMUN OLUŞUM SÜRECİNDE SİYASİ PARTİLERİ DIŞARIDA BIRAKMAK YANLIŞ”

YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı ziyarette yaptığı konuşmada, Kıbrıs konusunun YKP için en başından beri önemli olduğunu dile getirerek, kaygı duydukları bir süreçten geçtiklerini dile getirdi.

Kanatlı özellikle daha özlü konulara geçilmediği koşullarda topluma umut mesajları verilmesinin hatalı olduğunu düşündüklerini belirtti.

Daha önce Annan Planı’nda hiç konuşulmayan “sarih çoğunluk” kavramının kabul edilebilir olmadığını söyleyen Kanatlı, “dönüşümlü başkanlık olmazsa referanduma dahi gitmeyiz” ifadesinin yeni kırmızıçizgiler çizmek anlamına geldiğini ve doğru olmadığını kaydetti.

Şu anda tarafların sadece pozisyon alır durumda olduğunu savunan Kanatlı, “Umarız ki platform liderlerin tavrından bağımsız daha önce alınan kararların hayata geçmesi için tavır geliştirilen bir pozisyonda olur” diye konuştu.

Kanatlı konuşmasında platform kurulurken siyasi partileri dışarıda bırakarak sonra partileri bu gibi ziyaretlerle sürece dâhil etmenin yanlış olduğunu söyledi.

“İki lider karar verecek ve bu iki liderin kararından sonra toplumlar buna tabi olacak yaklaşımını doğru bulmuyoruz” diyen Kanatlı, Kuzey İrlanda Modeli’ne benzer bir yöntem izlenmesi gerektiğine inandıklarını kaydetti.

 

DURDURAN: “DURUMU GÜÇLEŞTİRECEK ADIMLAR ATILIYOR”

Kanatlı’nın ardından söz alan YKP Parti Meclisi Üyesi Alpay Durduran ise Kıbrıs sorunu konusunda alınmış Birleşmiş Milletler (BM) kararlarına işaret etti.

Bu kapsamda alınan “Durumu güçleştirecek adımlar atmaktan kaçının” kararına işaret eden Durduran, kimsenin bunun üzerinde durmadığını, gerek inşaatlarla gerek nüfus konusunda alınan adımlarla çözümü olanaksız hale getirecek adımlar atıldığını dile getirdi.

Durduran, Kıbrıs sorunun çözülmesinin önündeki güçlüklerin konuşulması gerektiğini ifade etti.

İşe yaramaması için Meclis araştırma komiteleri çoğunluğu iktidar partisine verilmeye devam ediyor

YKP Yürütme Kurulu meclisin çalışma şeklini ve araştırma komitelerinin işlevsizliğini eleştirdi, öneriler yaptı. Konuyla ilgili açıklama söyle:

Meclis en üst araştırma ve denetleme organıdır. Gerçekten güçler ayrılığı olsa mecliste araştırma yapılırsa gerçeklerin ortaya çıkması için her olanak vardır. Var olmalıdır. Ancak sakat yönetimimizde meclis hükümet kuruluncaya kadar yararlanılan bir araç haline gelir ve hükümetle iktidar partilerinin kuklası olur. Onun için dileyen ve halkın istemi varsa hemen araştırma komitesi kurulur ve unutturulur.

Bu gerçek gözümüzün önünde durur ama önemsemeyiz. Siyasi partiler halkın uyutulması için evet demek gerektiğini düşünürse araştırma komitesinin kurulmasına razı olur ve genelde oy birliği ile kurarlar. İşe yaramaması için de komite çoğunluğunu iktidar partisine verirler.

Buna göz yuman medya sadece haber verip böyle komite olmaz diye eleştiri yapmaz. Medyada konuşanlar da meclis görevini yapmadı derler ama sakat kuruluşa eleştiri getirmez.

Komiteye giren mebuslar da sanki doğal bir şeymiş ve hükümetin adamlarını koruması için doğal davranıyormuş gibi buna boyun eğerler. Meclis içtüzüğünü değiştirip de mebuslara araştırma yapabilmek için gereken olanakları sağlamak için ısrar etmezler. Bir kez araştırma yapabilmek için komitelerde değişiklik önerisi dile getirildi ise de ileri gidemedi. O öneri de eksiklikleri giderecek etkili değildi.

Mebus araştırma yapmakta yeterli değildir. Araştırma yapmak uzmanlık işidir.

KTHY hakkında araştırılacak çok şey var. Müsteşar ve müdür çağırıp dinlemekle de olmaz. Üst kademe tamamen siyasi kadrodur. Yani siyasilerin atadığı ve sorumlu kişidir. Onun komiteye çağrılması yetmez. Devletin ilgili tüm görevlileri düşünülüp aralarında güvence de verilip konuşturulması ve müfettişlere yani uzmanlara görev verilmesi hakkı üyelere verilmelidir. Komitelere çağrılacak kişilerin saptanmasında bir mebusun talebi yeterli olmalıdır. Komiteye bilgi vermeyen ve araştırma yapmayan cezalandırılacağını da bilmelidir. Doğru söyleyeceğine emin olarak ifade vermeleri sağlanmalıdır.

Meclissiz demokratik hukuk devleti olmaz ama kendine hükümeti denetleme olanağı verilmeyen bir meclisle de olmaz.

Polis tüm suçların soruşturulması için görevlidir. Polisin meclisin çağrılarına yanıt vermesi gerekir, polis istihbarat da meclise çağrılmalı, mali şubesinin müfettişi de çağrılmalıdır. Askere bağlı çalışması da engel olmamalıdır.

Bunları sağlamadan Ercan skandalında araştırma yapmak sonuç vermez. KTHY’nin batırılmasının veya Digitek vergi sorununun açığa çıkarılması olanağı yoktur.

Polisin Ercan’la ilgili dosyası olmasın olamaz. Ombudsman raporu elindedir. Kim polise engel oluyorsa ortaya çıkarılması sakat noktaları aydınlatacaktır. Sistem elden geçirilmelidir.

Polis istihbarat da komitelere çağrılmalıdır.

Halkımız ve basın yayın ve medya bu sistemsizlik iddia ve gerçeklerine isyan etmelidir.

 

Girne II. bölge emirnamesi iptal edildi, Girne Belediyesinin yıkım kararını bekliyoruz!

YKP Yürütme Kurulu, Girne II. bölge emirnamesinin mahkeme tarafından iptal edilmesini değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Mahkeme kararı ile son ilan edilen Girne II. bölge emirnamesi iptal edildi. Mahkemedeki duruşmada savcılığın savunma yapmaması önemliydi. Bu da şunu gösterdi ki hükümet daha önce de yaptığı gibi hukuki görüş almadan, birileri çıkar sağlamak için yasa çıkarır, emirname ilan eder, karar alır çünkü onların yasalar, usuller umurunda değildir. Zaten burası hukuk devleti değil!

Serdar Denktaş’ın belli ki yasalara saygısı falan da yoktur. Bu konularda hukuki görüşte almaya ihtiyaç hissetmez ve “tüm emirnameleri kaldıracam” diye de kahvehane üslubunda açıklamalar yapabilmektedir.

İyi İdare Yasasını açıp madde on biri okusa orda “çevre ve imarla ilgili konularda, ilgili bölgede ikamet eden özel kişilerin tamamına açık danışma toplantıları düzenlenmeden idari işlem yapılamaz” dendiğini görecek, emirname kaldırmanın da idare işlem olduğunu fark edecek ama buna ihtiyaç duymuyor. Kötü olan yüksek maaş ile bakanlıklara istihdam edilen bir sürü danışmandan da hiçbiri Serdar Denktaş’a “danışmanlık” vermediği belli oluyor. Zaten ortada belli kesimlere rant sağlamaya yarayan kilit yerleri belli başlı kişilerce tutulmuş kurulu bir düzen vardır, TC da bu düzenin devam etmesini için siyasi tercihlerini kullanmaktadır.

Bunun yanında Girne Emirnamesi tartışmalarında gözden kaçmaması gereken diğer konu, Ülkesel Fiziki Planının da ciddi şekilde ihlal edildiğidir. Ülkesel Fiziki Plan aslında daha sonra yapılacak olan İmar Planları için bir altyapı oluşturmaktaydı. Haritalar incelendiğinde de, Girne için, deniz kıyılarına yapılaşma baskısı olduğu yazılmakta, yani idareciler açık şekilde uyarılmaktaydı ama nedense Ülkesel Fiziki Plan’da yazılanların tam tersleri yapılarak aslında imar planlarının da şimdiden sakatlanması önü açılmış oldu.

Ülkesel Fiziki Planda “Girne üzerindeki turizm gelişim baskısını hafifletmek ve Girne’de daha fazla kitle turizmi büyümesinin kontrol altına almak ve sınırlandırmak , kıyı boyunca alternatif ilgi çekim merkezleri oluşturmak” gibi amaçlar yazılırken, bu ihlal edilmeye, kitle turizmine yönelik izinler verilmeye devam etmektedir. Ülkesel Fiziki Plana bu koşullarda sahip çıkmak, bu rant düzendeki yağmayı durdurmaya çalışmak önümüzde ciddi bir görev olarak durmaktadır.

