Toplumsal yaşam alanı olarak Lefkoşa – Tegiye Birey

176

logo_webYKP Seçim Komitesi adına Tegiye Birey’in açıklaması şöyle:

Lefkoşa, yaşamlarımızın alanı olarak gerek bireysel, gerek toplumsal tecrübelerimizin arka fonu, temeli ve bazen de birebir belirleyicisi işlevindedir. Ancak, Lefkoşa’nın hangi yönleri bir bütün olarak bizleri, Lefkoşalıları, yansıtmaktadır? Lefkoşa yaşayanlarının müdahalesine, dokunuşuna, şekillendirmesine ne kadar açıktır? Belki de en önemlisi, Lefkoşa hangilerimizi, ne sebeple var sayıp, hangilerimizi boş vermiştir, ötelemiştir?

Lefkoşalılara bir bakalım… Göçmeni var, engellisi (engellenmiş mi demeli?) var, kadını var, eşcinseli var, transseksüeli var, işçisi var, Türkçe konuşanı var konuşmayanı var, genci var yaşlısı var. Bütün bu özellikleriyle herhangi bir şehir gibi Lefkoşa, her telden insanı var, canlısı var.

Lefkoşa’ya bir bakalım… Askeri var, onu ikiye ayıran uyduruk bir sınırı var, rampasız kaldırımları var, yığın yığın çöpleri var, el birliğiyle yapılmış usulsüzlüklerle batırılmış bir belediyesi var, militarizm ve milliyetçiliğin kirlettiği çemberleri, işgalin değiştirdiği sokak ve park isimleri var. Her mahallede beleş kreşi yok, bir tane bile beledi hizmet olarak yürütülen sığınma evi yok, emeğe değer veren yok.

Lefkoşalılar ve Lefkoşa arasındaki bu kopukluklardan birçoğu sistematik bir neo-liberal, ataerkil, dışlayıcı dayatmanın sonucudur, birbirinden ayrı düşünülemez. Coğrafyamızda hem genel hem yerel yönetimlere, yasalara, uygulamalara baktığımızda, ‘vatandaş’ tanımının heteroseksüel orta yaşlı engellenmemiş saldırgan eve ekmek götüren Kıbrıslı Türk erkeğe tekabül ettiğini görürüz. Lefkoşalılar tanımına baktığımızda, gerçekte tanımlanması ve hizmet sunulması/hizmet vermesi gereken ‘vatandaş’ hiç de algılanan bu tanımla sınırlı değildir.

Yeni Kıbrıs Partisi (YKP) olarak LGBTK bireylerin yok sayılma, dışlanma, ayrımcılık ve şiddete karşı yürüttükleri mücadeleye taraf olduğumuz noktası Parti tüzüğümüzde de mevcuttur. Kıbrıs’ın kuzeyinde LGBTK bireylerin varlıkları ve haklarının artık göz ardı edilemeyeceğine olan inancımız çerçevesinde işbirliği içerisinde olduğumuz Kuir Kıbrıs Derneği’ne ziyaretler gerçekleştirdik, yerel yönetimler aracılığıyla LGBTK bireylerin karar verme mekanizmalarına, belediyedeki işlere müdahil olabilmelerinin, cinsel yönelimi sebebiyle şehirde ‘yersiz’ hissedilmesi durumunun nasıl aşılabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Bahar Aktuna’nın Kıbrıs’ın kuzeyinde 20 kişiyle LGBTK hakları ve şehir planlaması/mimari hakkında sürdürdüğü araştırması kapsamında yaptığı anket sonucu ortaya çıkan bulguları da göz önünde bulundurarak belirtiriz ki, cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği ne olursa olsun kişilerin adil istihdamı, karar alma mekanizmalarında bulunmaları, şehrin onların varlıklarını inkâr edici değil yansıtıcı olması ve yaşamaları muhtemel şiddete karşı önlem alınması yerel yönetimlerin görevidir, biz de bu mücadeleyi yükselteceğiz.

‘Öteki’ değil, başka bir yerel yönetim, başka bir Lefkoşa mümkün!