Avrupa Konseyi’nden ”Osman Murat Ülke” Kararı

151

Ekin KARACA – BİA-NET

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, vicdani retçi Osman Murat Ülke’yi yeniden gündeme aldı.

Bakanlar Komitesi’nin Eylül ayı toplantısında gündeme gelen Osman Murat Ülke dosyasında Ülke’nin uzun süredir süregelen kovuşturma tehdidi nedeniyle saklandığına vurgu yapılarak, 2007’de ilk ara kararın alınmasından beri, Komite’nin her insan hakları toplantısında davayı düzenli olarak incelediği ifade edildi.

2009’da alınan ikinci ara kararla Komite’nin Türkiye makamlarını daha fazla gecikmeden Osman Murat Ülke’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki haklarının ihlaline son vermek için gerekli önlemlerin alınması ve sözleşmenin benzer şekilde ihlalini önlemek üzere gerekli mevzuat değişikliklerini yapmak konusunda sert bir şekilde çağrıda bulunduğunun hatırlatıldığı raporda, Türkiye’nin aldığı önlemlere ilişkin hiçbir bilgi vermediğinin altı çizildi.

İlerleyen yıllarda da Türkiye’nin davacı Osman Murat Ülke’nin mağduriyetinin giderilmesi için herhangi bir adım atmadığı, sorulara cevap vermediği ve 1. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin 1 Ocak 1999 ve 9 Mart 1999 tarihli daha önceki kararlarında verilen hapis cezalarının zamanaşımına uğradıkları ve infaz edilemeyecekleri yönündeki 5 Ekim 2009 tarihli kararının hatırlatıldığı raporda, buna rağmen Ülke’nin her üç ayda bir annesinin evine gidilerek arandığı ifade edildi.

 

Kararlar

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi temsilcileri,

* davacıyı ısrarlı itaatsizlik nedeniyle mahkum eden önceki iki kararın zamanaşımına uğradıklarını ve bu nedenle infaz edilemeyeceğini not ettiler;

* davacı aleyhinde firar nedeniyle başlatılan cezai soruşturma kapsamında alınmış geçerli bir tutuklama kararı bulunması nedeniyle duydukları ağır endişeyi ifade ettiler;

* Avrupa Mahkemesi’nin mevcut kararında “davacı aleyhine açılan birçok cezai soruşturmanın, izleyen mahkumiyetler ve kovuşturma ile hapis cezalarının sürekli olarak birbirini izliyor olmasının hayatının geri kalanında kovuşturmalara maruz kalma olasılığı ile birlikte biriken etkisinin askerlik hizmetini ifa etmesini sağlama amacı ile orantısız olduğunu” tespit ettiğini vurguladılar;

* ayrıca bu kararın hala icra edilecek olması nedeniyle de oluşan ciddi endişeleri beyan ettiler;

* Türkiye’nin birçok nedenle yasal önlemlerin sadece benzeri ihlalleri önlemek için değil, ayrıca davacının sürekli kovuşturulması ve mahkumiyet almasını önlemek üzere de gerekli olduğunu beyan ettiğini hatırlattılar;

* Türkiye’yi bir kez daha bu kararı icra etmek üzere ısrarla uyardılar;

* Türkiye’nin Aralık toplantısı öncesinde gerekli yasal önlemleri içerikleri ve kabul takvimi ile birlikte Bakanlar Komitesi’ne bildirmesi yönünde ısrarlarını bildirdiler;

 

“Türkiye Aralık aynına kadar adım atmak zorunda”

Osman Murat Ülke’nin avukatlarından Hülya Üçpınar, Bakanlar Komitesi’nin ilk defa bu kadar net şekilde Türkiye’den somut olarak adım atmasını istediğine dikkat çekerek, bunun son derece önemli olduğunu söyledi.