Örneğin eğer Denktaş Ülkesel Fiziki Plana birazcık baksa ya yüksek maaşlar alan özel kalem müdürü, danışmanları kendisini bilgilendirse Dikmen Belediye Başkanı kendisini ziyarete gittiğinde söyleyeceği, ‘evet, Ülkesel Fiziki Plan’da bu bölge mutlak koruma bölgesi gösterilmektedir, buna uyacağız” demesi gerekirdi ama kendisi gene kahvehane konuşması yaparak “bana güvenin gerisi merak etmeyin” gibi reklam filmleri andıran açıklama yapabilmektedir. Çünkü aklındaki izinler vermeye devam edip, yağmadan kendine nasıl çıkar elde edebileceğini düşünmektedir.

YKP olarak, eksiklerinin farkında olarak, buna rağmen eldeki en kapsamlı çalışma olduğundan dolayı Ülkesel Fiziki Plana sahip çıkıyoruz ve herkesi de sahip çıkmaya çağırıyoruz. Ülkesel Fiziki Plana uygun imar planları yapılabilmesi için hükümeti de çevreyi ve imarı etkileyecek kararlar almaktan vazgeçmeye çağırıyoruz.

YKP olarak, Girne Emirnamesi ile ilgili mahkemenin kararı ışığında da, Girne Belediyesini eski Zeyko yağ fabrikası alanında yapılan otelin kaçak kısımlarını da hemen yıkmaya davet ediyoruz.

YKP olarak, Çatalköy Belediyesini de şimdiki emirnameye uygun hareket etmeye, deniz kıyısındaki otel inşaatlarını durdurmaya çağırırız!

YKP, Syriza’nın 2. Kongresine ve Avrupa Sol Partisi Yürütme Kurulu toplantısına katılacak

Syriza’nın 2. Kongresi 13-16 Ekim tarihlerinde Atina’da gerçekleşecek.

Kuruluş kongresinden 3 yıl sonra, Avrupa’da, dünyada ve Yunanistan’da önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreçte gerçekleşecek Radikal Sol Koalisyon, Syriza’nın 2. Kongresinde hükümette ve Avrupa genelinde hem yaşananlar, hem de izlenecek politikalar tartışılacak…

Kongreye YKP Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı da katılacak.

Kanatlı, 13 Ekim’de Atina’da olacak, 14 Ekim’de ayrılacak…

 

Yeni Kıbrıs Partisi’nin de gözlemci üye olduğu Avrupa Sol Partisi (EL) Yürütme toplantısı 15-16 Ekim tarihlerinde Budapeşte’de gerçekleştirilecek. YKP’yi temsilen Yürütme Kurulu üyesi Murat Kanatlı toplantıya katılacak…

Toplantılarda uluslararası durum ve gelişmeler, çeşitli çalışma gruplarının raporları, Avrupa’daki ve ülkelerdeki sosyal ve siyasi durum değerlendirilecek. Aralık ayında gerçekleşecek Avrupa Sol Partisi Kongresi hazırlık çalışmaları ve politik dökümanın değerlendirmeleri de toplantılarda değerlendirilecek…

Kanatlı, 16 Ekim’te adaya dönecek…

 

YKP soruyor: “Girne’de neler oluyor?”

YKP Yürütme Kurulu Suat Günsel’e verildiği iddia edilen arazi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Açıklama şöyle:

Skandal önce eski Zeyko yağ fabrikası yerinin birilerine peşkeş çekilmesi ile başladı, sonra yasadışı kat tartışması ile devam etti, hükümet dönüp yasadışı katları yasallaştırmanın yolunu açma için emirname çıkardı, emirname mahkeme kararı ile şimdilik durduruldu. Ama bu tartışma sürerken Serdar Denktaş’ın oğluna arazi verilmesi ve izinleri olmadan otel inşaatına başlaması da gündeme düştü, yeni emirname ile bu da yasallaştırılmaya çalışılıyordu, bu da durdu.

En son isim konusunda mahkeme kararı olan Suat Günsel’e bir üniversiteye SİT alanı olduğu da belirtilen bir arazinin verildiği haberleri gündeme düştü. Hem peşkeş çekilen arazinin durumu, hem de mahkeme kararlarını dinlememekte kararlı hükümetin aslında ismi yasal olmayan bir kuruma 49 yıllığına kira sözleşmesi yapması dikkat çekicidir.

Üniversite paravanlığı ile kimi kişilere peşkeş çekilen ne ilk ne de son arazidir. Daha önce de kampüs yapsın iddiası ile Karpaz’da özel koruma bölgesindeki bir arazi de Akpınar’a peşkeş çekilmişti.

Girne’de yaşananları kaygı ile takip etmekteyiz. Girne İnisiyatifinin sürdürdüğü mücadeleyi desteklemeye devam edeceğiz.

Hükümeti umutsuzca yasalara saygı duymaya çağıracağız ama yasadışı iş yapması genetiğine işlemiş bu kişilerin bizi dinleyeceğini düşünmüyoruz. Böylesi koşullarda tüm alanlarda mücadelenin sürmesi tek çıkar yol olarak önümüzde durmaktadır.

Durduran: Akıncı ve Anastasiadis iyi çocuğu oynuyor

Eniz Orakcıoğlu – Yeni Bakış

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Parti Meclisi üyesi Alpay Durduran, Yeni Bakış’a müzakere sürecini değerlendirdi.

“Çözümünü sağlayacak hazırlıkları yapmadılar”

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) Parti Meclisi üyesi Alpay Durduran, Kıbrıs Sorunun çözümü ile ilgili liderlerin ve BM yetkililerinin açıklamalarını basından takip ettiklerini belirterek, “Bu bağlamda edindiğimiz bilgi ve izlenimlere göre taraflar Kıbrıs sorununun çözümünü sağlayacak hazırlıkları yapmadılar. Yandaşları ve güç aldıkları çevrelerle görüşüp önemli kararları almadılar ve esas sorunlar havada kaldı. Esas olarak kabul etmedikleri görüşebilecekleri ve ilerleme oluyor havası yaratabilecekleri konuları görüştüler, sonunda onları da kapatmayarak, çok önemli konularda görüş ayrılıkları da vardır dediler. Gelinen nokta budur çok çalıştılar ve Kıbrıs sorununu çözemediler diye bir nokta yoktur” şeklinde konuştu.

“İyi çocuk görünme politikası”

Sorunu çözmek için tarafların çalışmadığını savunan Durduran, “Kıbrıs Türk tarafı Türkiye ile görüşüp de Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümünü kabul edip etmediğini anlamaya çalışmadı. Bu nedenle de Kıbrıs Sorununun uğraşılıp çözülmedi diye değerlendirme yapılması yanlıştır. Müzakere sürecinde tarafların birbirlerini suçlamasını da doğru bulmuyorum, çünkü bu oyunu bilerek oynamaktadırlar. Birleşmiş Miletlerde bu olay da suçlama oyunu diye nitelendirilmektedir.  Başka çevreler ve biz de oynanan bu oyunu iyi çocuk görünme politikası olarak yorumluyoruz. Kısacası görüşüyor gibi yapıp, bu işi askıda bırakıyorlar” dedi.

“Garantiler almak gerekir”

Kıbrıs Sorununun ne zaman çözüleceği hakkında bir ipucu olmadığını söyleyen Durduran, “İlgili devletler ve Birleşmiş Milletlerle bu konularda iki tarafın yaklaşa bileceğini gösteren garantiler alması gerekir. Aksi halde ‘şimdi görüşün de önemli noktalara geldiğinizde size görüşlerimizi söyleriz’ şeklinde tutumları kabul ederek görüşmelere gitmek yanlıştır. Bu tarihte de görülmüştür ki böyle konular önce ilkeler üzerindeki uzlaşma zeminini hazırlamaya bağlıdır. Bu olursa 2-3 günde bu iş biter” şeklinde konuştu.

“Türkiye ile konuşulmalıydı”

Durduran sözlerine şu şekilde devam etti; “O kadar teferruat konuşuluyor ki sanki bundan sonra kurulacak federal bir Kıbrıs Cumhuriyeti hiçbir sorunla karşılaşmayacakmış gibi. Bu doğaya aykırıdır. Bize göre doğru yol oturup Türkiye ile konuşulup, Siz Kıbrıs’ı ayrı bir devlet olarak kabul etmeye hazır mısınız diye sormaları gerekirdi? Eğer şartlar da kabul edilirse o zaman görüşmelere başlanırdı.”

“İki taraf da AB’den korkuyor”

Kıbrıs’ta iki tarafın da Avrupa Birliğinden ve Birleşmiş Milletlerden korktuğunu söyleyen Durduran, “AB yardım etsin ama çözüme karışmasın diye açıklamalar yapılıyor. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon’dan sürece daha fazla müdahil olmasını istedikleri halde, hakemlik istememektedirler. Şu an bunu dillendiren Rumlar olmasına rağmen, Türk tarafının isteği de budur. Söylememelerinin sebebi ise Rumların zaten buna engel olmasından dolayıdır” diye konuştu.