Yaşamın savunulması için Lefkoşa’da dayanışma eylemi gerçekleşti

77

Türkiye’de açlık grevlerinin 54. gününde Lefkoşa’da TC Elçiliği önünde “yaşamın savunulması için çağrımızdır” başlığı ile dayanışma eylemi gerçekleşti.

Bugün (4 Kasım, Pazar) saat 14’de Kuğulu Park’ta buluşan siyasi parti, sendika ve örgüt temsilcileri ile Kıbrıs’ta çeşitli üniversitelerde okuyan Kürt öğrenciler ve konuya duyarlı vatandaşlar buradan TC Elçiliği önüne yürüdü.

Burada kısa bir açıklama yapıldı, açıklamada Türkiye’de açlık grevlerine dikkat çekildi ve ölümlerin her an yaşanabileceğine dikkat çekilerek yaşamın savunulması için dayanışma eylemi gerçekleştirildiği vurgulandı. Daha sonra ise altında siyasi parti, sendika ve örgütlerin imzası olan metin Türkçe ve Kürtçe okundu.

Açıklamalardan sonra ise kararlığın ortaya konması, açlık grevleri ile dayanışma ve tecridin kınanması için TC Elçiliği önünde bir saatlik de oturma eylemi gerçekleşti. Daha sonra kitle Kuğulu Parka dönerek dağıldı.

Ortak metin altında Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), Birleşik Kıbrıs Partisi (BKP), Kıbrıs Sosyalist Partisi (KSP), Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOEÖS), Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS), Doğu Akdeniz Üniversitesi Personel Sendikası (DAÜ-SEN), Doğu Akdeniz Üniversitesi Birlik ve Dayanışma Sendikası (DAÜ-BİR-SEN), Kıbrıs Türk Devlet Çalışanları Sendikası (ÇAĞ-SEN), Devrimci Komünist Birlik (DKB), Öğrenci İnisiyatifi, Baraka Kültür Merkezi, Barikat Gazetesi ve Kıbrıs Pir Sultan Kültür Abdal Derneği imzası bulunuyordu.

Basına okunan ortak açıklama şöyle:

Türkiye’de ki birçok cezaevinde siyasi tutsakların yürütmekte olduğu açlık grevleri 54. gününe gelmiş bulunmaktadır. İHD, Türk Tabipler Birliği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı gibi pek çok kurumun avukat ve doktorlarının cezaevlerinde yaptıkları inceleme sonrası hazırladıkları raporlarda açlık grevindeki tutsakların ciddi kilo kaybı, baş ağrıları, kol ve bacaklarda uyuşma, titreme, idrarda ve boğazda kanama gibi rahatsızlıklar yaşadıkları, ayrıca görme ve işitme sorunları ile algı ve hafıza sorunlarının başladığı belirtilmiştir.

Türkiye Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın kendi Adalet Bakanı ile dahi ters düşerek açlık grevlerini inkar etmesi hatta bunu bir şov ve şantaj olarak değerlendirmesi; yıllardır Kürt sorununun çözümsüzlüğünün temel nedenlerinden olan inkarcı zihniyetin devam ettiği hatta giderek saldırganlaşan, insanlıktan uzaklaşan boyutlara ulaştığının göstergesidir. Nitekim cezaevlerindeki mahkumlara yönelik baskı ve saldırıların yanı sıra açlık grevlerindekilere destek amaçlı düzenlenen yürüyüşlerde halka yönelik saldırılar, tutuklamalar giderek artmakta. Hatta daha önceden de şahit olduğumuz gaz bombasının doğrudan hedef gözetilerek atılması sonucu Mardin’de başından vurulan BDP’li Emanet Eneş’in sağlık durumu hala ciddiyetini koruyor.

Yüzlerce siyasi tutsak demokratik hak ve özgürlük talepleri doğrultusunda bedenlerini ölüme yatırırken askeri vesayeti kaldırdığını iddia eden AKP iktidarı onu aşan bir dikta rejimini egemen kılarak ölümlere göz yumuyor, sebep oluyor. Bir yandan onurun hiçe sayıldığı, boyun eğen, kendinden olmayana tahammül edemeyen, tekçi zihniyete sahip, 30 yıldır akan kanı, dökülen gözyaşlarını görmeyen bir toplum modeli geliştirilirken; diğer yandan buna karşı çıkan, barış ve özgürlük için mücadele eden, kimliğini, onurunu koruma çabasında olanlara karşı bırakalım her türlü baskı ve saldırıyı ölüm dahi reva görülüyor.

Ancak bizler bakıp da görmeyen, duyup da işitmeyen, kalbi olup da mühürleyenlerden olmayacağız. Artık sözün bittiği yerde, ölümlerin kıyısındayız. Açlık grevlerinin son bulması taleplerin gerçekleştirilmesine bağlı olduğundan çağrımız hükümetin bir an önce bu haklı talepleri yerine getirmesidir. Açlık grevleri devam ettiği sürece bizlerde onlara destek olmaya, onlar için ses olmaya devam edeceğiz. Demokrasiden, özgürlükten, eşitlikten yana olan, insani değerlerine sahip çıkan herkesi ölümleri durdurmak adına geçen her bir dakikanın bile geç olabileceğinin bilinciyle Kürt halkının bu onurlu direnişine duyarlı olmaya çağırıyoruz.

Açıklamamızı açlık grevindeki arkadaşlarımızın mektubundan kısa bir bölümle bitiriyoruz:

“Devlet utansın ki, bizi anadilimiz için eylem yapmaya mecbur bıraktı… Annelerimizle kendi dilleriyle konuşabileceğimiz günleri getirmek ve tecridi paramparça etmek adına herkes yerine büyük bir mutlulukla yaşatmak için ölümü öldürmeye yol alıyoruz. Tarih, direnenlerin kazandığını bir kez daha gösterecektir.”