Nolacak şimdi!

67
Bütün hayallerimiz yıkıldı..

Ne güzel sol nerde başlar, sağ nerde biter bilirmiş gibi yapardık, ‘bütün suçlu Denktaş’ deyip işin içinde sıyrıldığımız günleri özler olduk, diyeceğim ama biz yıllardı Kıbrıs’ın kuzeyindeki durumu anlatıp durduk, kimse bizi dinlemedi, şimdi anlatsak anlaşılır mı bilmem…
YBH sürecinin ilk nurtopu gibi krizi 2000 cumhurbaşkanlığı ikinci turu seçimi öncesi yaşanmıştı, Denktaş ve Eroğlu arasından seçim yapmamız için baskı altındaydık. Kaderin cilvesine bakın ki, Eroğlu esrarengiz bir şekilde çekilmiş ve parti içi kriz birkaç yıllığına buzluğa konmuştu.
O gün “Eroğlu yönünde” tavır belirleyenlere anlatmaya çalıştığımız, tam da kendini bugün ispatlandı. Bugün, görüntü olarak Eroğlu’ndan bile daha iyi olan bir acenta başına sahibiz ama yaşadıklarımıza bakın!
Kıbrıs’ın kuzeyinde yıllardır eleştirisini yaptığımız hiçbir şey değişmedi, her şey yerli yerinde, tek değişen avukatlar ve savunma şekli…
Dava “ayrı devlet”i korumak ve sürekli kılmaktı. Zamana oynayarak, gerginliği sürekli kılarak, milliyetçi, şoven politikaları sürekli canlı tutarak hem diğerini sürekli taciz altında tutma, hem de kendi toplumunu milliyetçi bir histeri ile diğerine karşı kışkırtarak yönetme, ne değişti?
Kıbrıs’ta ateşkes koşulları 77-79 Doruk antlaşmaları ile sonlanmış olması gerekmekteydi çünkü biz bu sorunu zor kullanmadan görüşmeler yolu ile çözmeye karar vermiştik, o zaman en azından bugünkü yönetici olduğunu iddia edenler bunu hayata geçiremezler mi? En azından sınırlardaki gerginliği ortadan kaldırıp, ordunun kırmızı alarm pozisyonu normalleştiremezler mi? Peki bunu dahi yapmamalarına rağmen hala nasıl barışçı olabilirler?
YKP askersiz Lefkoşa kampanyası başlattı, paramiliterlerden önce niçin Soyer açıklama yaptı hala anlamadım, anlayan varsa anlatsın, o zaman askerden çok askerin destekçisine nasıl ‘barışçı’ diyebiliriz ki?…
Tam bu kadar şey ben anca kaldırırım diyecektim ki Abdüllatif Şener teşrif buyurdu bir açılış için ve bu açılışların birinde TC Başbakanının bizzat UBP başkanını arayarak Mülkiyet Yasası ile ilgili yüksek mahkemeye gitmemelerini istediğini söylediğini söyledi, yani ‘UBP, TC’ye rağmen yüksek mahkemeye gitti’ gibi bir durum çıkıyor ortaya. Burada iki durum var, bir böylesi bir açıklama normal bir ülkede olsa günlerce bunun ‘içişlerine bariz bir darbedir’ tartışması yapılırdı, kimsenin umurunda olmadı. Ama AİHM karar alıp burası Türkiye’nin bir alt yerel yönetimidir deyince kıyametler kopuyor. Bu nasıl bir davranış biçimidir ki TC Başbakanını arayıp emir vermesini normal, buna bakarak ‘Türkiye’nin bir alt yerel yönetimi’ olunduğunun kayıt altına alınması ayıp olabilir?
İkincisi ki herkes bunu unutmak istiyor ama UBP Mülkiyet Yasasını hep hükümet ortaklığı ile birlikte değerlendirdi, hükümete girmesi halinde yasaya mecliste evet bile diyebileceği söylentileri ayuka çıktı ama anası hükümete girmesini uygun bulmayınca anasına bile karşı çıkıp hem mecliste hayır dedi, hem de iptal için mahkemeye gitti. UBP şimdiye kadar hep iki zemin üzerinde de oynamayı kendine ‘ilke(sizlik)’ olarak belirledi. Bir yandan hükümet olanakları ve onun paylaşımı, diğer yandan radikal sağ bir parti. Hükümette olduğu sürece önüne ne konduysa, hiç ölçüp biçmeden evet derken, dışarıdayken milliyetçilik adına yapmadığını bırakmıyor…
Hade UBP böyle de BDH tamam mı? Hatırlayanlar var mı bilmem, Akıncı’nın hükümete girip, dışişleri bakanı olması yatınca nasıl demokrat kesilip solculuğunu hatırlayıp muhalefet yaptığını unutanlara bir kez daha hatırlatalım…
Peki TKP’yi nasıl tanımlayacağız? Çok uzun bir zamandır Denktaş’ın özel avukatlığını yapıp, çözüm isteyenlere belden aşağı da hakaretler savuran biri ile yüksek mahkemeye mülkiyet yasası için iptal davası dosyalanmasını kim, nasıl açıklayacak?
BKP’de içi tartışmalar sürerken İzzet İzcan’ın ‘KKTC’yi savunmak suç mı?’ cümlesi?
Ankara’nın en iyi partisi CTP, Ankara ile kavgalı UBP, AP milletvekillerine yumurtalı gösteri düzenleyecek kadar radikalleşip, saç kesimini ile Ortadoğu’daki Baaz Partisi üyelerine benzeyen başkanları ile DP, TKP, BKP ve diğerleri…
Kıbrıs’taki siyasi arena bilim kurgu filmlerinde görmeye alıştığımız nükleer savaş sonrası hali andırmaktadır. Her yer yıkılmış ve ortalıkta mutasyona uğramış canlılar dolaşmakta, yani tam da bizim siyasi ortamı anlatan sahne…
Peki n’lacak şimdi?