Kıbrıs sorunu ihmal ediliyor – Alpay Durduran

61

durduran2Kıbrıs sorununun çök önemli olduğunu söyleyen çok kişi var. Ancak sorunu takip etmekten kaçınıldığı da açıkça ortadadır. Mağusa girişimi olmasa idi sorunun dile getirildiğini duymayacaktık diyebiliriz ancak su uyur düşman uyumaz. Mağusa girişimi bir söyledi devlet dediğimiz Türkiye ve yerel yönetim çok kez söyledi. Rum tarafı BM’ye Mağusa ile ilgili ama sadece Maraş değil Kıbrıs sorununun tümünü ilgilendiren Maraş devredilirken limanın açılmasını ve hatta Ercan’ın meşru ulaşıma kavuşması gibi bir dizi gelişmeye kapı açabilecek potansiyele sahip öneriyi ilettiği haberleri geldi. CTP’nin aday olmaması şartıyla geçici hükümete soktuğu dışişleri bakanı Kutlay ve Talat buna tepki gösterdi ve Maraş şümullü çözümün parçasıdır dediler. Başka yönetim sözcüsü denilebilecek kimseler de konuştular. Lakin çözüm güçleri diye tahra satanların gıkı çıkmadı.

Koalisyon pazarlığında olan partilerden de açıklamalar çözüm konusunda cesaret olmadı. Siyasi havaya göre esnek sözler onlara güven duyulmasını sağlamadı. Proaktif yani girişimci yaklaşımın izine rastlanmadı. Bu lafı çok eden Talat tam tersi kıvrak sözlerle olumlu katı yapmak uzak durdu. Zaten pek olumlu katkı yapması da beklenmez oldu.

Buna rağmen pek çok parti üye ve sempatizanı tepkilerini sosyal medyada dile getirdi ise de çözümcü güçler diye nitelendirilen partilerine baskı yapmadı. Sadece sızlandılar.

Partilerde demokrasi eksikliği üye sempatizanların etkili olmamasını sağlıyor.

Rum tarafı çözüm için garip değerlendirmeler yaparak ekonomik sorunların baskısı altında olduğu için sözünün etkili olmayacağı bir zamanda görüşmelere katılıp bağlantılı hale gelmenin tehlikeli olacağını konuşuyor.

Sorunun çözümünün ekonomik yarar da sağlayacağını görüp ona göre davranmak tam tersine ilgili tarafa güç sağlar çünkü çıkarı var mademki sözüne daha çok güvenilebilir diye kabul edilir. Platonik ulusal çıkar veya halkın hissiyatı gibi iddialar ise kuşku yaratmaktan başka bir yarar sağlamaz. Hatta bunlar ulusallık ve hissiyatla uğraştığına göre ilerde çözümü tehlikeye sokacak tutum da takınabilir diye endişe yaratır.

Türk tarafı güya çözüm için çaba harcanmasını ister ama çözümü kolaylaştıracak tek yanlı atılacak hiçbir adımı kabul etmiyor. Kendi toplumundan gelen durumu kolaylaştıracak adımları bile desteklemek için harekete geçmeyen Türk yönetimi sadece Türkiye’nin çizdiği çerçevenin içinde demeçler veriyor.

Bu tablo halkın kolayca anlamasını sağlayacak bir tablo değil. Halk zaten bize söz hakkı verilmiyor ve isteklerimizi gerçekleştirecek bir seçim sonucu bile sağlayamayız kanısındadır. Umutsuzluk hat safhadadır. Buna bir Rum tarafı da barışa hazır değil anlayışı eklenince fuzuli çabalar olarak görülecek şeylere kalkışacak insan sayısı azalmaktadır.

Ancak bir yığın siyasi aktivist sosyal medyada ses verirken siyasi partinin rahat bırakılmış olması anlaşılacak gibi değildir.

YKP boykot çalışmalarında proaktif davranabilecek bir seçim sonucunun ancak seçimlere Türkiye yeraltı örgütlerinin müdahalesiyle etkilenmemesi halinde elde edilebileceğini anlatmaya çalıştık. İsteklerimizin bir tanesi de yeraltının temizlemesi idi. Bunu sağlamadan yapılan seçim sonucu koalisyon görüşmelerine başlayan partileri halk eğlenceli görüp yakında izliyor. Ancak tebessüm ile sonucu AKP tayin edecek diye tahminlerini ileri sürüyor.

Yani hemen hemen herkes AKP’nin istediği olacak ve partiler de onun isteğini gerçekleştirecek diye emin. Yorgancıoğlu veya Serdar değil sonucu Erdoğan’ın adamları belirleyecek diyorlar. Arada müdahale edip yahu karışmasına gerek yok, zaten çerçeveyi aşacak değiller desem de gülüp geçiyorlar.

Bu değerlendirmeleri yapanlara hak vermemek zor. Çünkü örnek var. Serdar seçim içinde “nedir bu Denktaş alerjisi” diye bir demeç vermiş ve Türkiye’ye bağlı hareket edeceğini garanti ettiği halde affedilmemeye isyan etmişti. Ortadadır ki AKP’nin süzgecinin veya eleğinin delikleri çok küçük. Bana göre seçim sonucu AKP’nin isteklerine hayır diyecek bir hükümet çıkarmadı ama anlaşılan ekonomik paketle ilgili de endişeleri olan AKP, asker kanadının etkili olduğu sanılan Serdar kanadının silinmesine çalışmaktan sıkılmıyor, yoksa uslu bir hükümet onunla da kurulabilir. Halkın çoğu benimle ayni görüşte değil.

Hala daha halkımızın Türkiye’ye karşı uslu olmanın gerekliliğine bağlı hareket ediyor.

Bu nedenledir ki boykot talebimizi desteklemiyor.