Ana Sayfayeniçağ güncelyeniçağ özelŞehir Plancılar Odası eski Başkanı Merter Refikoğlu: Program, Plan YOK

Şehir Plancılar Odası eski Başkanı Merter Refikoğlu: Program, Plan YOK

Murat Kanatlı’nın hazırlayıp sunduğu Yeniçağ Güncel’e konuk olan Şehir Plancıları Odası eski Başkanı Merter Refikoğlu, planlama konusunda yaşanan sıkıntılara dikkat çekti, planlamadan korkulduğunu, yapılan planlara da daha sonra bakılmadığını söyleyerek, bunun yanında Şehir Planlama Dairesi’nin teknik personel açısından eksik durumda olduğunu vurguladı

Murat Kanatlı’nın hazırlayıp sunduğu Yeniçağ Güncel’e konuk olan Şehir Plancıları Odası eski Başkanı Merter Refikoğlu, planlama konusunda yaşanan sıkıntılara dikkat çekti.

Refikoğlu, ülkede planlamadan korkulduğunu, yapılan planlara da daha sonra bakılmadığını söyleyerek, bunun yanında Şehir Planlama Dairesi’nin teknik personel açısından eksik durumda olduğunu vurguladı.

Refikoğlu, birçok imar planının hayata geçirilmediğini, yapılan planlara da uygun hareket edilmediğini dile getirerek, bu durumun ülkenin patlama noktasına geleceği güne kadar devam edeceğini anlattı.

“Kıbrıs’ın kuzeyinde planlama yok, olanlar da uygulanmıyor”

Eski Şehir Planlama Odası Başkanı Merter Refikoğlu, KKTC olarak genel olarak plan, kural ve yasanın sevilmediğini belirterek, temiz bir ülke ve bölge istendiğini ancak sıra kişilerin kendi arazilerine geldiğinde kurallardan nasıl vazgeçileceğinin düşünülmeye başladığını kaydetti.

Refikoğlu, bu nedenle ülkede yıllardır planlamanın olmadığını, olanın da uygulanmadığını dile getirerek, 2024 yılına gelinmesine rağmen Kuzey Kıbrıs’taki dönümlerce alanın henüz planlanmış olmadığını ifade etti.

Planlananlara da uyulmadığına işaret eden Refikoğlu, örneğin Lefkoşa İmar Planı’nda oto galeri açılacak yerlerin belirtilmesine rağmen her yere plansız bir şekilde oto galeri açılmakta olduğunu anlattı.

Refikoğlu, bunların izinli olmadığına dikkat çekerek, Şehir Planlama Dairesi ve ilgili belediye tarafından izin verilmemesi ve mühürlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bu insanların bir şekilde ülkeye araba getirdiğini, bunları sattığını, para kazandığını söyleyen Refikoğlu, bunun da kurallara uymayan kişilerin olduğunu gösterdiğini anlattı.

Refikoğlu, ülkede yüksek sayıda üniversitenin faaliyet gösterdiğini belirterek, ülkeye ne kadar öğrenci geleceği, bu kişilerin ne yiyip içeceği, nerede yaşayacakları, kiraların nasıl olacağı konusunda hiçbir planlamanın olmadığını kaydetti. Ülkeye gelen öğrencilerin akıbeti girişten sonra kontrol edilmiyor. Burada kaçak işçi olarak çalıştırılmaya başlıyorlar.

Bu ve buna benzer planlamalar olmadığı gibi şehir planlamasının da olmadığını dile getiren Refikoğlu, ülkedeki şehirlerin durumunun her açıdan içler acısı olduğunu ifade etti.

Refikoğlu, gelişmekte olan ülkelerde görülen yol, kaldırım, otobüs durağı, yürüyüş ve bisiklet yolu gibi düzenlemelerin bulunmadığına işaret ederek, yasa ve planlar yapılsa da bunlar uygulanmadıkça ve denetlenip cezalandırılmadıkça hiçbir gelişme kaydedilmeyeceğini anlattı.

“Girne, 20 yıl içerisinde çok defa yağmalandı”

Girne’de yaşanan sorunun altında da plansızlığın yattığına dikkat çeken Refikoğlu, Girne’nin son 20 yıl içerisinde çok defa yağmalandığını, burada çok sayıda kontrolsüz inşaat faaliyeti başladığını ve kentin şu an içerisinden çıkılmaz bir durum içerisine girdiğini vurguladı.

Refikoğlu, kendisini üzen noktanın ise insanların başına olumsuz bir olay gelene kadar hiçbir şeyin farkında olunmaması olduğunu anlatarak, bu duruma evlerin yanına neden fabrika yapıldığı, iki katlı evin yanına 10 katlı binalar inşa edildiği örneklerini verdi.

Refikoğlu, toplumun bilinçte olmamasının kendilerinin eleştirilerini ve çalışmalarının kısa sürmesine ve boşa girmesine neden olduğunu bildirdi.

“İskele’de altyapı yok; denizin içine inşaat yapılıyor”

İskele’deki su seviyesinin yüksek olduğunu belirten Refikoğlu, inşaatlar yapılırken bunlar dikkate alınmadan yapılıyor.

Refikoğlu, inşaat ve mühendislik faaliyetlerinin uygulanması durumunda bu yatırımların yapılabileceğini dile getirerek, bu yapılmadığında ise bunun dönüşünün iyi olmayacağını ifade etti.

İskele’deki durumun kendini üzen bir konu olduğunu ve bu bölgeyi kurtarabilmek için çok mücadele ettiklerini söyleyen Refikoğlu, gelinen süreçte bunun başarılmadığından yakındı.

Refikoğlu, İskele’de altyapı olmadığına ve bu nedenle her sifon çekildiğinde bu atıkların denizlere, verimli topraklara ve su kaynaklarına gittiğine işaret ederek, bölgenin alt yapısı, okulu, kaldırımı ve mezarlığının bulunmadığını vurguladı.

İskele’de binlerce yabancı insan yaşadığına dikkat çeken Refikoğlu, bu insanların öldüğünde nereye gömüleceğinin, dinî ibadetlerini nerede yapacağının belirsiz olduğunu ve bu kişilerin Türkçe de bilmediğini açıkladı.

Refikoğlu, inşaatla ilgili çalışmalar sürdürüldüğünü ancak insani boyutun arka planda bırakıldığını anlatarak, yıllardır Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan bir çocuğun Türkçe öğrenemediği için Rusya’daki bir kurumdan çevrimiçi eğitim aldığını ve bu çocuğun hiçbir şekilde diğer Türkçe konuşan çocuklarla sosyalleşemediğini örnek olarak gösterdi.

“Sorunların çözümü yolun genişletilmesinden geçmiyor”

Gelişmemiş toplumların düşüncesinin ne kadar çok yol yapılırsa sorunların o kadar çabuk çözüleceği yönünde olduğunu belirten Refikoğlu, bunun doğru bir yaklaşım olmadığını kaydetti.

Refikoğlu, gelişmiş ülkelerde yolların daraltıldığını, bisiklet, yaya yollarının yapıldığını dile getirerek, ülkede ise yol yaparak trafik sorununun çözülmeye çalışıldığını ifade etti.

Aynı durumun Türkiye’de de yaşandığına işaret eden Refikoğlu, ağaçlar kesilerek 3. Köprü’nün yapıldığını ancak bunun çözüm üretmediğini söyledi.

Refikoğlu, şöyle devam etti:

“Önce dediler ki ‘Hastanenizi buraya yapmanızı istiyoruz.’, ‘Tamam.’ dedik. Sanayi yavaş yavaş genişledi. En son yol projesi başladı. Orada memleketi yöneten ve üniversitesi olan bir iş adamı burada okulu olduğu için bunu kabul etmedi. Ve yolu en son şu an olduğu yere getirdik. Şu an Lefkoşa İmar Planı’yla ilgili baskılar başladı. Bu planın revizyon çalışmalarının 2024 yılında biteceğini düşünüyorum.

Orada büyük bir baskı var. Orada bazı yerler imara açılacak. Yol geçtiği için bölgenin imara açılması adına baskılar olacaktır. Mezarlık için de orada bir yer bulunmuş ancak toprak uygun değilmiş ve taşıma toprakla insanların gömüleceğiyle ilgili bir şeyler söylendi. Mevcut mezarlık bitene kadar çalışmaya devam edeceğiz. Ne zaman ki son insan gömülecek, o zaman uygun bir yer bulacağız diye düşünüyorum.”

Lefkoşa Çevre Yolu’nun dört bir yanının bitirileceğini ve bu olduktan sonra Gönyeli çemberi ve Lefkoşa-Mağusa yolunun bir nebze de olsa rahatlatılacağını belirten Refikoğlu, insanların çevre yolunu kullanarak daha hızlı bir ulaşım sağlayabileceğini kaydetti.

Refikoğlu, birçok yerde olduğu gibi Gönyeli-Yenikent bölgesinde de Alayköy’e bağlanacak yolla ilgili insanlardan geniş yerler alındığını dile getirerek, o yolun dönemin başbakanının isteğiyle bir üste atılıp terk edilmiş halde bırakıldığını ifade etti.

Refikoğlu, yolları bir kenara atılması, birilerine bir şeyler verilmesi, bir şeylerin hoş görülmesi sonucunda kaybedilenin düzen, plan, yol ve para olduğunu vurguladı.

“Lefkoşa Türk Belediyesi’nde 10 yıldan fazladır şehir plancısı yok”

İmar izinlerinin yerel yönetimlere verilmesi konusu üzerinde de duran Refikoğlu, işin doğru yapılması durumunda kim tarafından yapıldığının kendisi için önemli olmadığını açıkladı.

Refikoğlu, ülkedeki 18 belediyenin 18’inde de teknik personel eksikliği ulunduğunu belirterek, en büyük ve önemli belediye olan Lefkoşa Türk Belediyesi’nde 10 yıldan fazladır bir şehir plancısının bulunmadığını kaydetti.

Refikoğlu, bütün belediyelerin hazır olması durumunda imar izni; pasaport, kimlik verme işlemlerini belediyelerin yapmasını; polis ve itfaiyeyi de yerel yönetimlerin yönetmesini doğru bulduğunu söyledi.

“Şehir Planlama Dairesi’nde neredeyse personel kalmadı”

Ülkede son 10-15 yıl içerisinde bağlı olduğu bakanlık en çok değişen dairenin Şehir Planlama Dairesi odluğunu belirten Refikoğlu, bu dairenin İçişleri Bakanlığı, Turizm Bakanlığı gibi bakanlılar arasında yer aldığını kaydetti.

Refikoğlu, bu dairenin her hükümet döneminde tartışılan bir konumda yer aldığını dile getirerek, bunun nedeninin arazi dağıtım hakkının bulunması olduğunu ifade etti.

Şehir Planlama Dairesi’nin şehit arsalarını, ormanlık arazilerini dağıtmak; imara kapalı yerleri açmak, kat yükseltme… gibi güçlerinin bulunduğuna işaret eden Refikoğlu, her hükümetin bu daireyi kendi çatısı altına koymaya çalıştığını anlattı.

Refikoğlu, bunların çok önemli, üzerinde çok düşünülmesi gereken konular olduğuna dikkat çekerek, Şehir Planlama Dairesi’nin Turizm Bakanlığı’nın altında olmasının sebebini sorguladı.

Bir dairenin bakanın ve hükümetin keyfine göre mi yönetildiğini de soran Refikoğlu, müdürlerin de Şehir Planlama Dairesi’nde olduğu gibi diğer dairelerde de bu göreve çok çabuk geldiğini ve görevden alınabildiklerini bildirdi.

Planlama bölümünde neredeyse kimsenin kalmadığını dile getiren Refikoğlu, dosyalama bölümünde de birkaç şehir plancısının bulunduğunu ifade etti.

Refikoğlu, şehir planlamanın mesleki açıdan büyük önem taşıdığına işaret ederek, “Alttan gelen insanalar şehir planlamacısı olup da ne yapacağım diye düşünüyor olabilir. İşin ne olduğunu bilmediğini için bunu tercih etmeyebilir. Türkiye en yakınımızda. Orada şehir plancılar görev yapabiliyor ve geniş bir ağa da sahipler. Bunu acilen yapmamız lazım. Yoksa biz burada bu durumdayken Şehir Planlama Dairesi’nin kapattıktan sonra ülkenin ne hale geleceğini düşünmek zor olmayacaktır” şeklinde konuştu.

“Ülkedeki en büyük sorun vizyonsuzluk”

Lefke İmar Planı’nın tamamlandığını ancak henüz yetkili makamlar tarafından onaylanmadığını belirten Refikoğlu, dörtlü hükümet döneminde İskele’ye yönelik bir emirname çıkarıldığını kaydederek, “Keşke çıkmasaydı. Bütün memleket İskele’de bir şey yapılacağını duydu, Şehir Planlama Dairesi ile Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimarlar Odası’nın önünde sıraya girdi. Şehir Planlama Dairesi ile Birliğe kızdık ama o insanlar ne yapsın! İşlemler o saatler içerisinde yapılacaksa o işlem yapılır. Çünkü ben toplum olarak ganimete alıştım, açım, çalışmadan aldığım toprağın değerini bilmediğim için harcayacağım” dedi.

Refikoğlu, ülkedeki yönetimsel açıdan en büyük sorununun vizyonsuzluk olduğunu dile getirdi.

“İskele’de birinci derece tarım arazileri iskana açıldı”

İskele’de birinci derece tarım topraklarının iskana açıldığını ifade eden Refikoğlu, buraların sadece bizim ülkemizde değil dünyada en önemli yerler olduğunu anlattı.

Refikoğlu, bunun için ısrarlara rağmen geri adım atılmadığına işaret ederek, tarım topraklarının derecelendirildiğini ancak bir adım daha atılıp birinci derece tarım topraklarının iskana açılmasının önlenmediğini ve bununla ilgili yasak-tüzük çalışması yapılmadığını vurguladı.

Plan çalışmalarının da yapıldığına dikkat çeken Refikoğlu, “Şehir Planlama Dairesi’ne gidip, ‘Buraya inşaat yapabilir miyim?’ diye soruyorsunuz. Daire, sizi Tarım Dairesi’ne yönlendiriyor. Ahbap-çavuş ilişkisiyle gereken imza atılıyor ve inşaatınızı birinci derece tarım arazisine yapabiliyorsunuz. Birinci tarım bölgesi, çevreye ve dünyaya zarar vermeyim şeklinde bir düşünce bulunmuyor” dedi.

Refikoğlu, dünya ülkelerinde böyle bir düşünceye de gerek duyulmadığını çünkü bir planlamanın söz konusu olduğunu belirterek, şehir plancılarının yolun, yapıların, birinci derece tarım bölgelerinin nerede olduklarını planladığı için ülkemizdeki gibi bir sorunla karşılaşılmadığını kaydetti.

Ada ülkesi olunması nedeniyle birçok şeyin ithal edildiğini dile getiren Refikoğlu, ancak ekmeğin de dışarıdan getirildiği gün yaşanılmayacak duruma gelineceğini ifade etti.

Refikoğlu, bu noktaya gelinmekte olduğuna işaret ederek, her geçen gün tarımsal arazilerin, yeşil alanlarının yok olduğunu anlattı.

İklim kriziyle baş başa olunduğuna dikkat çeken Refikoğlu, şiddetli yağış veya kuraklıkla karşılaşıldığını, bu nedenle gidişatın iyi yönde olmadığını vurguladı.

“Tarım geliri inşaat gelirine göre daha önemli”

Sulu tarımla elde edilen gelirle, aynı arazide yapılacak bir inşaatın geliri karşılaştırıldığında arada çok büyük bir fark oluşmadığını belirten Refikoğlu, buna rağmen ülkemizde sadece bir yere inşaat yapılıp yapılmayacağı konusu üzerinde durulduğunu kaydetti.

Refikoğlu, bunları konuşmanın elzem olduğunu dile getirerek, inşaat yapılacağı, işçi geleceği, birçok sektörün yapılacak yatırımdan gelir elde edeceği gibi söylemlerin olduğunu ifade etti.

Ülkede tarıma da ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Refikoğlu, inşaata ve üniversiteye de ihtiyaç duyulduğunu ama bunların belli bir planlama içerisinde yapılmasının önem arz ettiğini vurguladı.

Refikoğlu, ülkede 32 üniversiteye, bu kadar inşaat ve nüfusa ihtiyaç olmadığına dikkat çekerek, bu ülkenin küçük bir ada olduğunu, ülkede neyin nerede ve hangi sayıda olacağının belli olduğunu anlattı.

Bunların yazılıp üst üste konulması ve ekonominin bu çerçevede yönetilmesi gerektiğini belirten Refikoğlu, bu konular üzerine o kadar konuşulmasına rağmen yaşananların değişmediğini kaydetti.

Refikoğlu, “Siz bir tarım arazisinde tarım mı yoksa inşaat mı olmalı diye baktığınızda; o bölgede eve girecek olan ekmeği, yüzyıllarca tarımdan kazanılacak geliri alt alta koyduğunuz zaman tarımın yapılan inşaattan daha önemli olduğunu görebilirsiniz” şeklinde konuştu.

Refikoğlu, ancak ülkede kolaya kaçıldığını, böylece ülkedeki verimli tarım topraklarının, deniz ve suyun yok olduğunu söyledi.

“Dikmen İmar Planı, anlaşmazlık nedeniyle ileriye götürülemedi”

Dikmen’le ilgili çok güçlü bir emirname bulunduğunu belirten Refikoğlu, kişisel olarak rahat olmasının nedeninin Dikmen’in pek çok noktasının imara kapatılmış olması olduğunu kaydetti.

Refikoğlu, Dikmen’le ilgili bir imar planı yapıldığını ve ekim ayından önce bittiğini dile getirerek, belediye ile bazı noktalarda anlaşmazlık yaşandığını ifade etti.

Bir doktor ameliyat yapacağında belediye başkanı, başbakan veya başka kişilerin ona ne yapacağıyla ilgili fikir vermeyeceğine işaret eden Refikoğlu, şehir plancılarının ise buna maruz kaldığını, ülkede herkesin mimar, şehir plancısı ve mühendis gibi davrandığını anlattı.

Refikoğlu, imar planı hazırlanırken belli bir plan oluşturulduğunu, verilerin ortaya konduğunu ve sonuç olarak ortaya bir şey çıktığını söyleyerek, herkesin toprağı ve arazisinin inşaata açılmasının plan yapılmaması anlamına geldiğini vurguladı.

Planlamanın öncelikli kuralının “kompakt (bir araya getirilmiş sıkıştırılmış) şekilde yavaş yavaş yürümek” olduğunu belirten Refikoğlu, Dikmen İmar Planı’nın da anlaşmaya varılamadığı için ileriye götürülemediğini kaydetti.

Refikoğlu, imar planı yapan belediye başkanlarının diğer seçimlerde kaybettiği gibi bir inancın da olduğunu dile getirerek, Dikmen İmar Planı’nın da bu nedenle ileriye götürülmediğini ifade etti.

“İskele’nin ardından sıra Geçitkale’ye geldi”

Geçitkale’yle ilgili “10 dakikada denizde ulaşacaksınız” şeklinde bir ilan gördüğüne işaret eden Refikoğlu, yabancılara yalan söylenip Geçitkale gibi tarım arazileri olan bir köyün pazarlanmaya çalışıldığını açıkladı.

Refikoğlu, Geçitkale’de sahil kasabası gibi inşaatların hızlı bir şekilde başladığını belirterek, arazilerin satılmakta olduğunu kaydetti.

İskele’nin ardından sıranın Geçitkale’ye geldiğini dile getiren Refikoğlu, bu bölgeyle ilgili bir imar planı çalışması olduğunu duyduğunu ve bunun amacının yol boyunca verimli tarım arazileri korumak olduğunun söylendiğini ifade etti.

Refikoğlu, plan yapmaktan korkulduğuna ve yapılan planlara bakılmadığına işaret ederek, ülkenin tamamının planlanmasının zor bir şey olduğunu düşünmediğini söyledi.

Planlama sorununun bir iki yıl içerisinde bazı noktalar ele alınarak çözüme kavuşabileceğine dikkat çeken Refikoğlu, İskele’yi kontrol altına almak istenirken Geçitkale’de sorun çıktığını; Geçitkale’yi kontrol altına almak istendiğinde de Mesarya’da sorun çıkacağını açıkladı.

Refikoğlu, Ülkesel Fiziki Plan’ın çok çalışılarak yapılmış bir plan olduğunu belirterek, dikkate alındığını düşünmediğini kaydetti.

Planların şehir plancıları tarafından dikkate alındığını ancak 5 yılda bir revize edilmesi gerekmesine rağmen böyle bir adımın söz konusu olmadığını dile getiren Refikoğlu, bu planın zaten politikacılar tarafından benimsenmediğini anımsattı.

Refikoğlu, Ülkesel Fiziki Plan benimsenmediği için raflarda durduğunu ifade ederek, bu plan içerisinde belli süreler içerisinde yapılması gerekenlere işaret edildiğini ancak bunlara uyulmadığını vurguladı.

“Ülkenin en güzel sahilleri kumar turizmi için otellere verildi”

Ülkenin en güzel deniz kenarlarının kumar turizmine verildiğine işaret eden Refikoğlu, oysa bu yatırımların havalimanı yakınlarına yapılmasının, deniz kenarlarında da deniz turizminin gerçekleştirilmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağını anlattı.

Refikoğlu, sahillerin tüm kumar oynanan otellere verildiğine ve bunların atıklarının da denize gittiğine dikkat çekerek, geçen döneminin Girne Belediye Başkanı’nın yüzde 80 oranındaki atığını; geçen dönem Mağusa Belediye Başkanı’nın ise yüzde 70-75 civarında atığın arıtılamadığını söylediğini hatırlattı.

“Sene 2024, toplu ulaşım sorununu çözemedik”

Plansız yapılan unsurların patlama noktasına kadar devam edeceği öngörüsünde bulunan Refikoğlu, ülkede kaç üniversite öğrencisine ihtiyaç duyulduğunun belli olması gerektiğini bildirdi.

Refikoğlu, “Eğer sen 4 kişilik bir eve 28 kişilik bir misafir çağırırsan o evde sorunlardan kurtulamazsın. Yemek bulamazsın, üç kişilik tuvalet olduğunu varsayalım…Tuvalet bulamazsın. Sandalye bulamazsın. Çıkan sesler de çevreye ve komşulara rahatsızlık verecek” diye konuşarak, bir evin durumunun ülkenin durumuna benzetilebileceğini vurguladı.

Ülkeye ne kadar turist geleceği, bu turistler için ne kadar market, hastane gerekeceği, yoldan kaç tane araba geçeceği, çemberlerin ne kadar araç kaldırabileceği gibi unsurlara yönelik planlama olması gerektiğini belirten Refikoğlu, ülkede bu kadar aciz bir toplu taşıma sistemi olmasından utanç duyduğunu kaydetti.

Refikoğlu, Lefkoşa, Gönyeli ve Alayköy sınırı içerisinde bulunan örneğin 80 otobüsün belli bir plan içerisinde oluşturulmasının çok kolay olduğunu dile getirerek, tüm üniversitelerin otobüslerinin bulunduğunu ve onların sistemin içine dahil edilmesiyle bu sorunun çözülebileceğini ifade etti.

İnsanların otobüsün nereden, kaçta geçeceğini, son çalışma saatlerini; havaalanına nasıl gideceğini bilmediğine ve otobüs duraklarının da bulunmadığına işaret eden Refikoğlu, 2024 yılında olunmasına rağmen bu sorunun bir türlü çözülemediğinden yakındı.

Refikoğlu, gelişmekte olan ülkelerde metro, otobüs, tramvay, minibüs ve özel araç şansının bulunduğuna dikkat çekerek, ülkemizde ise toplu ulaşım sorunu çözülemediği için herkesin araç almakta olduğunun altını çizdi.

Ülkeye üniversite açıldığını ancak bunların gereken donanım ve altyapı bulundurmadığını belirten Refikoğlu, bu üniversiteler açılmadan önce konferans salonu, çok amaçlı salon ve bunun gibi birçok unsurun aranması gerektiğini kaydetti.

Refikoğlu, oteller için de benzer durumun söz konusu olduğunu dile getirerek, çoğu şey kaybedilmiş olsa da olumsuz durumun olumlu bir şekle çevrilmesi gerektiğini ifade etti.

“Trafik kazalarında yolların durumu etkili oluyor”

Trafik kazalarında dikkatsiz sürüş, alkollü araç kullanma, ehliyetsiz seyretme gibi suçların var olduğuna işaret eden Refikoğlu, öte yandan ülkedeki yol, çember ve ışıkların elverişsiz olduğunu vurguladı.

Refikoğlu, şehirlerarası yolların ülkemizde olduğu gibi birçok ülkede de karanlık olduğuna dikkat çekerek, ancak söz konusu ülkelerdeki yolların Kuzey Kıbrıs’takinin aksine çizgileri, bariyerleri ve bunun gibi unsurlarının yeterli olduğunu vurguladı.

Ercan Havalimanı yolunda isimsiz bir yoldan giren aracın kaza yaptığını da anımsatan Refikoğlu, kazaların sadece dikkatsiz sürüşe bağlanamayacağını söyledi.

 

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin