Bu tür devletlere dur demek şart – Alpay Durduran

54

Yerli basının dikkatini çekmeyi başaramayan bir haber Yunanistan ile Türkiye arasına gene nifak soktu. Çiller’in başbakan olduğu yıllarda (1995-1997 yılları) Yunanistan’da olan büyük orman yangınlarının Türkiye devlet ajanları tarafından çıkarıldığı ondan sonra başbakanlık da yapmış olan Mesut Yılmaz tarafında açıklandı. Mesut Yılmaz örtülü ödenekten masrafın karşılandığını söyledi. Örtülü ödenek başbakan tarafından kullanılan bir ödenektir ve nasıl kullanılacağı için bir tüzük uygulanır. Onun dışında maliye veya başka bir kurum inceleyemez. Giden başbakan ödeneği yenisine devretmelidir ama haberden anlaşıldığına devir işlemi yapılmamış.

Kürt ve DHKPC gerillalarının Yunanistan gizli servisleri tarafından eğitildiği iddiaları vardı. Öcalan’ın da aralarında olduğu birçok gerillanın Yunanistan gizli servislerinden yararlandırıldığı haberleri verilmekte idi. Buna karşın AB üyesi Yunanistan Türkiye’nin uyarılarına kulak tıkıyor, AB de demokratikleşmesi için Türkiye’ye baskı uygulamak için olaylardan yararlanmaya ve Kürtlerin insan haklarına saygıdan hareketle soruna çare aramasını öğütlemekle iktifa ediyordu. Onun için kahramanlık yarışına giren çevrelerin desteği ile TC devleti Yunanistan’a ders vermeğe karar vermiş olmalı ki orman yangınları çıkarma ve suikastlarla saldırıya geçmiş. Men Dakka Duka.
Hukuk devleti hiçbir yetkiliye başka bir ülkede böyle işler yapma ve halktan gizleme hakkı vermez.
TC devletinin böyle işler yaptığı hep söylenir ama tabii ki itiraf edilmez. Hesap da sorulmaz. Halk ansızdan bu işlerin sonunda savaşa bile sürüklenebilir ama o zaman da inkar edilerek haksız saldırıya uğradığı iddia edilerek bundan haberi olmayan meclis seferberlik ilan eder ve savaşa girer. Demokrasi bu tür işlerle halkın savaşın acılarını çekmesine engel olmak için gereklidir. Ancak halkın haberi olmazsa demokrasi de işe yaramaz. Tam tersine demokratik halk desteği oluşur ve kanlı bir sayfa açılır.
Türkiye ve Yunanistan’ın çevirdiği gizli işlerle savaşın çıkması halkları acılara boğar ama kendi yetkililerinin sorumluluğunu gizleme oyununu halktan kahraman kesimlerin hamasetleriyle yürütürler. Güya onlar kahramandır ve ülkelerini savunurlar. Hâlbuki suçluları korurlar.
Kahramanlar gene devrede olacaklar. Yunanistan Türkiye’den tazminat talep edecek. Olmazsa Ermeni katliamının sorumlularını koruyan kahramanların sebep olduğu siyasi sorunlara bir yenisi daha eklenecek ve Türkiye’ye demokratik kamuoylarının desteğine yabancı meclislerinde kınama kararları gündeme gelebilecek.
Yunanistan kendinin gerillalara sağladığı gizli desteğin sonucunu yaşadığını dikkate alıp orman yangınlarından şikâyetçi olmayı ileri götürmeyeceğini düşünebiliriz ama bu gizli destek ile yanan ormanların dünyaya ve oralarda yaşayan insanlara verdiği zararların bedeli ne olacak? Sorumlulardan hesap sorulamayacak çünkü adı üstünde örtülü ödenek, Evren ve Demirel’in dediği gibi kimin ne iş yapacağını sormaya ve bilmeye de gerek olmayan işler bunlar.
