Anayasada kuralların ruhu – Alpay Durduran

110

durduran2Kuralların ruhu mu olur demeyin ve ruh çağırma seansı yaptığımı da sanmayın. Kuralların bir yazısı vardır, bir de ifade ettiği mana vardır. Yazılısına açıkça aykırı uygulanamaz mamafih ruhuna da uygun olmalıdır. Örneğin anayasada meclis başkanı veya cumhurbaşkanı seçmek için özel çoğunluk aranırsa niçin özel çoğunluk arandığını iyice düşünmek ve ona göre hareket etmek anayasaya saygının bir gereğidir. Anayasaya siyasi guruplar özel çoğunluk istendiğini gördüğü halde bunu sağlamaya çalışmazlar ve beklerler oylamalarda başarısız olunsun ve sıra özel çoğunluk istenmediği ve basit çoğunlukla seçim fırsatı doğsun, bu yanlıştır demez. Onun için bekleyip de sıra gelince basit çoğunlukla seçerlerse onlara ceza verin de demez. Anayasa bunu ahlaklarına bırakır. Anayasayı halk yaptığına göre halk onları cezalandırır umudunu taşır.

Halk bunun cezasını vermez ve onun yerine becerdiler kendi adamlarını seçtirdiler tutumuna girerse öyle ülkeye anayasa bol gelmiştir.

Bir yasa bakana yetki verir ve başarısızlıktan veya yolsuzluktan sorumlu tutulan birisini yarım maaşla geçici uzaklaştırma yetkisi tanırsa ama gerekçesinde kanıtları karartma olasılığı ve o arada görevini kötüye kullanma fırsatı bulunmasını önlemek için yetkiyi vermişse bakan yetkim vardı onu kullandım deyip kişiyi işten el çektiremez. Kuralın bir anlamı var ve gerekçesinde içerilir ona bakmadan emir vermek yetkisi yoktur. Emri veren suç işlemiş olur. Yasanın vermediği yetkiyi verilmiş gibi yapmak yetkili birinin kılığına bürünmek suçu işlenmiş olur. Ceza yasasına göre işlem yapılması gerekir. Yasanın ruhuna aykırılık söz konusudur.

Siyasi partiler demokratik çalışmak zorundadır. Anayasanın emridir. Bir partide yasal olarak kurulmamış bir organ gibi toplantı yapıp başkan adayı belirlemek ve başka aday çımasın diye partiyi zora sokacak çok adaylı bir seçim istememek ve bunu partiyi karıştırma amaçlı bir nifak olarak nitelemek demokrasinin işlemesine engel koymaya çalışmaktır. En sonunda isteyen de aday olur diye açıklama yapma durumu kurtarmaz. Elbette isteyenler istediklerini aday yapmak için çalışabilir, isteyen aday olmak için çalışma yapabilir ama bu çalışanları suçlu gibi damgalamak demokrasiye karşı bir girişimdir. Anayasanın ruhuna aykırıdır.

Bir parti seçime gireceğinde ünlü aday aramaya çıktığında partili veya partinin karakterine uygunluk denetimi yapmazsa partililerin ve seçmenlerin yanıltılmasına çalışıyor demektir. Demokrasinin ruhuna aykırı hareket söz konusudur. Seçimden sonra adaydan beklenen yerine seçildiği yere layık olmayan bir hareket ortaya çıkarsa partiden ve toplumdan kime kefaret ödenecektir?

Oyunu kullanan birisi oy verdiği kimsenin yaptıklarından doğrudan sorumlu olacağını aklında çıkarmamalıdır. Devlette bir iş veya çıkar elde ederek veya elde etme umuduyla oyunu kullanan halka karşı bir suç işlediğini bilmelidir. Bunun kendisinin elde edeceği çıkardan çok daha fazla zarar göreceğini anlamayacak kadar cahil olanların uğrayacağı bir ceza yoktur ama genel bozukluktan kendi ve yakınlarının da tüm toplumun çekeceği vardır.

Seçim suçu işlenmesi tüm ülkenin kaderini etkiler. Suçları kovuşturmayan bir ülkede demokrasi doğru işlemez. Demokrasi hukuka muhtaçtır, hukuk da demokrasiye… Onun için devlet organları seçimden sonra seçim suçlarını sürekli izlemek zorundadır. Seçimden memnun olanların başında seçim sonunda seçilenler gelir. Onun için seçim suçlarını bağımsız organlar ve yasayla yetki almış olan memurlar seçilmişlere rağmen kovuşturmak zorundadır.

Bu zorunluluk ancak seçilmişlerin yasayla yetki verilmiş memurlara etki edememesi ile sağlanabilir. Yasa seçilmiş hiçbir kişiye yasayla verilen bir yetkiyi kullanma engeli koyamamalıdır. Yasanın ruhu bunu amirdir. Ancak Erdoğan’ın Türkiye’de yaptırdığı gibi her şeyi seçilmişlerin nihai onayına bırakmış olabilir. Onun için yasanın ruhu ile kuralı çatışır. Bu çatışma halkın bekçiliğine emanet edilmiştir. Seçmen bu görevini yaparken sağdır soldur diye seçilmişlerin partilerine bakmamayı öğrenmeli ve özellikle partililer partilerinden hesap sormalıdır.

Partili partisinden özellikle seçim zaferi ardından gözünü uzaklaştırmamalıdır. Partisi zarar görmesin diye partisini denetlemekten uzak duran birisi demokrasinin içine eder.

Hiçbir siyaset yolsuzluğun hoş görülmesine neden olmamalıdır. Yolsuzlukları, ister kendi partilisi ister başka partili isterse partisiz sorumlunun kim olduğuna bakmadan hesap sorularak cezalandırmak esas olmalıdır. Hukuk devletinin çalışmadığı bir ülkede ne refah ne ilerleme ne de huzur olur, sağ sol diye bir tercih de olmaz.

İlkokulda öğrencinin ahlak anlayışı oluşmaya başlar. Okulun avlusunda konuşmalar size nasıl bir gelecek kuşak hazırlandığını öğrenebilirsiniz. Emirler sallayıp Türküm doğruyum gibi yeminler ettirilip kuşaklar yetiştirmek marifet değildir. Çocukların kurnazlıkla arkadaşlarını aldatmasını öven bir ahlaklara büyümemelerini ve dürüstlüğün esas olduğunu öğretmemekle geleceğe kötü bir bırakıt söz konusu olur. Hukuk eğitimi de yasa öğretmeye çalışarak değil hukukun akılla belirlendiğini ve kuralların akla ve mantığa uygun olduğunu öğretmek gerek. Okulda, avlusunda ve sınıfta arkadaşlarına zarar vermeden davranma kurallarını onlara sorma çalışması yapıp hukukun nasıl oluştuğunu öğretmeye önem verilmelidir. Örneğin okul içinde nasıl hareket edileceğini onlara sorup okul içi hareket etiği hazırlayıp onaylarına sunmayı bir etkinlik olarak yaptırmalı ve aslında ilerde semen olup kendi tercihi ile yasaların yapılacağını öğretmek gerek.

Topluma karşı sorumluluk yeri olan mecliste görev alanların yasaları okumadan onayladıklarını duyuran haberleri anlatarak öğrencilerin makamının sorumluluğunu nasıl yüklenmeleri gerektiğini kavramaları sağlanmalıdır. Oy kazanma kurnazlığının ne kadar tehlikeli olduğunu o çağdan başlayarak öğrenmeleri sağlanmalıdır.

Okul avlusunda birbirlerine ana babalarının partisinin kazanması dolayısıyla hava attıklarını izlemektesiniz. Sonuçta hep beraber seçimlerin sonuçlarının evde ve çevrede konuşulduğunu duyan çocuk genel memnuniyetsizliğin acısını duyar. Nedenini de öğrenmek ister ama bir sonraki seçimde gene ayni oyunun oynandığını görür. Onda başka bir ahlakın oluşması sağlanır. Böyle gelmiş böyle gider anlayışının geçer akçe olduğunu öğrenir. Yolsuzluklardan beslenenlerin zenginleştiğini görünce ona öykünür. Hangi kompozisyon veya saha çalışmasıyla demokrasiye sahip çıkmanın yararı çocuğa öğretilir? Yasaların ruhunda olan ahlak öğretimi var mı? Yoksa din ve ahlak bilgisi dersinde anlamadığı bir dilde Allah korkusunu öğretmek veya kâfir ve düşman karşısında kazanılan zaferler anlatmak yeterli midir?

Sahi yahu! Bir de demokrasi okulu kurulduydu? Zülüf ü yâre dokunsaydı duyardık hiç mi demokrasi ahlakını öğretme çalışması yapmadı?

Ahlak kuralına göre amacına çalışmayan projeyi sunan ve inşa eden başarısızlığın hesabına çekilir. Bundan mı korkulur da kim kime dumduma…