.Yeniçağyeniçağ güncelKıbrıs Türk toplumu toplumsal yok oluşla yüzyüze getirildi
yazarın tüm yazıları:

Kıbrıs Türk toplumu toplumsal yok oluşla yüzyüze getirildi

Yeniçağ podcastını dinleyin

Arif Hasan Tahsin Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Şener Elcil, siyasi partilerin yapması gerekenin, Kıbrıslı Türklerin eşit siyasi ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği’nden destek talep etmek olduğunu ancak bunun yerine günlük sığ açıklamalar yapmanın ve iradenin Türkiye’nin sivil-asker bürokratlarının elinde olduğu bir alanda seçim talep etmenin, toplumsal yok oluşa alkış tutmak olduğunu kaydetti.

Açıklamada Elcil, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulitis’in inisiyatif alarak, Kıbrıslı Türklerle görüşmesini ve Kıbrıs Türk toplumunun yaşamını kolaylaştıracak, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yönelik var olan ön yargılarla güvensizliği ortadan kaldıracak açılımlarda bulunma girişimini olumlu bir gelişme olarak değerlendirdiklerini belirtti.

Açıklama şöyle:

Kıbrıs’ta 1963 yılındaki toplumlar arası çatışmalar, 4 Mart 1964 tarihinde- Birleşmiş Devletlerin aldığı 186 sayılı karar, 1967 tarihindeki Geçitkale/Boğaziçi çarpışmaları sonrası başlayan görüşme süreci, 1974 faşist Yunan cuntası darbesi ve sonrasında garantörlük sorumluluğu verilen Türkiye’nin Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal düzenini tesis etmek ve toprak bütünlüğünü korumak gerekçesinin arkasına sığınarak gerçekleştirdiği askeri müdahale ile gelen adamızın ikiye bölünmesi, kuzeyde etnik temizlikle birlikte, nüfus taşınarak sürdürülen kolonize faaliyetleri, Kıbrıs Türk toplumunun asimile çabaları ve siyasi iradesinin gaspı, Kıbrıs Türk Toplumu’nun 1974’den 2003 tarihine kadar kapalı bir düzende yaşatılması, 2003 yılında geçiş kapılarının açılması ve Kıbrıs’ın Avrupa Birliğine üyeliği ve Annan Planı Referandumu son 60 yılda Kıbrıs’ta yaşanan gelişmelerden sadece birkaç tarihsel dönüm noktasıdır.

Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum toplumu, savaşlarla kanın, gözyaşının, göçmenliğin ne olduğunu yaşayarak öğrenmiş ve savaşın yıkımının getirdiği acıları hala daha yaşamaktadır. Kıbrıs’ta yaşamın normalleşmesi insanlar arasındaki sosyal kültürel ve ekonomik ilişkilerin gelişmesiyle mümkün olacaktır. Yıllardan beri devam eden görüşme süreçlerinden sonuç alınamaması, özellikle adamızın kuzeyinde yaşamaya ve var olmaya çalışan Kıbrıs Türk Toplumu’nun Türkiye hükümetleri tarafından siyasi rehine olarak görülmesi ve izlenen yanlış politikalar yüzünden, toplumsal yok oluşla yüz yüze getirmiştir. Adamızın kuzeyinde Türkiye’nin kurdurduğu ve Kıbrıslı Türkler’in siyasi iradesini yok sayan kukla rejim, Ankara patentli talimatlarla Kıbrıslı Türkleri adadan kaçırmaya yönelik her türlü siyasi dayatmayı yapmaktadır. Yurtseverler, soruşturma ve mahkeme davalarıyla baskı altına alınır, Türk lirasının kullanımının getirdiği enflasyonla üretenler batırılıp fakirleştirilirken, ülke kaynakları TC’li yandaşlara peşkeş çekilmekte, plansız yapılaşma, çevre kirliliği, işsizlik, gençlerin göçü, pahalılık, emek sömürüsü, okul/hastahane, ilaç/doktor yetersizliği, ırkçılık, trafik kazaları, Kıbrıs Türk Toplumunun onuruna yakışmayan ekonomik faaliyetler (kumar, fuhuş) toplumsal yok oluşu hızlandırırken, taşınan nüfus nedeniyle Kıbrıslı Türkler kendi ülkelerinde azınlığa düşürülmüştür.

Bu şartlar altında eşit siyasi ortağı olduğumuz Kıbrıs Cumhuriyeti ve Avrupa Birliğinin Kıbrıs Türk Toplumuna yönelik destek olmasını talep etmek siyasi partilerimize düşen bir görev olmasına rağmen, günlük sığ açıklamalar ve siyasi idarenin gasp edildiği, iradenin Türkiye’nin, sivil-asker bürokratlarının elinde olduğu bir alanda seçim talep etmek toplumsal yok oluşa alkış tutmak demektir.

Bu gerçekler ışığında Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulitis’in inisiyatif alarak, Kıbrıslı Türklerle Görüşmesi ve Kıbrıs Türk Toplumunun yaşamını kolaylaştıracak, Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yönelik var olan ön yargılarla güvensizliği ortadan kaldıracak açılımlarda bulunma girişimini olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz. Kıbrıs Cumhuriyeti antlaşmaları, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk toplumlarının statülerini siyasi eşitlik temelinde belirlemiş olup, bu cumhuriyet iki toplumun ortak evidir ve Kıbrıs sorununa bulunacak çözüm cumhuriyetteki haklar temelinde olacaktır. Bu gerçekler ışığında Kıbrıs Türk toplumunu Kıbrıs Cumhuriyeti çatısına yaklaştıracak her açılıma destek olunması gerektiği çağrısını yineler, ayrılmanın değil birleşmenin Kıbrıs sorununun çözümü olduğunu vurgularız.

Bilinmelidir ki; Kıbrıs Türk Toplumu sahipsiz değildir.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
236AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin