yaklaşımlarHare YakulaSömürgecinin dayattığı Siyasal İslam’a karşı Kemalizm sığınak değil çıkmaz sokaktır! - Hare...
yazarın tüm yazıları:

Sömürgecinin dayattığı Siyasal İslam’a karşı Kemalizm sığınak değil çıkmaz sokaktır! – Hare Yakula

Yeniçağ podcastını dinleyin

Yaz tatili sonrası okulların açıldığı ilk hafta “Şarkı bilen, söylemek isteyen var mı?” diye sorarım. Çocukların hafızalarında ne tür şarkıların, melodilerin yer ettiği benim için önemlidir. Ne söyledikleri ne izledikleriyle, yaşantılarıyla ilişkilidir çoğu zaman.

En az 6 yıldır istisnasız karşılaştığım şarkılardan bazıları dini temalı ilahiler oldu. “Sordum sarı çiçeğe annen baban…” veya bunu çocuklardan öğrendim; “Allahümme salli Muhammet, dinim İslam peygamberim Muhammet” sözlerinden oluşan, peygamber Muhammet’in hayatını anlatan ilahi. Bunları nereden öğrendiniz dediğimde ise cevaplar çok netti: Kuran kursu, camide, hoca öğretti, arkadaşımdan-kardeşimden duydum.

Yukarıdaki olayı kuzey Kıbrıs’ta İslami empozenin bugün başlamadığını, çok önceye dayandığını söylemek için paylaştım. Sadece şarkılarla mı kalıyor sandınız? Okul bahçesinde yerde gördüğü limonu titreyen avuçlarıyla sıkı sıkı tutup “Öğretmenim bu bir nimettir, bunu korumalı ve saklamalıyız yoksa Allah bizi yakar” diyen, gözyaşlarına boğulmuş bir çocuğa ne demeli? Peki ya çocuk orucu? Yanlış duymadınız! Bir öğrencim sınıfa çok geç ve bitkin geldi. Neredeyse yere yığılacak. Neden bu şekilde olduğunu sordum, cevaplamadı. Konuşacak takati yoktu. Sınıftakiler hep bir ağızdan “Öğretmenim o oruçludur” deyince ne yapacağımı veya ne diyebileceğimi bilemedim.

Örnekleri çoğaltabilirim. Beethoven’in “Ode to Joy/ Neşeye Övgü” ki sözlerinde kardeşlik ve dostluğun bahsedildiği bestesini öğretiyorum. Marştaki “Bunu ister Tanrımız” sözlerini sevmesem de kültür amacıyla yine de öğretiyorum. Bir gün öğrencilerimden biri söylemiyor, takip ediyorum evet, kesinlikle eşlik etmiyor! Nedenini sormak için yanına gittim, cevap alamadım. Solunda oturan “Öğretmenim bu şarkıda Allah değil da Tanrı geçiyor hem da Beethoven gavurmuş, biz da söylemeylim der!

Benim gibi birçok öğretmen anlattıklarıma benzer olaylar yaşamıştır. Tanık olunanları tüylerimiz ürpererek birbirimizle paylaşırız. Sonra da “Kemalist kutsallara” yelken açarız. Çünkü bugüne kadar resmi tarih ve kitaplar bizde Atatürk mistisizmini beslemiştir. Kurtarıcı Atatürk/ Gazi mitine sığınırız. Mustafa Kemal’e tutunarak laikliğe sahip çıkılabileceğini düşünürüz. Özel gün kutlama ve anma törenlerinde işleri abartırız. Adeta bir Kabe’ymişçesine devasa ölçülerde Anıtkabir, Mustafa Kemal maketleri kullanırız. Öğrencilerimizi simge, sembollerle teşvik ederiz.

Kemalizm, küçük yaşlardan itibaren zihnimize o kadar bir yerleşmiştir ki eleştirel bakabilmek çok güçtür. Yıllarca ilkokul öğretmeni yetiştiren kurumumuz, misyoner öğretmenler yetiştirmiştir. Adı üstünde “Atatürk Öğretmen Koleji/ Akademisi”.

Özellikle biz eğitimciler, resmi tarih dışında okumalar yapmalıyız. “İnsanlar Tanrı’ya inanmayı bıraktıktan sonra artık hiçbir şeye inanmadıkları söyleniyor bize. Aslında durum bundan daha kötü. Artık her şeye inanıyorlar…” diyor Malcolm Muggeridge.

Örneğin Türklük sözleşmesine dair İsmail Beşikçi, Barış Ünlü, Lerna Ekmekçioğlu’nun kitaplarına bakmak gerekir. Kemalizm’in ne olduğunu anlamak için Ayşe Hür, Erdoğan Aydın dinlemek, okumak veya Onur Aydın’ın “Türk’e Tapmak” kitabını kaynaklarımız arasına katmak gerekir. Doğduğumuz andan itibaren, kadın filozof İonna Kuçuradi’nin dediği gibi ezbere dayanmayan, yaratıcı ve etik düşünme becerimizi geliştirebilmek için mutlaka felsefe öğrenmeliyiz ve öğretmeliyiz.

Mesela Mustafa Kemal’in hayatı boyunca Kıbrıs’ı ziyaret etmediğini biliyor musunuz? Mustafa Kemal’in Kıbrıs’taki varlığına resmi tarih dışında Türklük sözleşmesi, sömürgecilik ve anti kolonyalizm merceğiyle bakarak her şey farklı anlamlar bulacaktır.

Diğer taraftan bilmediğimiz yahut görmek istemediğimiz gerçek, günümüzde, Mustafa Kemal’in muhafazakâr çevreler tarafından da benimsendiğidir. 10 yıldan beri öğretime devam eden Hala Sultan İlahiyat Koleji 8.sınıf öğrencilerinden Ayşe Çınar’ın okul dergisindeki şiirine bir bakalım:

Bir vatan var/ Atatürkçülük yolunda ilerleyen/ Atatürk’ü kalbinde yaşatan…Bir vatan var/ Cumhuriyet diye ölen…Bir vatan var dini ile İslamiyet ile yaşayan/ Allah yolunda ilerleyen…

Cumhuriyet, Atatürkçülük ve İslamiyet iç içe geçmiş durumda. Demem şu ki Siyasal İslam’a karşı duruş, tapınmayla eşleşen Kemalizm ile olmaz. Evrensel insan hakları için tapınılacak bir liderlere değil rasyonel ve eşitlikçi anlayışlara, Kıbrıs özelinde anti kolonyal mücadeleye ihtiyacımız vardır.

Sömürgecinin dayattığı Siyasal İslam’a karşı Kemalizm sığınak değil çıkmaz sokaktır!

 

Hala Sultan İlahiyat Okulu dergisi:

https://online.fliphtml5.com/kqdbx/jjav/?fbclid=IwAR339LruIv_C2oAvuRRNZ_M3fcDncCDa9R4QdJK-a3MMqrY9XYW3c7GtgIE#p=6

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
236AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin