yaklaşımlarNidai MesutoğluSol, dünyanın neresinde olursa olsun baskılara karşı çıkmalıdır - Nidai Mesutoğlu
yazarın tüm yazıları:

Sol, dünyanın neresinde olursa olsun baskılara karşı çıkmalıdır – Nidai Mesutoğlu

Yeniçağ podcastını dinleyin

Türkiye’de Erdoğan rejimi teokratik bir yönetim dönüştü. Ortaçağ kalıntısı düşünce yapısı olan dine dayalı devlet yönetme anlayışı günümüzde İslam dininin yaygın olduğu ülkelerde görülür. İran bunun en canlı örneğidir.
Laiklikle hiçbir zaman uzlaşmayan ve laikliği dinsizlik olarak gören bu anlayış kutsal kitaplarda yazılanlar ile toplumu yönetme arzusundadırlar. Binlerce yıl geriden gelen düşünce yapısı ne yazık ki kutsal sayılmakta ve yaratıcının emirleri olarak algılanmaktadır.
Ortaçağ artığı bu ortaçağ artığı düşüncelerden bilim sayesinde uzaklaşmış ve hızla ilerleyen en azından laik bir yönetim anlayışını devletin temellerine koymuşlardır.
2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybetmeme pahasına her şeyi yapabilme hakkını kendinde gören Türkiye’deki teokratik yönetim özgürlükleri kısıtlayarak baskıları artırma yolunda hızla ilerlemektedir.
Gazetecilerin tutuklatılması, meslek örgütlerinin yasal düzenleme ile kontrol altına alınması gündemdedir.
Bunun son örneği Türk Tabipleri Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın evine yapılan baskınla önce göz altına alınması ardından da tutuklanmasıdır.
Erdoğan’ın savcılara işaret etmesiyle başlatılan harekat bir terörist yakalama imajı verilerek yandaş televizyonlara görüntüler servis edilmiştir.
Ardından Adalet bakanı Bozdağ’ın TTB ve TMMOB ile ilgili yasal düzenlemeler yapılacağını açılaması baskının ve korkutmanın yapılmasıdır.
Dünya’da Erdoğan rejiminin bu yaptıkları kınanırken burada tek ses çıkaran Kıbrıs Türk tabipleri Birliği olmuştur. Yayınlanan bildiride Fincancı’ya destek verilmiştir.
Türkiye’de Mezopotamya haber Ajansı çalışanlarının tutuklanmasına, Tele1 ‘in ekran karartma için RTÜK’ün verdiği ceza karşısında buradaki Gazeteciler Sendikası ve Gazeteciler Birliği sessiz kalarak KTTB kadar cesur olamamasılardır.
YKP dışında Sol’ adına ahkam kesen siyasi partiler ve örgütler ne yazık ki solcu olmanın en temel niteliği olan uluslararası dayanışma ilkesini göz ardı etmişlerdir. Bu dayanışma Türkiye’nin içişlerine karışma değil insan onuruna yakışan bir dayanışmadır.
Bu sessizliğin tek sebebi ise Erdoğan’ın öfkesini çekmemektir.
Türkiye’de yapılanlara paralel olarak burada da yapılan yasal düzenlemeler basın özgürlüğü yanında insan haklarına da uzanacak yasakları içerecektir.
Hem Türkiye’de hem de burada baskıları yapan merkez aynıdır. Bu nedenle özgürlükleri savunan tüm güçler bu baskılara birlikte karşı çıkmalıdır.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
233AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin