AKP yandaşlarına dağıtım sürüyor: Ercan da gitti!

111

YKP, son dönemdeki özelleştirme süreçlerini değerlendirdi. Açıklama şöyle:

Ülkedeki kamusal alanlar tek tek AKP’ye yakınlığı ile bilinen Türkiyeli sermaye gruplarına peşkeş çekilmekte… Yalnız kamusal alanları değil, birçok kamusal hizmet için çıkılan ihaleleri de AKP’ye yakınlığı ile bilinen sermaye grupları almakta.

Kıbrıs’ın kuzeyinde ihtiyaç olup olmadığına bakılmaksızın, doğal yapının, topografyanın da canına okuyarak Kıbrıs’ın kuzeyi ‘duble’ yollarla dolduruldu. Şimdi yeni saldırı rotası Kormacit ve Akdeniz Ormanları! Bu yol projeler genellikle AKP’li veya AKP döneminde yıldızları parlayan şirketlere Ankara’da yapılan ihaleler sonunda verilmekte… Bu ihaleler bir nevi alaca kuşağında yapıldığı için denetlenmesi imkansız! Kuzey için yapılıyor ama Ankara’da ve AKP kontrolünde yapıldığı için kuzeydeki kurumların denetiminden uzak, Ankara’da yapılmasına rağmen Türkiye’deki kurumların denetimine ne kadar tabii belirsiz olsa bile “yavru vatana yapılan yatırım” şeklinde propagandası yapıldığı için doğallığında denetlenmesi pratikte zorlaşmakta.

“Barış suyu” denen proje böyle bir şey. Projeyi kim yapıyor, nasıl yapılıyor kimse bilmiyor, üzümü ye bağını sorma misali herkes konuşmadan başına geleceği kabullenmiş durumda…

Yalnız suyun TC kontrolünde olması bugüne yönelik peşkeş değil, yarının da satılmasıdır. Tıpkı eski zamanlarda yapılan tren yolları projelerinde olduğu gibi, rayların geçtiği yerin kullanım hakkının da şirketlere verilmesi gibi, boruların geçtiği yerler de devrediliyor. Proje tamamlandığında suyun kullandırma hakkı TC’de ve/veya işletecek şirkette olacağı için, bu durum, tarımdan, turizme her şeyi etkileyecek. Artık, nasıl bir tarım konusunu birebir de Türkiye ve onun atadığı şirketle konuşmak zorunda kalacağız çünkü suyu almak için ikna edilmeleri gerekecek! Gıda güvenliği ve gıda egemenliği de TC’nin ve sermayesinin eline geçecek, yani geleceğin tarımı bu şekilde ipotek altına alınmış olacak…

Kendi yeraltı ve yer üstü su kaynaklarımızı revize edip, rehabilite etsek ve tüm Kıbrıs’ı düşünerek çalışmalar yapsak su sorunu kalmayacak ama bunlar yaptırılmadığı ve yaptırılmayacağı için tek ana kaynak bu getirilecek su olacak. Bu ayni zamanda tekelleşme anlamına gelir, gelecekteki tüm sektörleri etkileyecek bir tekelleşme!

Buna benzer yarına dair geleceğin peşkeş çekilmesi işlemi elektrik, telefon ve limanlarda da yaşanmaktadır. Tümü de özelleştirme adı altında peşkeşin baskısı altındadır.

Böylesi ortamda Ercan ihalesi yapıldı, sonuçlar daha resmileşmedi. Ancak ilan edilen ilk sonuç dikkat çekicidir. AKP hükümeti ile birlikte adı duyulmaya başlayan, Erdoğan gibi patronu Rizeli olan Taşyapı şirketinin Ercan ihalesini kazanan şirket olduğu açıklandı. İhale AKP ve Erdoğan için o kadar önemliydi ki, Beşir Atalay ihale günü Kıbrıs’taydı.

Bafra’da otel projesi olan şirketler de dikkat çekicidir. Bunların bir kısmı Ercan ihalesine de girdi. AKP yandaş sermaye gruplarına Kıbrıs’ın kuzeyinde ‘her şey serbest’ kitle turizmi yaptırmak için kararlı şekilde ilerliyor. Ercan Havaalanı ve su projelerini de bunun destek parçası olarak da düşünmek gerekiyor. Elbette elektrik konusu da bu çerçevede gündeme gelecek.

TC fetih sonucu elde ettiği toprakları, önce yağmaladı, sonra tımar ederek yandaşlarına dağıtmakta!

Böylesi bir sürecin önüne geçmek yalnız kendimiz için değil, gelecek kuşaklar için de önemlidir, çünkü şimdi başlayan, gelecek kuşakların yaşam haklarını da ipotek altına alan adımların hızla atıldığı bir süreçtir.

Bu yağma sürecine seçim değil, ancak sokakta mücadele engel olabilir…