Madalyonun öteki yüzünde ne oluyor? – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Birkaç yazıdır, son paketle birlikte ülkemizde olan gelişmeleri özetlemeğe çalıştım. Elbet, eksiklikleri de çok. Tek önemli ötekilerden farkım, geleceği daha önceden tahmin etiğim için, önceki yazılarımda da altyapısını oluşturduğum örnekler de verdim. Gerek Türkiye gerek se dünyadaki örnekleri de yeri geldikçe yazdım. K. Kıbrıs Türkiye ilişkilerini ve Türkiyedeki gidişatı da mümkün olduğu noktada ele almaya çalıştım. Bu nedenle, en azından beni okuyanlar, son paket veya oluşan siyasal katakülilerin öyle tesadüf olmadığını  anlamakta zorlanmadılar. Hele de son dönem gelişmelerini yanyana koyup, neden saraylı seçimi, nede makamcıların tercihteki değerleri daha kolay kavradıklarına inanıyorum. Bunun ayni zamanda siyasal seçki olduğunu da tahmin etmelerinde zorlanmadıkları gerçeği olması gerekir. Gelişmeler, darmadağınıkla her türlü ahlaki değeri, iç dinamiği hiçeleştirerek oluşturulan yönetim elit sonrası getirilen prokramın da ona uygun olması, bunu tereddütsüz uygulamak zorunda olan şahısları tercih etmeleriyle ilk hamleler tamamlandı. Nitekim, ödenli müdahale gerçeği sırıtı ki sadece son imzlandığı söylenen, ama resmen dayatılıp okunup tartışılmadan kabullendirilen paket, sonuçta gelecek K. Kıbrısın da haritasını çıkardı. Bunu salt K. Kıbrısla sınırlı tututmamak gerekir. Türkiyenin temel siaysetinin devamı şeklinde ele alırsak, daha doğru yerde durmamnızı sağlayacaktır. Öyle ki tüm paket incelenirse, K. Kıbrıstaki sorunlara reforum değil de Türkiye ile bağların her alandaki şekillenmesini yakalamak kolaydır. Yetkilerdeki dengesizlikten tutun dinin siyasal ağırlığının artırılışına dek yeni dizayinin işaretlerini bulursunuz. Ekonomi hikayesi ise zaten geneldeki Neoliebral iflasın ve sömürgesel özel ilhaklaşma karışımlı içerikte olduğu tartışılmazdır. Özelelştirme hastalığı, dış sermaye girişinin kolaylaşması, yurtaşık hızının artırılması, artık muhatabuın elçilik memurlarının olması ve diğer tüm unsurlar, buradaki yıkımın çözümü değil de yıkımdan daha da bağımlı ve olasılık ölçüsünde ilhaklaşmanın kurumsallaşma dönüşümü gerçekleştirilmek istenmektedir. Ekonomide artık iyice güdükleşip merkezle rant bağında kalan sermayemiz ise lütfenleşerek alma sınırına geldi.

Yukarda özetlediğim son gelişmelerin görüntüleri, şu gerçeği de dayatıyor: son gelişmelerle kısgaç içinde kalmamak gerekir. İçeriklere önem verilmesi muhakkaktır. Ozaman da zaten tüm oluşumlarda figür olan bizim elitcilerden konuya ağırlık koymasını bekleyemeğiz. Dahası, şu ylanın artık tutmaması gerekir: “Türkiye ile görüşüp, bazı yanlışların düzeltileceği” ezberi artık iflasının üstüne yangın dahi koydu. Ama, işbirlikçi kesim hala Üstelin ankaraya gidip bazı konuları anlatacağını söylemesini dahi inanırmış gibi yapıyorlar. Hele de takkeci muhterem gazeteci eleştirileri yumuşatma adına bu silaha sarılıyor olmnası da yalaka okuyucular için uyarı olması gerekirdi. Olmadı… Yine dikat etiniz mi son Türkiyeye sokulmayan müzisyen konusunda patron ve partili medyalar pek ses çıkarmaadılar. Krevatlı muhalefet de ilgili ilişki konusunu hükümetle sınırlı tutmaya devam çizgisinde.

