iktibastransformSiyaseti topluma geri getirin - Luciana Castellina - Transform! Network
diğer yazılar:

Siyaseti topluma geri getirin – Luciana Castellina – Transform! Network

İtalyan solunun yeniden dönüşümü mümkün fakat bu çok uzun zaman alacak bir mesele ve ‘Melanchon’ projesini kopya etmeyi içermiyor. Kaybeden zayıflamış partileri yan yana koymak, Fransa’daki gibi çare olmaz

Yeniçağ podcastını dinleyin

Orjinal yazının kaynağıbirgun.net

%40 sandığa gitmediyse bir sebebi var

Beklenen gerçekleşti: Anti faşizmin Anayasa’da geçtiği İtalya’da Giorgio Meloni’nin İtalya’nın Kardeşleri partisi seçimi kazandı – Meloni yasak olduğu için faşist olduğunu söyleyemiyor ama öyle olduğunu göstermek için de hiçbir fırsatı kaçırmıyor. Özellikle tarihsel üç renkli alev olan parti sembolü üzerinden değil ama Avrupa’nın tamamını saran benzer örgütlenmelerle olan sıkı bağlarıyla; Fransa’da Marine Le Pen’den İspanya’da Vox’a, Macaristan ve Polonya’daki iktidarlara kadar. Sağın toplam oyunun arttığı yok, Meloni‘nin, artık marjinal sayılabilecek kadar zayıflayan Berlusconi ve Lega’ya bir önceki seçimde oy veren 5 milyon kişinin oyunu almış olması tehlikeli olan.

Meloni kazandı ve şimdi Devlet Başkanı Mattarella ona yeni hükümeti kurma yetkisini vermek zorunda, fakat uygulayacağı politikalar Draghi’den çok daha farklı olmayacak. Neoliberal küreselleşme artık ulusal hükümetlerin alabileceği bir karar değil, çoktandır uluslararası piyasadaki finans gruplarının kararıyla hareket ediliyor, ulusal hükümetler ancak bunun detaylarıyla ilgilenebiliyor. Meloni çoktan NATO’ya sadakatini sundu ve Draghi ile birlikte çalışarak AB ile ilişkilerini olabilecek en iyi seviyeye getirmeye çalışıyor. Ayrıca insanları siyasi bir değişim yaşandığına ikna etmeye çalışacak. Fakat en kötüsü, Meloni’nin hükümeti göçmenlere uygulanan kötü muameleler ve insan hakları, kadın hakları, kürtaj, LGBT, eğitim politikaları gibi başlıklarda ciddi değişiklikler getirecek.

Ancak en kötü yanı, demokrasiyi alaşağı edecek olması, sistemin mağdurlarına sunulan; siyasetin “tatavası” ortadan kalkıp bütün iradelerini güçlü bir lidere teslim ettiği zaman bütün sorunların çözüleceğine ilişkin yanılgı.

Gelecek dönemin özellikle bu yanına özellikle vurgu yapmak istiyorum çünkü İtalyanların düşünme biçimini yalnızca geleneksel anti faşizme odaklanarak, güncel siyasi konjonktürün sınıfsal temellerini reddederek açıklayamayız. Demokrat Parti bunu yaptı, merkezci seçmenleri ürkütmemeye çalışarak onları asıl müttefiki belledi, bu yolda Beş Yıldız hareketinden koptu ki hareket güneyden ciddi bir oy alarak Demokrat Parti’nin hemen altında yüzde 15’le Meclis’e girdi. Beş Yıldız Hareketi, geçtiğimiz yıllarda ‘siyaset karşıtı’ bir muhalif hareket olarak doğdu, kendisini ne sağda ne solda tanımlayarak tüm partilerle ittifaka girdi. Bugün geldiği noktada kültürel olarak kesinlikle geleneksel sol olarak tanımlanamaz belki ama sola hizalandı. Demokrat Parti’nin Beş Yıldız Hareketi’ni kendi “geniş anti faşist cephesine” dahil etmemesine öfkelenenlerden ciddi oranda oy almış olması sürpriz değil.

Tüm bunlardan daha önemlisi, şu an için acil ve mümkün bir seçenek var: Bu seçimlerin, kimsenin dikkat çekmediği en önemli göstergesi, İtalyanların neredeyse yüzde 40’ının (geçen seçimden yüzde 9 daha fazla) sandığa gitmemesi. Apolitikleştikleri için değil, siyasi tartışmalar kendi önemsedikleri meselelerden çok uzak bir noktada olduğu için: Bu dönemin en önemli tehditlerinden biri olan ekolojik felaket korkusu ki konu üzerine görevli bir tane bile bakan yok (seçim döneminde yapılan konuşmaların yalnızca yüzde 0,5’i bu konuya ayrılmış durumda).

İtalyan solunun yeniden dönüşümü mümkün fakat bu çok uzun zaman alacak bir mesele ve ‘Melanchon’ projesini kopya etmeyi içermiyor, Fransa’da olduğu gibi kaybeden zayıflamış partileri yan yana koymak Fransa’daki gibi çare olmaz (Fransa’da Sarı Yelekliler isyanının rüzgarı olmasa orada da bu mümkün olur muydu acaba?). Geçmiş mirasını ve tecrübelerini reddetmeyecek bir solu yeniden kurabilmek mümkün. Ancak böyle bir adımın toplum içerisinden başlaması, farklı topluluklar ve başarı hikayelerini, hedeflerini birbirine bağlayacak yeni bir ağ olarak dönüştürülmesi gerekiyor. Savaş sonrasının, bir sınıfsal uzlaşma üzerine kurulu olan, servet paylaşımının görece daha makul seviyelerde olduğu, önemli reformların yapılabildiği dönemin taklidiye bir yere varılamaz, o dönemden bugüne aşınmamış hiçbir şey kalmadı (İsveç’te olduğu gibi). Şimdi açabileceğimiz tek yol üretimi, tüketimi ve gündelik hayatı düzenleyen sistemi karşımıza alabilmek ki bu gerçek bir devrim gerektirir. Yoksa önümüzde duran tek yol sürdürülemez adaletsizlikler sisteminin üreteceği kaçınılmaz şiddet olacak. Meclis’e girebilen sosyalist vekillerin de yardımı olacaktır, ancak asıl görev toplumu yeniden fethetmek olacak.

Çeviren Göksu Cengiz

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img
5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,253TakipçilerTakip Et
233AboneAbone Ol

yazılar

Yeniçağ Podcastını dinleyin