Özgürleşmenin ön koşulu eleştirel pedagoji – Hare Yakula

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Pedagoji, öğrenmenin nasıl olduğu veya nasıl olması gerektiği üzerine çalışılan bir bilim alanıdır. Günümüzde pedagoji kavramı öğrenme ve öğretme süreçleriyle ilgilenir.

Ana akımlaşıp gelenekselleşen pedagojiye eleştirel baktığımızda, toplumdaki güç ilişkilerinin nasıl yeniden üretildiğini ve sosyal adaletsizliğin temelinin nasıl oluştuğunu anlayabiliriz. Günümüz insanını algılamak, davranışlarındaki neden sonuç ilişkisini kavrayabilmek için geleneksel pedagojiyi analiz etmek gerekir. Analiz için öncelikli olarak eleştirel pedagoji kullanılmalıdır.

Eleştirel pedagoji, gelenekselleşen ve ana akımlaşan pedagojiyi bir baskı aracı olarak tanımlıyor. Mevcut düzenin devamını sağladığı iddiasıyla bizlere yeni eleştirel bir bakış sunuyor. Geleneksel pedagojinin eşitsizlikleri devam ettirdiğini, ezen ve ezilen sınıfların nasıl bir ilişki içerisinde olduğunu göz önüne seriyor.

Bir öğreten yani bir öğretmen sınıf içerisinde bilgiyi dağıtan rolüyle güç ve otorite sahibidir. Öğrenenler yani öğrenciler ise pasif ve edilgendir. Öğrenenlerinin/öğrencilerin bilgi ve deneyimleri öğrenme sürecine dahil edilmez. Sürece etkisi olmayan, söz hakkı bulunmayan, nesneleşen öğrenenler/öğrenciler sorgulama yetisi edinemez. Dünyayı sorgulama becerisine sahip olamaz. Bu işleyiş eşitsizlik yani ezen ve ezilen taraflar üretir.

Halbuki eğitim, öğrenen konumundakileri özgürleştirici, eleştirel düşünceye sevk edici olmalıdır. Özne konumundaki öğretmen veya bilgi dağıtıcı, öğreneni nesneleştirip pasifleştirmek yerine aktifleştirmelidir. Edilgenlikten kurtarmalıdır.

Geleneksel pedagoji kural koyuculara içkindir. Özne-nesne ya da ezenle-ezilen arasındaki ilişkiyi belirleyen şey kural koymaktır. Kural koyma, belirleme kural koyanın dayatmasıdır. Her kural koyuş bir insanın başka bir insana kendi seçimini dayatmasıdır!

Geleneksel pedagoji yaklaşımıyla, kural koyan ile bu kurallara tabi olması beklenenlerin bilinci ve zihniyeti uyumlu hale gelir. Taraflar sorgusuz sualsiz kanıksanır. Roller normalleştirilir. Nesneleşenler sosyal adaletsizliğin farkına varmaz, sorgulamaz. Mevcut yapı devam eder. Bu durum ancak kural koyucunun zihni değişirse ve bilinci yükselirse terse çevrilebilir.

Günümüz ürünleri apaçık ortada! Değişim için eleştirel bilincin oluşması, sosyal adaletsizliklerin ifade edilebilmesi, ezenleri memnun eden baskıcı durumların farkına varılması için eleştirel pedagoji yaklaşımı ön koşul olmalıdır. Bir öğrenme ortamında bireyler farklı konumlarda bulunuyorsa, eşit değilseler katılımcılıktan bahsetmek mümkün değildir Eğitim ancak ve ancak herkes bilgi sürecine katılabilirse, kural koyabilme hakkına sahip olabilirse özgürleştirici olabilir.

Geleneksel olana eleştirel yaklaşmak bizleri eşit öznelere dönüştürebilir.

Geleneksel olana eleştirel bakmak özgürleştirici bilgiyle buluşturup özgürleştirici pratiğe kavuşturabilir.

Devamı bir sonraki yazının konusu diyerek burada noktalıyorum.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,232TakipçilerTakip Et
88AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları