Yasalarla oynama tehditkâr oldu – Alpay Durduran

69

Eskilere itibar olsa bitpazarına nur yağardı diye laf var. Eskilerin yerinde değerli olduğu unutulur ki unutanlar acemiler olur. Bizimkiler hep acemi olmaya mecburdurlar çünkü iş yapanı ve deneyim kazananımız nadirdir, kazanan da terfi edip yetkili bir mercie çıkamaz. Onların yerine yasalarda niteliği giderek azaltılmış olan kayırılmış kişilerdir. Üstelik kurumların deneyim kazanması sürekli başarı kayıtları ve raporları hazırlanılmasına ve bunların personele anlatılmasına ve ayni zamanda geçmiş deneyimler yani uygulamaların izlenip kaydedilmesine bağlıdır.

Hâlbuki idaremizde işler biter bitmez unutulur gider ve uygulamaların başarılı olup olmadığı izlenmez. Onun için kayıt yoktur ve belgeler bir kenara atılıp unutulur.

Örneğin meclisin komite tutanakları bile sürekli tarihe mal olur. Birimlerde arşiv unutulmaya bırakılmış yarasız bir kurumdur.

Milyonluk projeleri öneren ve uygulatma şansı bulan birisinin önerisinin fiyasko ile sonuçlandığı haberlerde yer alsa dahi kimse peşine düşüp de kimdi bunu öneren, projeyi hazırlayan ve uygulatan diye bir işlem yapılmaz. Koca Geçitkale hava alanının yanına elektrik direklerini diktirten ve alanı kullanılamaz hale getireni soran oldu mu? Ada’mızı zeytin veya harup adası yapacak diye milyonlar toprağa gömenlerin üstün başarılarını kaydedip de madalya veren görüldü mü?

Hâl ü keyfiyet böyle iken eski yasaları sömürge yasası veya sadece eskimiş yasa ilan edenler bol miktarda bulunuyor ve onu desteklemeye hazır gayretkeşler de onlardan fazla ortada ahkâm kesiyor.

Şimdi yeni bir salgın daha başladı. Eski yasası iptal edip yenisini yapmak yararlı sayılıyor. Hâlbuki yasanın eskisi olmaz. Her yasa haklar doğurur ve lehine olan yasa kuralını kendisine uygulanması için çıkarıp mahkemeye başvurabilir. Yeni yasada eski yasadaki kurallara uygun işlemlere halel gelmeksizin diye kural koymayı bilirler ama eski yasaları defterden silerler. Moda oldu diye elektronik yayımlamaktan da vaz geçerler. Bilgili insanlar ise iki ayrı yasayı ellerinde tutarlar ve eski yasadaki aleyhlerindeki kurallardan kurtulurlar.

Özellikle bankalar gibi yaygın uygulama konularına sahip yasaların böylece yenilenmeleri kötüleri korumak için icat edilmiştir ama halkın saflığından yararlanmak isteyenler eskidi bunlar derler ve yenilemeyi teşvik ederler.

Yasaların hep bir dizide bulunduğu bir kitaplığa bakarsak en çok mahkemelerde kullanılan yasalar ellenmemiş eski yasalardırlar. Büyük bir talih eseri olarak gitmeye hazırlanan İmparatorluk tüm yasaları birleştirerek altı ciltte topladı. Hangisini bizim idare elledi ise sürekli değiştirmeye başladı ve hızla kendi yaptığı yasaları iptal edip yenisini yapmaya başladı. Doksana yakın yılda yapılan yasaların tuttuğu yer kırka yakın yılda yapıların yanında ufacık kaldı. Yeni yapılanlar yaz-boz tahtasına döndü.

Daha işin başında yargıç ve savcılar meclise gelip yapmayın etmeyin dedi. Güya yasayı bilmemek mazeret değil deriz ama biz hukukçu olarak anlayamadıktan sonra halk bu yapılan yasaları nasıl anlasın da uysun dedi.

Mecliste deneyim kazanıp mebuslara yardımcı olması gereken personel ihmal edildi, değerlendirilmedi ve yetki verilmeyerek deneyim kazanması önlendi. Onun için mebuslara yasa önerme görevlerini yaparken yardımcı olmaları hoş karşılanmadı. Muhalefete yardımcı olmak da suç gibi tehdit edici oldu.

Onun için yasa yapmak tehlikeli oldu.

Başta ceza yasası yeni icat edilen suçlarla birlikte ele alınınca cezaların suç ile orantılılığı ilkesi bozuldu. Para biriminin değişmesiyle bazı cezaların tuhaf hale düşmesi üzerine tehdit çoğaldı. Çaresi orantılılığı dikkate alarak güncelleştirmek idiyse de yapılmadı. Onun yerine eski düşmanlığı başladı. Cezaların suça göre çeşitlenmesi ile ilgili kurallar ve uğratılan hasara ve verilen zarara göre dava açma usullerinin düzenlendiği Fasıl 1 tefsir yasası hatırlatılmadı.

Demek ki adaletin tecellisi konusunda Yüksek Adliye Kurulu genel bir bakışla hukukçuların görevlerini düşünüp yargı sistemini iyi işletmek için ne yapılması gerektiğini hiç dert etmedi. Savcılar dava açarken bir ekmek çalanla yüz kez ekmek çalanı bir kerede yüz ekmek çalanla ayırt etmeyi nasıl öğrenecek mi dersiniz, bankasından bir kerede on bin lirayı limitin üstünde borçlanana açılacak dava ile yakalandığında bin kere benzer suçu işlemiş olanı ve verdiği zararları nasıl dava konusu yapacağını kimden öğrenecek de avukatların karşısında zaafa uğramayacağını mı istersiniz, siz beğenin. Ona göre kim görevlidir? Yoksa bunlar kendiliğinden mi öğrenilir?

Mebus yasa önerisi yapmazsa o mecliste sakatlık vardır. Ama mebusa öneri yaparken kim yardım edecek? Mebus “gel de malını yasal yoldan kazandığını ispatla” diye öneri yaparsa ona idarenin hayır suçluluğun ispatı suçlayana aittir diye kim uyaracak?

İngiltere’de savaşın içinde bombalar Londra’ya yağarken çıkan yangınlara karşı savaş veren itfaiye örgütlerinin dağınıklığını gidermek için iki üç günde yasa geçirmek zorunda kaldı diye “inşallah bizi tarih yargılamaz, acele yasa geçirdik” diye dertlenen bakanı hatırlamak gerek. Yasa dediğin uzun yürürlüğü ve uzun hazırlık süresiyle övünülen bir konudur.