Yakın tarih izlerinden, günümüz Alman İsveç faşist yükselişine – Özkan Yıkıcı

0
14

Bugün 12 Eylül: Türkiyedeki Evren askeri darbesinin yıldönümü… 1980 yılında gerçekleşen darbeyle, Türkiye tarihi önemli döneme de geçişe yöneldi. Sol sosyalist muhalefet ezilirken, Neoliberal Emperyalist yapılanma adımalrı da atılmaya başladı. Bunun sonuçlarını Günümüzde AKp iktidarıyla günümüzde yaşamaktayız…. Dün ise 11 Eylül olmaktaydı: Önemli başka tarihi yakınlaşan gelişmelerle karşılaşıyruz. Sosyalizmin barışçıl geçişinin darbeyle yıkılışının Şili sayfası kanlı şekilde Alyende ismiyle yazıldı. Yine, Şili darbesiyle sosyalizme geçiş süreci engelenirken, aynen Türkiyedeki gibi Neoliebral ilk yapılanış adımları da gerçekleşiyordu… Yine, 11 Eylül günü Amerikada ikiz kule saldırılarıyla hayal denilen stratejinin BOP olayının da başlangıç günüdür. Böylelikle, ikiz Kule saldırıları hala karanlıkta kalan birçok soruyla devam ederken, Ortadoğu Projesi hızla Kültürler stratejisi siyasetiyle gerçekleşme adımları başladı. Afkanistanla başlayan süreç, Günümüzde Suriye bataklığında, Türkiyedeki Siyasal İslam iflası ve ısrarla tetiklenen iran fitiliyle bildiğimiz noktaya gelindi… Müslüman dünyası için tarihi önemi ise 11 Eylülde asırlar öncesi Hazreti Alinin Hüseyinin katledilmesi ile kökleşen mezhepsel ayrışmanın, günümüze gelince son proje ise nasıl gelinme yüzleşmesini de dileyen yapma şansına sahiptir….

Basitce başladığım yakın tarih günleri, günümüz genel politikada, otoriter liderlikleri, Ekonomik krizlerin çıkılamaz halini ve faşizmin artık normal politik seçki haline gelmesine dek gelindi. Başlangıç yıolunun döşenen taşlarla günümüz sonuçlarını, bu birkaç tarihi olayla birlikte yaşamaktayız. Artık, klasik birkaç faşist yönetim değil, dünyada iyice gelişen seçim başarılarla veya siyasal örgüt yaratarak kurumsalaştırarak faşizmin de doğalaşmasını getirdi.*****

Ortadoğuda öylesi itifaklar oldu ve örgütler yaratıldı ki en gerici yobaz ve faşistleşen devletler veya örgütler, çekinilmeden özgürlükcüler diye savunulmaktadır. Sudilerden IŞİD ve Elnusraya varan gerçekler, bunun net kanıtlarıdır. Sanmayın ki salt geri kalmış veya braktırılmış ülkelerde kirlilikler,karanlıkla kol geziyor! Avrupada faşizim yükseliyorken, aBD Trump veya yardımcısı gibi liderleri de halka seçtirilmektedir. Biz son önemli Avrupa gelişmelerinden Almanya ve isveçtekine yer vereceğiz…..

Avrupa artık ekonomik duranlık kağosu ile ve saldırılarla yerlebir edilen Yeni sömürge ülkelerden oluşan göç dalgasıyla da aşamazken, giderek seçenek ırkçılığa dayalı Faşist hareketlerin d seçki olmaya başladı. Macaristan, Polonya direk faşistler iktidar olurken, italyada kualisyonda bulunuyor. Danimarka gibi ülkede Y.21 oy alıyorlar. Holanda da ana muhalefete dek geliyorlardı. Almanyada yaşanan olaylar ve İsveç seçimleri bizlere artık Faşizmin öyle uzakda birkaç kişilik olay olmadığını gösteriyor.***

Geçenlerde Almanyada öldürülen Kübalı bir göçmen sonucu olaylar patlar. Resmen, göçmen karşıtı ve korku piskolojik probagandayla faşistler sokağa çıkar. Solun örgütlü oluşu ise karşılık da verilir. Parlementoda olan Alman Alternatif partisi de son seçimlerde aldığı oylarla üçüncü parti olma gücünü kulandı. Bunalr, Almanyadaki sosyal huzursuzluk ve ekonomik duranlaşma tehlikelri de ekleyince, göçmen karşıtı politikaların kitlesel karşılık bulup, günlerce yaşandığı görüldü…..

