Ortak iş, işbirliği ne değildir, nasıl yapılmaz! – Murat Kanatlı

100

Murat KanatlıBaşlığın yazılma neden birilerinin gene “solda birlik” yaptığını ilan etmesi…

Solda birlik ne değildir için laboratuvarında bir deneyden daha geçmekteyiz…

Son yaşananların listesini çıkarmakta yarar var…

Kimi işleri bağıra çağıra yapılmayınca, sanılıyor ki kimse bunları duymaz, işitmez…

Bir buçuk yıla yakın, bir taban hareketi oluşturmak için ciddi bir emek sarf edildi, çok farklı çevrelerden çok farklı insanları bir araya getirdik ama bundan bir süre önce sürecin tıkandığını tespit edip ara vermeye karar verdik…

Bu süreçte elde ettiğimiz önemli deneyimler oldu…

Bir buçuk senelik emek, geçen sene yapılan Lefkoşa erken yerel seçimleri sürecinde aksamaya başladı ve sonrasında tıkandı…

Kimi kişiler seçimlere katılmaya dair sert tavır aldı ama bir süre sonra gidip genel seçimlerde kendileri aday oldu… Tıkanma nedenlerinden biri eksik bilgi ve bu eksik bilgi ile birilerinin kendini ve düşüncelerini domine etme ise, diğeri önemli tıkanma konusu samimiyet eksikliğiydi…

Tüm bu deneyimleri bir yana koyduk ve yola devam ettik…

Ocak 2014’te yeniden yerel seçimleri değerlendirdiğimiz Parti Meclisi toplantısında, parti dışındaki unsurlarla görüşülerek ittifak için nabız yoklanması yönünde bir eğilim ortaya çıktı…

Elbette buraya giderken öncesinde toplantı girişimlerini de hatırlatmakta yarar var…

Elektrik zammına karşı 21 Kasım tarihinde sendikalar ve siyasi partiler olarak toplantı yapıldı… Bu toplantılar 6 Aralık’taki eyleme kadar sürdü… Sonrasında da bir iki başarısız toplantı girişimi oldu, 9 Aralık tarihindeki toplantıda TDP ve Baraka temsilcileri arasında “biz Ankara, TC diyemeyiz” sözü sonrası gerginlik çıktı, Baraka temsilcisi TDP temsilcisine gidip başka yerlerde iş yapmasını önermesi toplantının sonlarına denk gelmişti, toplantılar öylesine dağıldı…

29 Kasım tarihinde YKP’nin önerisi ile TDP’de 4 siyasi parti zar zor bir araya geldi… Zar zor çünkü BKP, TDP’ye gitmek istemiz, taraflar birbirleri hakkında ciddi suçlayıcı ithamlarda bulunur… Buna rağmen “kahve içme” zorlamamızla TDP’de ilk toplantı gerçekleşti… 4 siyasi parti bir kez daha önerimizle 4 Aralık tarihinde bu kez YKP’de bir araya geldi ve bir sonraki “kahve içme” ve detayları konuşma tarihi olarak 11 Aralık tarihi belirlendi, bu kez yer olarak da BKP seçildi… Ama bu toplantı BKP çok yoğun olması nedeni ile ileri tarihe ertelendi ve bir daha böyle bir toplantı yapılamadı…

Tüm bu olumsuzluklara ve ayak sürümelere rağmen Ocak ayı içinde YKP Yürütme Kurulu olarak yaptığımız ilk toplantında üç YKP Parti Meclisi üyesi ve iki de Yürütme Kurulu üyesinden oluşan bir komite ile yerel seçimlerde ne yapılabilir ile ilgili görüşme sürecini vakit kaybettirmeden başlattık…

Üç Parti Meclisi üyesi arkadaş, örgüt ve bireylerle sıkı bir toplantı trafiğine girerken, Yürütme Kurulundaki bizler de çeşitli düzeyde siyasi parti temsilcileri ile gayri resmi, fikir alış-verişi temelinde bir araya geldik…

Basına yansımayan çeşitli düzeylerde bir araya gelmeler, toplantılar yaşandı… Örgütsel anlamda üç YKP Parti Meclisi üyesi ilk tur görüşmelerini Baraka Kültür Merkezi ile başlattı, sonra Devrimci Komünist Birlik, sendika ve diğer örgütlerin üst düzey isimleri ile toplantılar sonucunda Şubat başında tüm girişimler bir kez daha YKP Parti Meclisi önüne kondu…

Dışta bu trafik sürerken, parti içi demokrasi de işletilmeye çalışıldı, genel üye toplantıları ile hem bölgelerin hem de partiye yakın unsurların görüşlerine başvuruldu…

YKP Parti Meclisi, Şubat ayındaki ilk toplantısında sürecin ilerletilmesine karar verdi. Komite, çalışmalarına hız verdi, ikinci tur görüşmeler örgütsel anlamda bu kez Baraka Kültür Merkezinde yapılan toplantı ile başlatılmış oldu, örgütsel yapı şekillendirilmeye çalışılıyordu…

Elbette bu olurken siyasi partilerle olan toplantılar basına sızdı ama kimse şeffaflıktan kaçarak süreci gizlemedi, ancak toplantıların henüz resmi karakteri olmadığı vurgulandı…

Bu süreç devam ederken sürpriz ile karşılaşıldı… TDP Parti Meclisi’nin resmi tavrı beklenirken BKP’den ortak toplantı daveti yapıldı, BKP toplantıya ayrıca Baraka Kültür Merkezini de çağırmıştı…

Bu dörtlü toplantıda YKP olarak masaya konan “tüm seçimlerde ittifak” maddesi üzerine uzlaşamayacağımızı, gündemimizde yerel seçimlerin olduğunu, kimseyi de engellemek niyetinde olmadığımızı belirterek, çekildik…

Bizim açımızdan süreç iki koldan yürümeye devam etti… Bu iki kolu şu şekilde formüle etmiştik, siyasi bir yan yana geliş ve işbirliği oluşturmak ve bağımsız belediye başkanlıklarında ortaklaşma…

Bu nedenle sonsuza kadar devam edecek toplantı trafiğinin sürdürülemez olduğu tespiti ile tüm görüşme yapılan yapı ve bireylerin katılımı ile geniş katılımlı ilk toplantıyı Şubat ayında gerçekleştirdik… Orda herkes fikirleri ortaya koydu…

Ortaya çıkan tüm sonuçları YKP Parti Meclisi bir kez daha toplanarak değerlendirdi ve karar üretti, artık yola çıkma zamanı gelmişti…

Mart başında bir kez daha genel toplantı çağrısı ile muhataplarla yan yana gelindi ve bir ortak komite oluştu… Toplantı bir eksikle gerçekleşti. BKP ile birlikte TDP’yle tüm seçimlerde ittifak görüşmelerini sürdürme çalışmasında yer alan Baraka Kültür Merkezi toplantıya davet edilmedi…

Ortak Komite çok hızlı bir şekilde 3-4 gün içinde yeniden bir araya gelerek kurumsallaşma yönünde yol haritasını belirledi ve bu yol haritası için tüm muhataplar yeniden haftasonu bir toplantı gerçekleşti. Bu süreçte KSP kurumsal tartışmasını yaparak süreçte yer almayacağını bildirdi…

İlk dalga katılımcıların netleşmesi ile Mart ayı ortasında da kamuoyuna açıklama yapıldı…

Şimdi, kendine Ortak Muhalefet Alanı ismini benimseyen bu işbirliği yapısının önündeki görev taban örgütlenmesine dayanan ikinci dalga genişlemedir.

Ancak bir not da eklemek gerekirse, son üç aydır muhtelif düzeylerde görüşme sürdürdüğümüz TDP ile çok ilginçtir hiç “resmi” toplantı yapamadık… Hep TDP’nin yetkili kurul kararları beklendi ama bu kararlar yalnızca gazete ve internet ortamlarından okundu… YKP her görüşme süreci sonrası yetkili kurul kararlarını toplantı yaptığı siyasi partilere iletirken ayni ciddiyeti karşı taraftan göremedi, tam bir iletişim yoksunluğu yaşandı… “Solda birlik” gibi iddialı lafların edildiği koşullarda, böylesi davranışlar maalesef yalnız güvensizliği beslemektedir, siyasi partiler arasındaki uçurumu derinleştirmektedir…

Kısaltarak ve özetleyerek üç aylık süreci aktarma nedenimiz, dışarda sanki de birbirine çok benzeyen yapıların olduğu ve solda birliği sağlanamadığı yönündeki algıya dair söz söyleme niyetidir…

Siyasi alanda benzer şeyleri söyleyenler mutlak yan yana gelmesi için ortaklaştıklarının çoğalması önemlidir.

Burda Melih Pekdemir’in Birgün’deki bir yazısından alıntı yapmak önemli:

“Sosyalistler oy almak uğruna kendileri olmaktan vazgeçemezler. Bu bir. Demokrasi anlayışları “seçimcilik” ile sınırlı değildir, temsili demokrasinin ötesinde hedefleri vardır. Bu da iki.”

Sosyalistler kendileri olmaktan vazgeçmeyeceklerse ve temsili demokrasiden öte hedefleri varsa, özellikle seçim için yan yana gelişlerde daha fazla özenmeleri doğaldır. Bu nedenle nerde nasıl seçime girileceği tali, siyasi yönü esas olan bir tartışma sürmesi önemlidir. Bu nedenle dönemin imkan verdiği en geniş siyasi ortaklaşması için çalışma yapmak önemlidir. Bu noktada ‘solda birlik’ adına kötünün iyisine razı olmak doğru bir davranış olmayacaktır.

Yeniden Melih Pekdemir’den alıntı yapmak gerekirse:

“Hal böyleyken… Evet, sosyalistler, devrimciler hâlihazırda iktidar alternatifi değiller ve kısa vadede de olamazlar. Ne olacak şimdi? Kötünün iyisine mecbur kalmayacaklar. Ehveni şer yeterli olsaydı zaten devrimcilik de gerekli olmazdı. Demek ki kendi bağımsız siyasetlerinden vazgeçmeyecekler.”

Tam da burada sosyalistler kendi bağımsız siyasetleri sürdürmeye yönelik çalışma içinde olması kaçınılmazdır. Eğer bunun koşulları sağlanabilirse en azından önümüzdeki yerel seçimlerde bağımsız belediye başkanları çerçevesinde ‘solda birlik’ sağlanmış olabilir. Ancak bunun somutlaşabilmesi için toplumsal alanda güncel olan konularda siyasi ortaklaşmaların artırılması gerekir.

Geniş anlamda bir ortaklaşma ararken, Lefkoşa’da Belediye Meclisine aday olmak bu nedenle ciddi bir önem kazanır. Bu noktada son kez Melih Pekdemir’in yazısında dönmek gerekirse

“Şimdilik küçük olsun ama bizim olsun diyebilmek hiç bu kadar anlamlı olmamıştı: Şehirlerimizin belediye meclislerindeki üyelerimizle birer mevzi kazanacağız, küçük birimlerdeki belediyelerimizde geleceğin nüvelerini yaratacağız. İşte bu adımları atabildikçe, sosyalistlerin hâlihazırda aldıkları oy miktarına bakmaksızın, topyekûn dönüşüme, devrime dönük umutlarımız daha da çoğalacak.”