Hedeflenen bu topraklara aidiyet yerine Erdoğan’a biat kültürüdür – Nidai Mesutoğlu

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Bir insan, annesini, babasını , ulusunu, doğduğu yeri seçemez. Doğduktan sonra önce ailesini tanır, daha sonra mahallesini, köyünü, kasabasını tanır. Bu süreçte ailenin yönlendirmesiyle bazı alışkanlıklar kazanır. Bu çocuğun aldığı ilk eğitimdir. Dini inançları da ailenin isteğine göre şekillendirilir.

Ulus devletlerinin ortak özeliği ve eğitim hedefleri hep aynıdır. Buna üst yapı kurumu denir. Eğitim yoluyla bireyin topluma kazandırılması amaçlanır. Bir anlamda topluma aidiyetimi sağlamaktır. Bu daha sonra ulusa aidiyetini getirecektir. Okullarda okutulan ve anlatılanlarla ait olduğu ulusun diğer uluslardan üstün olduğu, çeşitli kahramanlık masalları ile pekiştirilir. Dini duygularla uğruna ölünecek bir aidiyet yaratılır.

Milliyetçilik ve başka milletleri hor görme duygusu düşmanlaşmayı da getirir.

Bu dönemi biz Kıbrıslı Türkler de Kıbrıslı Rumlar da yaşadık. “Anavatanların ve Türk ve Yunan uluslarına ait olma duygusunu eğitim yoluyla geliştirmek ve onlara karşı aidiyet oluşturma beraberinde milliyetçiliği körükledi. Üzerinde yaşadığımız topraklara değil de “anavatan” dedikleri topraklara ait olma duygusu oluşturma hedeflendi.

1974 öncesi okullarda üzerinde yaşadığımız toprakları değil de Türkiye’yi ve Türk tarihini öğretmen öncelikti. Özellikle okullarda bilinçli olarak kendi halk danslarımız yerine Türkiye’nin bilmem hangi yöresinin halk dansları öğretilir ve uygun kostümler giydirilirdi.

Özellikle başta Has-Der olmak üzere kemdi folklorumuzu araştıran ve ortaya çıkaran dernekler oluşmaya başlayınca kendi kültürümüz de su yüzüne çıkmaya başladı. Tabii ki bazı çevreler bundan rahatsız oldular.

Kıbrıslılık bilinci iki toplumda da 1974 sonrası gelişti. Savaşın acıları geçmişte yapılan hatalardan ders alınmasın sebep oldu. Bu konuda fazla yol kat edildiğini söylemek çok doğru olmaz. Uluslar arası anlaşmalara rağmen Türkiye’den taşınan nüfus Türkiye’ye olan aidiyetleri devam etmekte ve Türkiye tarafından çıkarları için kullanılmaktadırlar.

Adamızın yeniden birleştirilmesi için BM’ni çabaların sonuç vermemesi durağan bir dönemin başlamasına sebep oldu. Bu süreçte Erdoğan yönetimi kendi çıkarları doğrultusunda Ada’nın kuzeyindeki egemenliğini dünyaya meydan okurcasına artırarak sürdürüyor. Önce “iki devletlilik” diye bir strateji belirlediler ve çözümün önüne büyük bir engel çektiler.

Erdoğan , burada kurulan yapıyı elçilik eliyle kontrol etmektedirler. Son gönderilen elçi Metin Feyzioğlu bu amaçla görevlendirilmiştir. Feyzioğlu önce bakanlıkları ziyaret ederek mesajlar verdi. Sonra bölgeleri gezerek insanlarla görüşmeler yaptı. Bu görüşmelerde amaç insanların Türkiye’ye karşı duygularını öğrenmektir. Altyapı ve yatırımları öne sürerek Türkiye’ye biat kül türünü oluşturmak var olanı da güçlendirmektir.

Türkiye’nin buraya yaptığı veya yapacakları yatırımlar Kıbrıslı Türklerin istekleri değildir. Türkiye’nin burada kökleşmesini sağlamak bu topraklara aidiyet duygusu yerine Erdoğan Türkiye’sine biat kültürünü yerleştirmektir.

Adına KKTC denilen yapı sanal bir yapı olarak görülmekte aslında TC elçiliği ve onun bünyesinde görevlendirilmiş müşavirler eliyle yürütülmektedir.

Türkiye’nin İstirdat Palanına uygun bir yapılaşma ila adıma adım ilhak yolunun taşları döşenmektedir.

Bu gidiş Kıbrıslı Türkler için son, Kıbrıslı Rumlar için de sonun başlangıcı olacak.

Bunu engellemek ve kötü sondan kurtulmak için bu topraklara olan aidiyet duygumuzu tüm Kıbrıslılar olarak güçlendirmemiz gerekir.

 

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,233TakipçilerTakip Et
100AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları