YKP: “tek yol, direniş”

95

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı, Kıbrıs’ın kuzeyindeki son gelişmeleri değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Ülke yangın yeri… Hangi taşı kaldırsak altından TC yardım heyeti çıkmakta…

DAK/DAİ devir sürecinde bunu bir kez daha yaşadık… Artık yetkililer bunu saklama gayreti bile göstermiyorlar, sabah Bakanlar Kurulu DAK/DAİ devrini onayladı, akşamüzeri TC yardım heyeti ile buluşup karşılığını almak için masaya oturdular…

Buna benzer pazarlığın Kooperatif Merkez Bankası için de sürdüğünün birçok delili ortalıkta dolaşmaktadır…

TC’li sermayedarların şirketlerine devredilecekler listesi kabarık… Telefon, elektrik, Koop-Süt ilk akla gelen… Ercan Havaalanı da bunlar içinde…

Ama bunlar yapılırken her türlü muhalefet de susturulmaya çalışılıyor… Sendikal mücadele bu nedenle ciddi bir saldırı altında… Bu nedenle “reform” altında dayatılanlarda görülmesi gereken taşeronlaştırmalarla sendikacılığın yok edilmeye çalışıldığıdır da aynı zamanda…

Polis terörü de artmaktadır. Her türlü muhalefetin üzerine her gün şiddet dozunu artıracak şekilde polis saldırı düzenlemektedir. Bunlar yapılırken de eylemler sırasında polisler ısrarla kimliklerini gizlemeye çalışmaktadırlar…

Polis Genel Müdürü’nün basın mensuplarına çağrı yaparak basın olduklarını gösteren belgeleri görünür şekilde taşımalarını talep ederken ayni şeyi polislerin yapmamasının yalnızca polisin bilinçli olarak şiddet uygulamak ve yargısız infaz yapmak için kimliklerini gizlediklerinin, resmi polislerin bile isimliklerini bu nedenle bu tür eylemlerde çıkardıklarının artık net olarak biliyoruz…

Eylemler sırasında sivil giyimli polis ve askerin sivil işleri mensupları talep edilmesine rağmen görevli olduklarını gösteren kimliklerini göstermemektedirler…

Türkiye’de bile polisler kasklarına numaralar yazarken Kıbrıs’ın kuzeyindeki polis yapacağı voyvodalığını gizlemek için üzerinde olması gereken isimlikleri bile çıkarmaktadır…

Bu tür davranışlar kabul edilemez olduğunu vurgular ve şiddetle kınarız…

Bu kınama yalnızca polis teşkilatına değildir, bu şiddeti direk veya dolaylı destekleyen hükümet olduğu iddiasındaki yönetimedir de… Ocak’taki eylemde Tayyib’in fırçası sonrası pusulayı şaşıranlar, Tayyib’in emri doğrultusunda şiddetin dozunun artmasına seyirci kalmaktadırlar… Resmi olarak Kıbrıs’ın kuzeyindeki polis de Tayyib’in emri altındadır ve bu nedenle bu şiddetten Tayyip de sorumludur…

Yeni özelleştirme ve yasal düzenlemeler yoldadır… İşbirlikçiler, protokolü eksiksiz uygulamak için çok çalışmaktadırlar ama buna rağmen gerçek emri vereni gözden kaçırmamak gerekir…

Her şeyin Kıbrıs sorunu çözülmeden bu sorunların üstesinden gelinebilmesinin de olanağı yoktur.

Bu nedenle aynı anda hem TC’ye ve işbirlikçilerine karşı mücadeleyi yükseltirken, aynı zamanda Kıbrıs sorunundaki süreci de zorlamamız gerekmektedir…

Hala umut vardır ama geleceğimizi kazanmak için önümüzdeki tek yol direniştir…