Sorumluluk bilinci ve yönetim – Alpay Durduran

105

Devir kurnazların devri. Seçim var diye en kurnazlar ayıklanarak aday yapılacak ki partilere oyu simsarları oy taşısın. Ünlü meslek sahipleri davet bekleyecek, simsarlar partilere sarkacak ve aracılık edecekler. Parti liderleri ise dünyada adı duyulmuş ideolojilerden birine sahiplik iddiasında bulunup bize oy verin o ideolojinin nimetlerinden sizi yararlandıralım diyecekler. Parti aktivistleri ise devşirilen oy cezbedici kimselerden parti ideolojisine sadakat ve fedakârlıkla hizmet alacağını hayal edip aktif bir şekilde çalışacak.

Bu değil mi oynana oyun?

Oy getirecek bir cerbezeliye aktivistlerin hayır dediği istisna değil mi? Tüm partiler cerbezeli kişileri bulmaya çalıştıkları bile gerçek değil mi?

Hâlbuki siyasi ideolojiler işleyen ve çağımızda şekil alan etkin ve verimli çalışan bir devlet örgütü varsa duruma hâkim olup işe yarar sonuçlar getirebilir.

Durumu bir de cerbezeli ünlü meslek erbabıyla sulandırırsanız ve rejim de dünyada itibar kaybedip geri ülkeler dışında ortadan kalkan üçlü kararnamelerle gelip giden üst kademe rejimi olarak ele alırsanız seçime çare diye bakmayın.

Felaket kapıya dayanmış. Bakıyorsunuz petrol borusu çatlarsa denizi kurtarmanın en ufak önlemi yok. Geçici hükümet hesabını soracakmış! Yok, yahu sen önlemleri saptamamışsan ve kim denetleyecek belirlememişsen kimi sorumlu tutacaksın?

Geçici hükümetimiz üç partinin hatta UBP’nin kaçaklarının da buluştuğu bir iradenin sonucu. Eski bakanlar da var. Acaba baktığımızda ne göreceğiz? Bir şeyler öğrendiler de bundan sonra bu aymazlıktan kurtuldular mı? Yoksa halk duymak ister deyip ona göre mi konuşuyorlar. Nitekim ilgili bakan suçlu bulunmaları halinde dedi ve ekledi: olayda bir ihmal varsa!

Olayda ihmal başbakanlardan başlar. Çünkü başbakanlar güya koordinasyonla görevlidir. Bir dolum tesisi kurulacaksa bunun tehlike taşıyacağı benzin istasyonu kurulacağı zamankinden daha da büyük tehlike taşıyacağı bellidir. Benzin istasyonlarının denetlenmesi için kurallar konulmuş iken dolum tesisinin tehlikelere karşı denetlenmesi nasıl ihmal edilebilir? Boru patlasa akaryakıt denize karışmaya başlayacak karışan akaryakıtı hemen öğrenip durdurmak ve temizlemek gerek yoksa zaman içinde miktar artacağı gibi eriyenler artık toplanmayacak ve hatta toplananlar nereye alınacak?

Bunları belirlemeden yapım izni vermek kesin bir ihmalin ifadesidir. Hristofias hükümeti mühimmatın gemiden alınıp depolanmasına emir verdi, depolanacak mühimmatın yeri dolayısıyla oranın komutanı gerekli önlemleri aldığını ve akıbetine karar verilinceye kadar eskime veya iklim şartları nedeniyle ilerde alınması gerekli önlemleri ona rapor etmeliydi. Üst kademe yöneticilerinin birinci görevi hükümet mensuplarına çıkabilecek olaylar hakkında öneriler hazırlamak ve olay çıktığı anda hemen önlerine koymaktır. Onun için hükümet mensupları ve bakanlar kurulu görüşmeye önemli olaylar hakkında müsteşar ve bakanlık müdürlerinden brifing almakla işe başlarlar. Onun için Hristofias bilmezdim derken önemli olaylar hakkında bilgi alma işini ya ihmal etmişti ya da müsteşar ve müdürü görevini savsaklamıştı.

Ancak idarenin hababam usulü yürüttükleri için güncel olaylardan başka olaylarla ilgilenmemekte idiler. Bizim idareciler de hababam usulü gittikleri için denize akaryakıt aktığı görülükten yani zarar büyükten sonra uyandılar ve bu gibi bir felaketten nasıl az zararla çıkılacağı hakkında en ufak bir bilgi sahibinin bulunmadığı bir dünyaya uyandılar.

Tuvaletlerde bile kapıdan girince yanan lambalar, elinizi uzatınca akan çeşmeler ve akışın seviye yükselince durduğu benzin istasyonları devrinde boru patlayınca alarm çaldıran bir otomatiklerin bulunduğu bir sistem bile düşünülmedi. Eski devirde akaryakıt istasyonlarında yangın çıkabilir diye kovalarla kum ve balta ve kürek kırmızıya boyanarak bulundurulurdu.  Şimdi yangın söndürücüler bulun durulur.

Kimyasalların bulunduğu depo Girne bölgesinde yandı. Sonuna kadar yanmasını beklemekten başka çare bulunamadı. Bu ders oldu mu? Artık itfaiyenin elinde kimyasalların depolarındaki yangına müdahale edecek önlemler alındı diyebilir miyiz? Hiç sanmam. Öyle olsaydı halka duyurulurdu.

Meclisin yerinin ne olması gerektiği anlaşılsaydı adaylar komik olmazdı. Denetlemekle görevli olacağı yürütmenin çalışma usullerini sormadan ekrana çıkıp atıp tutuyorlar, onları aday gösteren partiler de bir bilgilendirme seansıyla seçim bildirgelerini öğretmiyorlar. Zaten devşirme adaylara bildirgeyi anlatıp da ona göre konuşmasını sağlamak olanaksızlıklar taşır.

Buna rağmen ekranın veya mikrofonun karşısına geçip doktorluğundan veya avukatlığından bahsediyorlar, sorulursa hesap sorulması gerek diyorlar. Kaşarlanmışlar özeleştiri de yapmalıyız diyor.

Denizdeki felaketle ilgili değerlendirmeleri onun için tam bir fiyasko ve gelen gideni aratacak.

Hükümet sorumluluğu nerede başlar nerede biter bilmek ve işler hale getirmek gerekli yoksa bşr gün birisi hesap soracak olsa ona yetkiniz yoktur diyeceklerdir. Daha dün rüşvet verme ve almanın sadece memurlar için olduğu fetvasını verenleri dinledik. Bir sorun olduğu aşikârdır ama gelin ilgili maddeye bir bakalım. Madde 100 rüşveti tarif eder. Ancak maddede “Kamu hizmetinde istihdam edildiği ve böyle bir istihdam nedeniyle herhangi bir görev yapmakla görevlendirildiği bir sırada” rüşvet aldıysa veya almaya kalktı ise suçludur der. Buradaki kamu hizmetinde istihdam edilmiş olmak veya onunla ilgili bir görev sırasında derken yasa bakımından KAMU HİZMETİNDE OLAN  deyimi tefsir maddesi olan madde 3’te belirtilmiştir. Buna göre “Bir kişinin Yasa ile veya seçimle atandığı veya nasbedildiği herhangi bir mevki” ‘de olan demektir. Muhtar ve azaları da demektir.

İsterseniz maddeyi alalım siz okuyun.

” Kamu görevinde istihdam edilen kişi ” aşağıdaki mevkileri tutan  veya vekil olarak veya başka biçimde bu mevkilerin görevini yerine getiren herhangi bir kişiyi anlatır :

(a) Atama veya görevden uzaklaştırma yetkisi, Bakanlar Kurulu veya Kamu Komisyonu veya başka herhangi bir kurula verilen herhangi bir kamu görevi, veya

(b) Bir kişinin Yasa ile veya seçimle atandığı veya nasbedildiği herhangi bir mevki ; veya

(c) Atama yapma veya görevden uzaklaştırma yetkisinin yukarıdaki (a) ve

(d) paragraflarının kapsadığı bir mevkii tutan kişilere verilen herhangi bir kamu görevi ; veya

(e) Mahkeme kararı veya onayı ile veya herhangi bir Yasa uyarınca hakeme havale edilen herhangi bir işlem veya konuda hakemlik veya üst hakemlik  görevi;

bu deyim ayrıca aşağıdakileri de içerir :

(i) herhangi bir Yasa altında veya uyarınca  atanan bir soruşturma komisyonu üyesi ;

(ii) Bir mahkemenin herhangi bir emri veya işlemi veya belgeyi icra etmek için istihdam edilen herhangi bir kişi ;

(iii) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Güvenlik Kuvvetleri ve Polis Örgütü mensubu olan kişileri ;

(iv) Herhangi bir Devlet Dairesinde istihdam edilen tüm kişiler;

(v) Tasarlanan bir evliliğin ilan edilmesi veya evlenme merasimi ile ilgili formalitelerin gerçekleştirilmesi veya herhangi bir evlilik sicili

tutma ve doğum, vaftiz , ölüm ve defin belgeleri isdar etme ile ilgili görevleri, ilgili olduğu oranda,  yapan bir din adamı;

(vi) Belediye yönetiminde istihdam edilen bir kişi ;

(vii) ilgili zamanda herhangi bir köyün muhtarı ve azaları

 

Sorun rüşveti veren değil alanın suçlu olmasıdır denildi ama veren de suçludur. Ancak verenin de görevini kötüye kullanma suçunun ortaya çıkması gözden kaçmamalıdır. Onun için görev nedir diye sormalı ve hakları çiğnenenleri saptamalıyız.

Bu acı olayda suç bulamamak hayret edilecek şey değildir çünkü mebus ne demektir bilen ortaya çıkmıyor. Üstelik mebusu oraya taşıyan partili partisiz binler varken onun suçunu ceza yasasında aramak ve bulamamak esas sorundur.

Bir de ceza yasasının tercümesine bakın ve tefsir ile yorumu değiştiren yani yasayı tercüme ederken meclisin yerine geçip değiştiren yeni döneme merhaba deyin.

Bu koşullarda suçlu olan bunlara kızıp bir suç işleyen olur o kadar.