Bunları neden özetledim: madalyonun öteki yüzünü devre dışı brakmamak gereksinimi nedeniyledir. Biz paaketi okumayan ve koltuk aşkıyla imzalayan makamcılar çizgisinde tartışma eylimlerine hapsolduk. Hat da daaha endişe veren tutum, ilgili genel plnn yerine tek tek madelerle sınırlatıp “iyileri ve kötülerii” konuşmalarına dek gelindi. Halbuki tek tek değil, genel politikanın tasarımıdır. Bu düşünce genelekseleşmesi dahi oluşmadı. Hele işbirlikçi olma ruhiyesi nedeniyle de demokratik daraltma, yasaklar ve teslimiyet belgelerini haykırarak savunmak da işin cabası oldu. Oysa, tekrar edelim: plan Türkiyenindir. Türkiyede ise olanlar meydanda. Tabi ki K. Kıbrısta konuşturtmayarak yok saydırıp atışların tutmasına oynamak da şanımızdandır. Hele de Türkiye olmasa sığıntısı gerçeklerden kaçışın net ilacı olarak içiliyor. Halbuki iki nokta var: birisi paketi Türkiye hazırladığı için ve Dini kuruluşlara yardımlar artırılıyor. Hemen ekleyelim: Burada da tarıma iki milyon denilirken kültürel faaliyetlere 13 milyon miktar ayrılıyor. Tabi TC elçiliği kontrolunda. Çünkü yetkiler oraya doğru kaydırıldı. Son iki örnek ise Türkiyede müzik yasaklama çizgisinin nerelere geldiğinin sonucudur. Müzik yasaklama, geceyarısı sonrası engel, belediyelerin keyfi tercihli tutumları, kültürel sanat açısından nelerin düşünüldüğü işretleridir. Zaten, Erdoğan heykel yıkarak, kültür salonu yerlebir edrek ilerleme yapmadı mı? Ama gerçek ozaman anlaşılmadı. Şimdi ise nereye doğru sorunun yanıtı net. Değiştirilen rejimin kültürel ayağının hegemonyalaştırılma çabalarıdır. Bunlar birlikte ele alınınca, ilgili paket de okununca, yeni K. Kıbrıs ve Türkiye gerçeklerini daha kolay anlamak olanaklıdır. Yok haala dalaveralarla gelip kendi partililerini de onursuzlaştıraraak oluşan kabine yüklemesi devam denip orda kalınırsa, ne dğeişim nede direnmek mümkün olur. Bunu da net bilelim. Son yasaklar da bizi de susturursa da söyleyecek insan da kalmaz. burada da olamaz denilen net müdahalelerle şekillenme yapıldığına göre, Türkiyede nereye gidldiğini iyi bilmek önemlidir. İkincisi ise ilgili reçete ilk değildir. Üstelik, bunu Türkiye de uyguladı. Sonuçlar da ortada. Ozaman değerlendirirken, Türkiye uygulamaları ile K. Kıbrıstaki hedeflerini de katarak tartışmak zorundayız. Yok, zaten teslim olup koltuk aşkına rezaletlerini de öteleyen kesime saldırsanız dahi “yarapi şükür” deyip Türkiyeye dokundurtmadıkları için de koltuğu garantileme düşüncesiyle harekete devam diyecekler.

Ben genelde Türkiye gelişmeleri de yazıyorum.Son dönemki rejim dğeişmesi, kurumsal çöküşü de yazdım. Bağımlı olup buraya daa yansıyacağı sonucunu da defalarca belirtim. Son 3  yasanın hızla meclise gönderilmenin de mesajı net: burada da konuşturtmamak, üst eliti koruyarak yasal kılıf yaratma dönüşümü güçlendiriliyor. Böylelikle birçok örgüt sınırlı konuşma olanağını da kaybedecek. Sendikal yasa da 3 yasanın devamında mevcut. Peki bazı türkiye gelişmelerini de ekleyerek, nerelere gidildiğini belki daha iyi anlama şansını oluşturma umuduyla.

Hala Türkiye yeni rejim kültürel alandaki hegemonya kuramamadan şikâyetçi. Bunun son tavırları da şunlar: Kocaelinde kürt şarkıcı Aynur Doğanın konseri yasaklandı. Fendikte Niyazi Koyuncunun da konseri yasaklandı. Benzer kararlaar peşpeşe geliyor. Bahane mi; “değerlrine uygun değilmiş”!

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,233TakipçilerTakip Et
87AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları