YKP Gençlik olarak Anti-Militarist Barış Harekâtı üzerine düşüncelerimiz

92

2010 yılının baharında bir çağrı ile bir araya gelenler anti-militarist eylem/konser yapmaya karar verdiler. Barışarock gibi bir eylemceydi akılda olan; konser ile sözün söyleneceği eylem hali…

İlk başlarda birçok olası tarih konuşuldu; Ayşe’nin tatile çıkış günü olan 14 Ağustos tarihinde uzlaşıldı.

2010 yılı içerisinde her şey kolektif işledi. YKP Gençlik, BKP Gençlik, Kıbrıslı Gençlik Platformu, Baraka Kültür Merkezi ve Doğa Dostları Derneği ile bağımsız genç aktivistler, bu işi ilk kez 14 Ağustos 2010’da başarılı bir şekilde gerçekleştirdi.

Evet, başarı göreceli bir kavram… Bu organizasyon neyi başardı? Kitlesel bir şekilde Kıbrıs’ı ikiye bölen askeri işgal hareketinin ikinci safhasının yıldönümünde, herkesin militarizmi iliklerine kadar hissettiği bir günde, yüzlerce gençle birlikte, bir meydanda anti-militarist bir eylemce gerçekleştirmek başarı idi… Çeşitli duruşları olan yapıların bir araya gelerek böylesi zor bir eylemceyi gerçekleştirmesi de ayrıca başarı olarak kabul edilmeliydi.

Bu başarı öyküsünün devamı olması gerektiğine inanan yapılar, birkaç ay içinde bir kez daha kollarını sıvadı ve hızla 2011 yılı için hazırlıklara başladı.

YKP Gençlik, BKP Gençlik, Kıbrıslı Gençlik Platformu ve Baraka Kültür Merkezi olarak yola devam kararı verildi. Yola çıkıldığında KSP gençlik ve Barikat Gazetesi de bu sürece katılmaya karar verdi. 4 adet geçmişten gelen örgütün yanından bir örgüt ayrılmış, iki yeni örgüt katılmıştı. Bu trafik, yapının dinamizmini oluşturdu. Sekterlikten uzak, çeşitliliği içinde barındırmaya müsait, içindeki bağımsız genç aktivistleri de gözeten, örgüt yönetimlerinde kararlar alıp, oluşan ortak yapıya dayatmayan bir anlayış ile bir araya gelebilmek bir diğer önemli faktördü elde edilen başarıda. Katılan örgütler bu yapıyı ikinci organizasyonda zorlanarak da olsa korumayı başardı.

2011 yılındaki eylemce, gene Selimiye’de, gene 14 Ağustos’ta gerçekleşti ve öncekinden daha başarılı oldu. Artık daha kitlesel, ne yaptığını daha iyi bilen, daha tecrübeli büyük bir ‘Anti-Militarist Barış Harekâtı tayfası’ olunmuştu.

2012 yılındaki etkinlik için de Aralık 2011’den itibaren toplantılar başladı. Mayıs 2012’ye gelindiğinde, gerekçe olarak ortaya konan aşılması zor, örgüt yönetimlerinde alınmış esneyemeyen kararların neden olduğu zor tartışmalar yaşandı; ama toparladık, dağılmadık, bölünmedik, sadece biraz eksildik. Geçmiş yıllardaki gibi kimi örgütler aramızdan ayrıldı. Anti-militarist Barış Harekâtı, 2010’dan beri organizasyona dâhil üç örgüt YKP Gençlik, BKP Gençlik ve Kıbrıslı Gençlik Platformu ile bağımsız genç aktivistlere katılan Feminist Atölye ortaklığında 14 Ağustos 2012’ye hazırlanıyor. Bu yıl da anti-militarist ideolojiyi yaymak, beraber durmak, beraber öğrenmek, beraber genişlemek için lojistik hazırlıklar son aşamasında, şunun şurasında eylemceye sayılı günler var…

 

Neden Anti-Militarist bir karşı duruş?

Üzerinde yaşadığımız adada hala daha ateşkes halinde bitmemiş olan savaş, anlaşılamamış bir barış ve altı farklı ordu bulunmaktadır. Coğrafyamızın toprağı ve kültürü militarizmle yoğrulmuştur. Her köşe başında bir militarist heykel yükselmekte, etrafımız bayraklarla donatılmakta, okullarımıza askerler sokulmaktadır. İşgalci, kadınların bedenlerini denetim altına almaya çalışmakta, uğruna ölecek çocuk doğurmaları fetvası verilmektedir. Kurulan bu militarist düzen temelinde, şovenizm, ırkçılık ve ataerki günden güne hayatımıza daha çok nüfuz etmektedir. Tam da bu coğrafyada, işgalin pekiştirildiği bu günde, militarizm karşıtı bir söz söylemek, askersiz bir bölge talep etmek, inadına dans etmek, özgürlük sloganları haykırmak bizce farz oluyor.

 

Anti-Militarist Barış Harekâtı’nda bölünme var mı?

Anti-Militarist Barış Harekâtı’nda bölünme yok, ayrılanlar var!

Çünkü ortak yapıdan organizasyonun ismini, sloganlarını ve çalışma şeklini değiştirmesini gerektirecek oranda çekirdek örgütlerden ayrılan olmadı. Ayrıca 2010’dan beri süreçte var olan Baraka Kültür Merkezi’nin ayrılışı başka bir gündem üzerinden gerçekleşti.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi 2010’dan beri son iki organizasyonda sürekli olan dört örgütten üçü, YKP Gençlik, BKP Gençlik ve Kıbrıslı Gençlik Platformu, her yıl olduğu gibi yeni katılan örgütlerle beraber organizasyon çalışmalarına devam ediyor.

Bu nedenle süreci bölünme değil, ayrılık olarak değerlendirmek gerekir.

14 Ağustos’ta iki farklı etkinlik olması da bölünme olduğunu göstermez. Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın son 2 yıldır kitlelerle randevusu bu tarihte, Selimiye Meydanı’nda olduğu için aynı güne, benzer saatte başka bir etkinlik koymanın etik olup olmadığı yorumunu yapmak elbet okuyanın takdirine kalmıştır.

Anti-Militarist Barış Harekâtı; adıyla da şekillenen, anti-militarist, işgal karşıtı, enternasyonal dayanışmaya yaslanan, eylem halinden dolayı sokakta, meydanda, Selimiye Meydanı’nda olacak olan bir eylemcedir. Yani aslında hem eylemdir, hem konserdir. Anti-Militarist Barış Harekâtı politik bir eylemcedir, sahneden söylenecek olan sözün önemine değer veren bir yapılanmadır.

 

Dayanışma v Metalaştırma; “para ödendi mi?”

Net olarak söyleyebiliriz ki Anti-Militarist Barış Harekâtı’na katılan hiçbir gruba sahne alması için ücret ödenmedi, böyle bir taahhütte de bulunulmadı.

Müzik sistemi, konukların ulaşımı ve matbaa masrafları için ihtiyaç duyulan finansal kaynağı karşılamak üzere herkese “dayanışma katkısı” koyması çağrısı yapıldı.

Yurtdışından gelen konukların barınma ve yemek gereksinimleri ise otel gibi lüks ama ‘masraflar’ adı altında normalleştirilmiş çözümlerle değil dayanışma, paylaşma yolu ile çözülmekte…

Anti-Militarist Barış Harekâtı’nı düzenlediğimiz son iki 14 Ağustos’ta, stant açan kitapevinden tutun da yiyecek içecek satışı yapanlar, az veya çok eylemce alanından çeşitli kesimler ‘gelir’ elde etti. Gelirlerin çok az bir kısmı organizasyona katkı oldu, önemli bir kısmı ise kişiye veya kuruma finansal getiriye dönüştü. Yaşadığımız kapitalist toplumun ilişkileri neticesinde orda ‘kendi halinde bir bütçe’ oluştu, bundan bazı kesimler gelir elde etti.

Yaşadığımız ve bizim de değişmesi için mücadele ettiğimiz bu kapitalist toplum değişinceye kadar bu ilişkiler devam edecek.

Ancak bunlar ‘parasız eylem’ diyenler tarafından hiç sorunsallaştırılmadı! Çünkü eylem/hayat ayrımı o kadar derin ve o kadar zarar verici bir şekilde yapılmıştı ki akıllarda, aynı anda aynı meydanda olan aktivitelere bakılınca, parasız eylem ilkesi sahneye ayak basanlardan beklenirken iki merdivenle sahneden inilince karşımıza çıkan stantlardan hiç de böyle bir beklenti olmamış, parasız eylem nutukları hayatı döndüren sermayeyi ‘gelir’, ‘masraflar’ adı altında normalleştirmişti.

İşin ilginç yanı sahne alan gruplar bu organizasyonun esas sözünü sahneden söyleyenler olmalarına rağmen ‘gelir’ elde etmediler.

Ama grupların sesimizi duyurmak için üzerinde yer aldıkları sahne, müzik ve ışık sistemi de bir para karşılığı kuruldu.

2 yılda da tüm bu giderlerin ardından beklenmeyen bir şekilde bütçemizde, katkılar giderleri aştı!

Şarkılarını hiçbir ücret talep etmeden dağıtan, sayısız eyleme hiçbir ücret talep etmeden giden, Kıbrıs ile ilgili sözlerimizi besteleyip sesimizi dünyanın birçok köşesinde duyuran Bandista’nın üretimlerine destek için, onların hiçbir talebi söz konusu olmaksızın, elimizde kalan parayı “üretimlerine devam edebilmesi” için oy birliği ile onlara verdik ve bu meblağ 2 yılın toplamında 6 bin TL’yi aşmadı…

Organizasyonun bir bütçe oluşturması kendi başına Anti-Militarist Barış Harekâtı’nın paralı bir eylem olduğu göstermez. Çünkü organizasyonda yer alan örgütlerden ve bireylerden, sahne alanlara kimse bu işi kapitalist toplumun bize dayattığı parasal ilişkilere dayanarak yapmadı, kimseden bilet satma adı altında bağış toplamadık, tersine temel giderleri bile karşılarken temel çağrımız “dayanışma katkısı” konması idi.

Elimizi mümkün olduğunca az paraya bulaştırdık, parasız ama dayanışma ile ortaya konabilecek işler mümkün olduğunda hep ilk tercihimiz oldu…

Tüm bu nedenlerle Anti-Militarist Barış Harekâtı ücretsiz bir eylemcedir ama kendini her alanda yeniden üretmesi için finansal olarak bu yıl da sizleri dayanışma katkısı koymaya çağırmaktadır.

Anti-Militarist Barış Harekâtı dayanışma katkıları ile aslında her katılımcısına, destekçisine bu işin parçası olduğunun mesajı veriyor, bilet alıp bir gelir-gider ilişkisine girmek yerine…

Kaldı ki, bizce bu noktada sorgulanması gereken sanatçının para alıp almadığı değil, yaptığı sanatı metalaştırıp, metalaştırmadığıdır. Bandista, yıllardır izlediği yol ile müziklerini değişim değeri güden bir amaçla, karşılığında salt ekonomik çıkar sağlayacağı bir amaçla üretmediğini ispatlayan ve böylece sistemin devamlılığını sağlamayan, aksine ona kafa tutan, ve ekonomik talebe göre şekillendirmeyen gruplardandır.

 

Son söz…

Anti-Militarist Barış Harekâtı 14 Ağustos’ta sahnede herhangi bir müzik dinletisini değil, günün kendisine olan muhalif duruşunun ifadesi olarak, anti-militarist, savaş karşıtı politik bir sözle üretmeyi tercih ediyor.

Bu politik söz söyleme gailesi ile sahnenin kullanımını tercih ediyoruz çünkü sahne ile meydan; katılımcısı, müzisyeni, dansçısı, performansçısı ile herkes ve hep beraber anti-militarist, savaş karşıtı politik bir söz söyleme eylemcesi Anti-Militarist Barış Harekâtı ekibinin, bütününün bir parçasıdır…