2006’dan beri her üç ayda bir Bakanlar Komitesi’nin Türkiye hükümetinden gelişmelerle ilgili bilgi istediğini söyleyen Üçpınar, Türkiye’nin vicdani ret hakkı ile ilgili ne gibi çalışmalar yaptığını, ne tür kararlar aldığını sorduklarını ancak Türkiye’nin her seferinde oyaladığını ifade etti ve ekledi:

“Artık Türkiye, Aralık ayında yapılacak olan Bakanlar Komitesi toplantısına kadar Komite’ye vicdani ret hakkı ile ilgili atacağı adımları bildirmek zorunda.”

 

“Türkiye uluslararası sözleşmelerden sıyrılıyor”

savaskarsitlari’ndan Oğuz Sönmez de Türkiye’nin AİHM ve Bakanlar Komitesi’ni 2006’dan beri oyaladığını ifade etti.

AİHM’in Türkiye’yi yılda dört, beş kere uyardığını, Türkiye’nin her seferinde düzenleme getireceğiz demesine rağmen beş yıldır hiçbir düzenlemeye imza atmadığını hatırlatan Sönmez, yaşanan bu sürecin Türkiye’nin uluslararası sözleşmelerden nasıl sıyrıldığını gösterdiğini ifade etti.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 13-14 Eylül tarihlerinde yaptığı toplantılarda Osman Murat Ülke ile ilgili AİHM kararının uygulanması konusundaki yeni kararı

 

Dava özeti:

Davacı’nın pasifist ve vicdani retçi olarak zorunlu askeri hizmet ifasından kaçınması nedeniyle 1996 ve 1998 yılları arasında tekrarlayan mahkumiyetler ve hapis cezaları yolu ile aşağılayıcı muamele (Madde 3’ün esaslı şekilde ihlali)

 

Toplantı öncesinde icra durumu : 

Davacı uzun süredir süregelen kovuşturma tehdidi nedeniyle saklanmaktadır. 2007’de, Avrupa Mahkemesi’nin bu davadaki bulgularına rağmen, cezasını çekmek üzere tekrar çağrılmıştır.

Ekim 2007’de ilk ara kararın alınmasından beri, Komite her bir insan hakları toplantısında davayı düzenli olarak incelemektedir. Mart 2009’da alınan ikinci ara karar ile, Komite Türk makamlarını daha fazla gecikmeksizin Davacı’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (“Sözleşme”) kapsamındaki haklarının ihlaline son vermek için gerekli önlemlerin alınması ve Sözleşme’nin benzer şekilde ihlalini önlemek üzere gerekli mevzuat değişikliklerini yapmak konusunda sert bir çağrıda bulunmuştu. Öngörülen önlemlere ilişkin olarak hiçbir somut bilgi verilmemesi nedeniyle, Komite’nin Başkanı, Ekim 2009’da Türkiye’deki ilgili makama Komite’nin bu davanın gerektirdiği önlemlere ilişkin hiçbir bilgi verilmemesi nedeniyle ciddi kaygılarını ileten bir mektup gönderdi. Türk Dışişleri Bakanı Şubat 2010’daki cevabında, Türk yetkililerinin Mahkeme’nin kararını icra etmek yönündeki taahhütlerini belirtti ve mevzuat değişiklikleri çalışmalarının yetkili makamlarca yürütülmekte olduğunu bildirdi. Akabinde, Komite, Türk makamlarını açıklanan mevzuat çalışması üzerinde somut bilgi vermeye davet etti. Ancak bu doğrultuda herhangi bir somut bilgi sağlanamadı. 1100. toplantıda (Kasım – Aralık 2010), Türk makamları kararın icrasının askerlik hizmetine ilişkin mevzuatta değişiklik gerektirmesi nedeniyle bazı güçlüklere neden olduğunu beyan ettiler. Aynı toplantıda, Komite, Türk makamlarını bir kez daha yasama sürecindeki gelişmelere dair bilgi vermeye ve Davacı’nın ilgili makamlarca eski mahkumiyetlerini çekmek üzere hala aranıp aranmadığını açıklamaya davet etti. 1108. veya 1115. toplantılarda bu hususlarda hiçbir bilgi verilmedi. 1115. toplantıda, hiçbir bilgi verilmemiş olması nedeniyle, Komite bir kez daha gerekli önlemlerin alınmasının önceliği ve aciliyetini vurguladı ve yetkilileri daha fazla gecikmeksizin Haziran 2011 seçimleri sonrasında gerekli yasal önlemlerin alınmasına öncelik vermeye önemle davet etti. Komite, aynı toplantıda yetkilileri Davacı’nın durumu hakkında bilgi verilmesi için uyardı ve Davacı’nın ilgili makamlarca eski mahkumiyetlerini çekmek üzere hala aranıp aranmadığını açıklamaya davet etti. 20/07/2011 tarihli mektup ile, Davacı’nın temsilcisi, Bakanlar Komitesi’ne, Eskişehir 1. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nin 01/02/1999 ve 09/03/1999 tarihli daha önceki kararlarında verilen hapis cezalarının zamanaşımına uğradıkları ve infaz edilemeyecekleri yönündeki 05/10/2009 tarihli kararını iletti. Ancak, aynı mektupta, Davacı’nın temsilcisi, Eskişehir 1. Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcılığı’nın Davacı aleyhinde firar nedeniyle başlatılmış cezai soruşturma kapsamında alınmış geçerli bir tutuklama kararının varlığını bildiren mektubunu da iletti. Davacı’nın temsilcisi tarafından iletilen bilgiye göre, polis memurları her üç veya altı ayda bir Davacı’nın annesinin evini ziyaret ederek Davacı’nın nerede olduğu hakkında soru soruyolar. En son ziyaret 18/07/2011’de gerçekleşti. Davacı’nın temsilcisi Davacı’nın aile üyelerinin bu ziyaretlerden psikolojik olarak etkilendiklerini ve bu ziyaretlerin endişe ve sıkıntıya yol açtığını beyan etti.

 

İlgili belge linkleri

Ara kararlar: CM/ResDH(2007)109 ; CM/ResDH(2009)45

Başkan tarafından gönderilen mektup ve Türk makamların cevabı: DD(2009)556DD(2010)107

Davacı temsilcisi tarafından gönderilen 20/07/2011 tarihli mektup: DH-DD(2011)600

Son Bakanlar Komitesi kararı linki : CM/Del/Dec(2011)1115/24 / 10 June 2011

 

Kararlar

Temsilciler,

1. davacıyı ısrarlı itaatsizlik nedeniyle mahkum eden önceki iki kararın zamanaşımına uğradıklarını ve bu nedenle infaz edilemeyeceğini not ettiler;

2. davacı aleyhinde firar nedeniyle başlatılan cezai soruşturma kapsamında alınmış geçerli bir tutuklama kararı bulunması nedeniyle duydukları ağır endişeyi ifade ettiler;

3. Avrupa Mahkemesi’nin mevcut kararında “davacı aleyhine açılan birçok cezai soruşturmanın, izleyen mahkumiyetler ve kovuşturma ile hapis cezalarının sürekli olarak birbirini izliyor olmasının hayatının geri kalanında kovuşturmalara maruz kalma olasılığı ile birlikte biriken etkisinin askerlik hizmetini ifa etmesini sağlama amacı ile orantısız olduğunu” tespit ettiğini vurguladılar;

4. ayrıca bu kararın hala icra edilecek olması nedeniyle de oluşan ciddi endişeleri beyan ettiler;

5. Türkiye’nin birçok nedenle yasal önlemlerin sadece benzeri ihlalleri önlemek için değil, ayrıca davacının sürekli kovuşturulması ve mahkumiyet almasını önlemek üzere de gerekli olduğunu beyan ettiğini hatırladılar (bkz. Ara Karar (2007) 109);

6. Türkiye’yi bir kez daha bu kararı icra etmek üzere ısrarla uyardılar;

7. Türkiye’nin Aralık DH Toplantısı öncesinde gerekli yasal önlemleri içerikleri ve kabul takvimi ile birlikte Bakanlar Komitesi’ne bildirmesi yönünde ısrarlarını bildirdiler;

8. CDDH(2008)014 addendum II belgesini düşünerek bu hususu incelemeye devam etmeye karar verdiler.

Çeviren: İklil Sanal