İsveçte yapılan parlemento seçimlerinde ise ırkçı faşist parti Y.18 cıvarında oy alarak aslında geleceğin ana muhalif olma noktasına geldi. Buradaki çarpıcı olgu şu: Dünyanın en refah gösterilen ülkesi isveçte,Eğer faşistler yükselen oy alıyorlarsa, tehlikenin öyle geçiştirilecek basitlikte olmadığına işaret ediyor. Üstelik, rakamsal verilere göre Sosyaldemokrat hükümtin seçim öncesi karnesi oldukça iyi idi. Büyüme ve borçlardan arınma konusunda oldukça başarı rakamlar bulunuyordu. Buna rağmen isveçte aşırı sağ oylarını yaklaşıp Y.5 artırırken, Sosyaldemokratlar Y.4 yakın oy kaybetti…..

Gerçi, gerek sağ gerek sol partiler Faşist partiyle hükümet kurmayacaklarını açıklasalar da sonuçta bu parti parlementoda artan sayısal vekil ile muhalefet yapacaktır. Bunun İsveç gibi ülkede olması ise dünyadaki faşist yükselişin dikate alınması gerektiği ve sermaye seçeneği olarak krizi idare edilemediği yerde iktidar yapılacağı tehlikesini de gösterdi….

Yukarda da belirtiğim gibi, salt bu iki ülkede değil, italyadaki kualisyon oluşundan Polonyadaki hükümet olan faşistlerin adım adım yerleşme süreçleri gibi oldukça kabarık liste karşımızda duruyor. Fransa ve Holanda muhalefeti yanında Avusturyada kualisyon olma Filandiyada önemli yere gelme gerçekleri, Avrupada yükselen faşizmin işaretleridir. Daha önceleri, Neoliberal süreçte Muhavazakar partiler sağa kayıp ırkçılıklarla oyları tavlarlarken, son dönemde bu yöneliş de yetersiz kalıp resmen ırkçı partilere yöneliş kitlesel olarak yoğunlaşıyor. Sorunların çözümsüzlüğü ile gösterilen hedeflerin saptırma oluş sonucu bu dalganın yükselmesine neden oluyor. Krizlerde hep kuraldır. Yönetilememe sonucu seçenekler önemlidir. Sosyalistler sistemi değiştirmek için, sınıfsal mücadelelere yönelirlerken, sermaye de faşizmi kulanıp, otoriter baskı ile ırkçılığı birleştirip kendini yeniden üretmeye çalışıyor….

Almanyada önce parlementoya, sonra bir oalyla sokağa çıkan faşizim, bu sonuçla düşündürücüdür. İsveçte ise onca refah ve iyi rakamlara karşın ırkçı parti yükseliyorsa, seçeneksizliklerin gölgesinde faşizme önemli yol açıldığını da göstermektedir. Bu resmi iyi okumak gerekir. Özellikle sınıfsal devrimci solun etkisizliği ve örgütsüzlüğü

Hep sistemi daha sağa, gericiliğe ve otoriterliğe davetiye çıakrılmaktadır. Günümüz bu örneklerle neyazık ki doludur. Zaten, son seçimlerle seçilen liderlikelr bunu anlatıyor. Faşistler yönetime geldiğinde ise fırsatı deyerlendirip, faşizme adım adım yapılandırmaktadır. Özellikle İsveç sandık sonucu herkese acı içilecek dersleri göstermektedir.

Yorumunuzu ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.