ABD bu tür işlerden sabıkalı bir ülke olarak kamuoyu baskısı altında kalmış ve artık bu gibi işlere son verme kararına boyun eğip gizli iş yapılacaksa bile meclisten gizli kalmaması ve haklı nedene dayanması için yargı denetiminden geçirilmesi usulü ihdas etti (yaptı). Görevlendirilmiş bir savcıya bilgi verip hukuka uygun olup olmadığı önceden denetleniyor. Benzer bir usul de İngiltere’de yapıldı. CİA bunlara uymadan operasyon yapamıyor.
İş Yunanistan gibi sabıkalı ülke ile ilgili olduğu için kamuoyu biraz duyarsız olabilir. Etti buldu gibi görebilir ama Çiller’in dönemindeki örtülü ödenekten bizim Kutlu Adalı’nın yargısız infazının da gerçekleştirildiği iddiasını hatırlar ve Mesut Yılmaz’ın Türkiye’de de operasyon yapıldığından bahsetmesi böyle işler yapan yetkililerin Yunanistan ile yetinmediklerini kanıtladı. Halkımız artık en büyük felaket kaynağı olan savaşın kapısında halktan gizli işler yapılabileceğini bilmeli ve hesap sormazsa bunların devam edeceğini görmesi gerekir. Haksız bir savaşa girip bundan haberdar olmaması ve kahramanlık uğruna felakete uğraması karşısında acı çekmesinden kendi sorumlu olur. Gerçek sorumlular ise arasında kahraman gibi gezer.
Birinci Dünya savaşı neden ortaya çıktı? Kimin sorumluluğu var. Kaçınılamaz mıydı? Kimsenin kazanamayacağı, herkesin zarar göreceği bu saçma savaş büyük kayıplar ve ayıplarla 20. yüzyılın kara bir sayfası olarak kaldı. O kadar saçma bir savaştı ki ikincisinin çıkış nedenini de sağladı. Ondan daha fazla insan canını alan utanç dolu bir devir geldi geçti. Yasadışı, ahlak dışı ve utanç verici işler hep halktan gizli ama bol kahramanlık edebiyatı yapılan feci dönemler yaşadık. İnsan hırslarının kurbanı olmak istemezsek uyanık olmalı ve yönetimleri şeffaflaştırarak hiç değilse başımıza geleceği görüp görememe sınavından geçtikten sonra bizim kararımıza göre bu badirelere girmeliyiz. Hamaset yapanlara fırsat tanımamalıyız. Demokrasi bize onun için gereklidir. Demokrasi için de şeffaflığı sağlamalıyız. Şeffaflığın desteklenmesi için de hukuk dışı yetkiler kullananları affetmemeliyiz.
Çiller’in ilk kadın başbakan olması ve Müslüman bir ülkede iktidara gelmesi büyük sükse yapmıştı. Tarihte de yerini almıştı. Amma yaptıkları erkekleri aratmamış. Tutuklananların kaybedildiği, haksız tutuklamalardan insanların acı çektiği, basının baskılardan payını aldığı uzun bir dönem geçti ama hala ne hesap soran var ne de bir daha olmayacağını garanti etmek için kurumlaşma için çabalayan. Devletin içinde yuvalandırılmış devlet âşıkları devletin bütünlüğünü ve devlet düşmanlarının saldırılarını püskürtmek için devrede. Onların varlığı hala gerekli olarak görülüyor. Temizlenme gayreti yerine eskilerin yerine kendi adamlarını geçirme çabasının olduğunu gösteren kanıtlar ortada.
Bizim basın haberin yayımlanmasından günler sonra bile haberdar olmamış gibi yapıyor. Bakalım Yunanistan tazminat diye tutturursa ne yapacaklar?
Hesap sorulsun diye bağırıp bir daha böyle numaraların yapılmayacağı bir durum yaratmanın önemini anlatmaları gerekirken susup oturuyorlar. Yunanistan ve Kıbrıs bunun işleyip durunca seyreyleyin siz tantanayı. Onlar şunu bunu yaptılardı, onlara bir şey demezler edebiyatını gene sergileyecekler. Amma her iki taraf da kaybedecek. Basın kendinden daha vatanperver kahramanlar var kanısını sırtından atmadan demokratikleşme olmayacak. Savaş olasılığı da hep tepemizde dolaşacak. Savaş kahramanı olmak hevesinde olan romantiklere kapılar açık olacak.