Belediyelerin yasal görevi olarak ekonomik işleri – Alpay Durduran

95

Belediyeler çok yönlü olarak çalışırlar. En önemli ancak anımsamadıkları ve yapmadıkları halde yapmış gibi para aldıkları işler ekonomiye büyük katkı olarak düşünülmüştür. Bunları halkın anlaması şart yoksa projelerimiz diye adayların ortaya attıkları şeyler sadece fantezi olduğu halde onları kandıracaktır.

Para varsa bir fanteziyi ihaleye çıkarır ve yaptırırsınız, sizi o fanteziyi yaptırdınız diye uzun yıllar anarlar ancak yapmadığınız görevler nedeniyle çok büyük kötülüklere neden olursunuz.

Örnek: bize bir hal yasası gereklidir diye aklına gelen konuşur da bir hal olduğunu dolayısıyla bir yasa olması gerektiğini bile anlayamayan yığınla başkan gelip geçti. Onlardan bazılarını iyi iş örneği olarak sunanlar vardır. Hâlbuki onlar kendileriyle ilgili yasa ve tüzükleri (Bylaws) arayıp bulmamaya çalışmamış ve önlerindeki hali (Bandabuliyayı) görememiş ve yasasındaki eski yasayla yürürlüğe devam etmesi kararlaştırılmış tüzükleri es geçmiş insanlardır.

Yürürlükteki tüzüklere göre kente girecek ve satışa sunulacak mallar belli yollardan, taşıdıkları malı gösteren irsaliye belgesi ile tanımı ve menşei gösterilmiş mallar olarak ancak bandabuliyaya gitmeli, orada kalite denetiminden geçmeli, en fazla fiyatı belirlenmeli, sonra tartılmalı ve satışına izin verilmelidir. Kalite kontrol için de usuller vaz edilmiştir. Kolokasın sapının uzunluğu için üç parmak muayenesi ünlüdür ve fıkralara konu olmuştur. Çarşı ağaları ve çarşı ağası deyimi oradan kalmadır ve yeni yasa geçerken hala sağ olan ağa bunların tanığı idi. Onlara anlatmış olmalıdır.

Neden halk bunların yürürlükten kalktığı zehabına kapılmıştı? Çünkü devletten kopunca Kıbrıslı Türklerin eline geçen bandabuliya bu işlevini yapmaktan vazgeçmişti. Şimdi adını bile bandabulyaya çevirdiler çünkü büyük kopuş yaşandı. Tarihi ve kültürel değerlere saygı ve eskiye özlem artınca adını bile hatırlayan olmayabilir ama yasaya saygı varsa tüzükler ve yönetmelikler aranıp bulunabilir. Güneyde arşiv sanırım bozulmamıştır. Neden arşiv diyorum çünkü onların da sömürge devrini silme kafası vardır ve sömürgeciye egemen üs verdiklerini, onun ABD’ye de üsleri kullanmasına izin vermesine onay vermiştir de yasal düzenleme kalitesini silmekle sadece kendine kötülük ettiğini anlayamamıştır.

Sömürge devri Kıbrıs’ın tarihte ilk kez kendinden ileri sağlık şartlarında yaşayan sömürgeci insanların yaşayabileceği bir ortama hazırlanmıştır. Ancak bu başarıldıktan ve örneğin sivrisinekler endemik sıtma hastalığını yayamayacak kadar azaltıldıktan sonra sömürgeciler ailelerini Lefkoşa’ya taşımışlar, o güne kadar sivrisineğin az olduğu Ayanapa civarında ve Trodos’ta eyleşmişlerdi.

Belediyeler bu iyileşmede başrolü oynamışlardı. Kuduzun bitirilmesi de o dönemde yerel yönetimler sayesinde başarılabilmişti.

Kıbrıs’ın her yıl İngiltere parlamentosuna gönderdiği bir yıllık rapor vardı. Orada İngiltere’den gönderilen yardım da konu edilir ve kendi yerel gelirleriyle yönetimini finanse etmesi, hatta fazla verip Osmanlının borçlarını ödemeye gidecek paranın çıkarılması istenirdi. Onun için yönetim bütçesi önemli idi ve ekonomik kalkınma ondan önemli idi çünkü bu paralar ancak ekonomik kalkınma olursa isyan çıkmamdan toplanabilirdi. Bir tür gerçektir ki Kıbrıs sömürgesi kendi kendini finanse etmeli, sömürgeciye yük olmamalıydı. Annadık mı?

Belediyeler onun için ekonomiye kalite denetimi ve sağlıklı ticaret ortamı ile bunu sağlamakla görevli idi.

Sömürge gitti yasaları kaldı. Onların başarısını ise İngiltere 1984 yılında hazırlayıp yayımladığı bir raporunda belirtti. İfade aynen “imparatorluğun en başarılı evladı Kıbrıs idi, orada elde ettiğimiz başarıyı İngiltere’de elde edemedik” idi.

Bugün gelen turistin ilk yadırgadığı şey çarşıda etiket görmemektir. Aldığı malın fiyatını etikette göremeyen turist “acaba bu turist fiyatı mı?” diye düşünür. Basınımız bu turist fiyatlarını haber yapar ve şikâyetleri duyurur. Belediyeler fiyat etiketlerini koymada başrolü oynar. Ancak sorsak bize yetkimiz yok derler. Yasada fiyatı belli ise etiket konup konmadığını belediye denetleyecek der. Tartı ücreti alınınca azami fiyat saptama yetkisini de belediyeye verir. O zaman da bunları koydurtmak belediyeye düşer. Yapmazlar. Onlara göre TARTI ÜCRETİ ALMAK HAK DENETLEMEK ZÜL.

Bunlar yetmezse yasaya göre hala yürürlükte olan çünkü kaldırıldığı değil yürürlükte kaldığı ta ki yürürlükten kaldırılsın denilen düzenlemelerdir bunlar. Yasada aksine kural varsa o uygulanmaz denildiğine göre bakarsan aksine kural da yoktur. Belediye fiyat ve etiket kurallarına uymaz diye bir kural konulmamıştır.

Tek sorun bunların Türkçelerini bulmaktadır. Yani zahmet tercüme zahmetidir. İngilizce bilen bile geldi gitti derseniz haksızlık edersiniz ama tercüme ettirmek çok mu zahmetlidir. Yenisini yapmak daha zahmet değil mi?

Bunların hep derdi tek bir yasaya bağlı olmaktı. Bir türlü çok yasadan yetki alan bir makam olmanın şart olduğunu kavrayamadılar. Muhtar 23 yasadan yetki alır. Onlar da tek bir yasa isterler, yani yeni bir yasayla kendi isteklerini dikte ettirme kolaycılığına kaçarlar ve başta maaş isterler. Tüm Kıbrıs’ta evinin avlusuna sıçmakta olan köylülere bir kuyu kazdırtmak için muhtarlar yıllarca çalıştılar. Kurnaz köylülerin devlet desteğini yiyip kuyu kazdırmadıklarının hikâyelerini komik hikâyeler olarak anlattık durduk. Bunlar da muhtarların başarılarının unutulduğunun örnekleridir. Köy kooperatifi, desteban ve muhtar Orta Doğu’da ilk kez sıtmayı yenen ve trahom ve şark çıbanı gibi viral hastalıklarla mikrobik barsak kurtları ve sair birçok hastalığı yok edenlerin başında gelir.

Onlar okul çıkışlı bile olması umulmayan insanlardı. Şimdi üniversite çıkışlılar yasalarını okumayan, tüzüklerini aramayan makam sahipleri oldular.

Ekonomik ilerleme serbest olmadan olmaz diyen liboşlar basını işgal ederler ama fiyatları pazarlıkla oluşan bir piyasada ekonomik rekabet nasıl olur diyorlar mı? Halk fiyatları önünde görecekse etiket şart, toptan fiyatlar halde ortaya çıkmazsa kim neyi görecek? Müşteri etrafı gezip not edecek de ona göre mi serbest pazarda fiyat onun isteğiyle oluşacak? Masal bu.