POSTACI GÖREVDE

130

YKP Yürütme Kurulu Sekreteri Murat Kanatlı Kıbrıs sorunundaki son gelişmeleri değerlendirdi. Konu ile ilgili açıklama şöyle:

İkili görüşmeler yeniden başladı…

Başlayan görüşme süreci üzerine çok şey söylenebilir ama öncelikle üstünde durulması gerek konu Eroğlu’nun tavrıdır.

Birkaç ay önce postacılık görevini üstlenen Eroğlu, daha görüşmeci ekibini kurmadan TC’nin dışişlerinin eline tutuşturduğu mektupları Hristofiyas’a ve BM genel sekreterine iletmesi ile postacılık görevinde ne kadar hızlı olduğunu ortaya koymuştu. “Sarayı açacam” laflarını unutup, buradakilerin görüşlerini almadan TC’dekilerle ‘uzun’ diye iddia edilen 3 saatlik toplantı ile yol haritasını çizdiklerini kamuoyuna açıklamıştı ama bugün oldu Kıbrıs’ın kuzeyinde çizilen yol haritasından da kimsenin haberi yok!

Sonra, Müzakere Heyeti ve Müzakere Danışma Kurulu üyeleri açıklandı. 2004’te Talat’la Bürgenstock’a giden ekibin 5’i Eroğlu’nun ekibinde de var. Dr. Kudret Özersay, Ergün Olgun, Osman Ertuğ, Seniha Birand, Gülfem Veziroğlu 2004 yılında Talat’la birlikte Bürgenstock gitmişler, görüşmeleri yürütmüşlerdi, şimdi Eroğlu ekibindedirler. Mustafa Kemal Gökeri ise 2006 yılında New York temsilciliğine Talat tarafından atanmıştı. Gökeri, Talat’la birlikte birçok toplantıya katılan, New York’taki birçok teması Talat adına yapan ve yürüten isimdi, şimdi o da Eroğlu ekibinde… İşin ilginci 1991 yılında da ayni görevin yardımcılığına Denktaş tarafından atanması hatta bundan da ilginci 1996-1998 yılları arasında zamanın Dışişleri Bakanı Taner Etkin’in Özel Kalem Müdürlüğü’nü yapmış olması.

Böylesi bir heyetin nasıl ve kimler tarafından oluşturulduğu açıktır, bu nedenle YKP postacılık tanımı bir kez daha yerli yerine oturmaktadır.

25 ve 26 Mayıs tarihlerindeki temaslarla da ikili görüşmeler yeniden başladı. Görüşmelerin şeffaflaşacağından bahsedenler bu sözlerini hızlı şekilde unuttular ve masaya otururken nasıl bir yol haritası ile oturduklarını açıklamadılar…

Diğer vaatleri de hatırlayıp bazı soruları burada yeniden sormakta yarar var; Ulusal Konsey veya komite kurup TC ile oluşturdukları görüşleri mi değiştirecekler, yoksa bu Konsey ya da Komite TC dışişlerinin görüşlerini pazarlama işlevi mi görecek? Dediğimiz gibi kapalı kapılar arkasında ne konuştuğu nelere karar verildiği açıklanmadı acaba TC dışişlerinin Eroğlu ve ekibine yaptığı önerilerin, çizdiği yol haritasının tümünü seçim döneminde vaat ettiği gibi halkla paylaşacak mı?!

Bunların cevabı elbette “hayır”dır ama kimse daha iki-üç ay önce verilen sözlerden dolayı Eroğlu’nu ciddi ciddi kınamayacaktır. Zaten Talat da bu yolu izlemiş, Denktaş da bu yoldan geçmişti. Asıl konu Türkiye otur derse masaya oturacaklar, kalk dersa kalkacaklar, ellerine tutuşturulan belgelerin de dağıtımını itina ile yapıp Türkiye’nin iyi bir hizmetkârı olduğunu ispatlayıp bundan kar elde etmeye çalışacaklar.

Kişilerle uğraşmakla, bir iki kişinin değişmesi ile statüko yıkılmayacağı gibi birkaç kişinin değişmesi ile karşı devrimin de olmayacağını çok derin solcuların anlaması gerekirdi. Belki anlamaktadırlar ama buna uygun hareket etmemektedirler ve hala Eroğlu üzerinden umutsuzluk pompalamaktadırlar…

YKP, sürecin gerçekten ilerlediğinin ortaya somut olarak konmasını talep etti, etmeye devam etmektedir. Bunun yolunu da daha önce ortaya koymuştuk. Bir kez daha altını çizerek tekrarlıyoruz ki bölgesel askersizleştirmeler, asker miktarının ve silahlanmanın azaltılması, yeni geçiş noktalarının hemen açılması, Maraş’ın iadesi, Maronitlerin evlerine hemen geri dönüşleri gibi konular turnusol kâğıdıdır ve bu güven artırıcı önlemlerin hayata geçirilmesi görüşme sürecinin seyrini ciddi şekilde etkileyecektir. Başka türlü bu sorun, görüşmek için görüşmeden öteye gitmeyecektir.

Görüşmelerin verimliliği açısından bir çerçeve antlaşması da gündeme alınmalıdır. Çerçeve antlaşması ve bunun uygulanması için uluslararası kurumlar tarafında güvencelendirilmiş yol haritası bizi bir çözüme taşıyabilir. Diğer türlü ucu açık, “her şeyde uzlaşılmadan hiçbir şeyde uzlaşılmamış sayılacak” ilkesine dayanan görüşme maratonlarının bizi gerçekten çözüme taşımasının olanağı yoktur.

YKP, Kıbrıs’ın ve Kıbrıslıların birleşmesi için mücadelesini sürdürmekte kararlıdır. Bunun için mücadelesini kişilerle değil rejimle yapmaktadır. Rejim içindeki değişikler, rejim değişikliği ile ayni anlamda değildir, bu nedenle YKP’nin temel mücadelesi olan rejime karşı mücadele de devam etmektedir.

Bu temel düşüncelerle yeni başlayan görüşme sürecindeki tavrımız geçen dönemin devamı olacak, yakından takip edip, gerek güven artırıcı önlemler gerekse de tartışılan konulara yönelik gerek yurtiçi gerekse yurtdışındaki örgütlere aktif olarak sürece müdahale edip, süreci hızlandırmaya çalışmaya devam edeceğiz, çünkü artık kaybedecek zamanımız kalmadı…