Yakın Dilirga tarihinden bir yaprak – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Genelikle bizim Kıbrıs tarihinde önemli sancılar vardır. Yazdırtılan resmi tarrihteki önemli güncel idolojiye göre şekillendirmeler, bazılarının unutulması veya unutturularak yer almaması ve K. KIbrısın nifusunun çoğu yakın tarihi Kıbrısta yaşamadıkları ile belirli politik hesaplarla adaya taşınmaları sonucu, bu konuda yya resmi veya bilimeme durumundadır. Bazı uğraşlar evet oluyor. Ama net kanıtlara rağmen de yalan yanlış olan tarih öğretielri de geri haala alınmıyor. Bu eksiklikleri önceden çocukluğumda yaşadıklarım ve tarihe yazdırtılanlarla öğrendim. Daha sonra siyasal görüşlerim geliştikçe, bu tarihin resmi yüzünün nedenli yanlış olduğunu daa bilimsel ve siyasal yönden anladım. Bu birikim ile hem yaşadığım hem de araştırarak öğrendiklerimi arada makale şeklinde yorumlamaya da çalışıyorum.

Dilirga yakın tarihini yaşamımla yaşayarak, devamında araştırmalarla öteki yüzlerini de bularak epey birikimim olduğunu net olarak ifade ederim. Elbet, kimisi kendini kahramanlaştırma,kimisi de nasıl olsa tutar la yanlışlarla birçok gelişmeyi aktarıp tarihselleştirdiler. Yeri geldikçe ben de yaşadıklarımla birlikte bazı konulara açıklık getirmeğe uğraşıyorum. Bu yazımda nerede ise hiç deyinilmeyen, Dilirga savaşlarında ilk öldürülen iprahim Haşim konusuyla biraz daha penmcereye yaklaşıp aralamaya çalışacam.

Yıl elbet 1964 yılı. AY nisan ve 3  etiketli gündü. Hava güneşli idi. Okuldaydım. Kıbrıs Körler okulu kaapatıldığı veya daha gerçeği Kıbrıs olayları nedeniyle ben gidemedim. Debvamını Türkçeleşmiş adıyla Bozdağ, esas adıyla Aytotoro ilkökulunda devam ediyordum. Nisanın üçüydü. Hava güneşliydi. Birden hocamız Akif Bey hemen bizi sesizliğe yönelti. Sonra endişelenmememizi vurguladı. İki iki kişiler olarak okuldan çıkartıp evlerimize gönderiyordu. Açık yerlerde kafamızı eymemizi de uyarıyordu. Ben teyzemin oğlu rahmetli Vehbiyle birlikte çıkarıldım. Dışarda hızla eve giderken, arada kafamızı da eyiyorduk. Duyulan silah sesi ise bizi daha bir korkuyla koşmamıza neden oluyordu. Nenemin evine ulaştık. Biraz sonra anam da geldi. Anem keçileri otlatmak için eski kaldığımız Piy bölgesindeki evimize gitti. Heycanla oda ikindini beklemeden uyarılar üzerine geldi.

Klasik senaryo anlatılıyordu: Piyenyadaki hem de bizim tarlamız olan yere pirgodan polis geldi. Polisin gelmesi demek silahların konuşması demekti. Hele de Alobofurno denilen yere rumlar yerleşiyorsa, çatışma kaçınılmazdı. Bu arada ek notu da ekleyelim: Türkiyede 16 Mart tarihinde alınan çıkarma kararının ilk neferleri Dilirgaya çıktı. Asker beklenirken, Türkiyede okuyan öğrenciler geldi. Bozdağa da yedi öğrenci geldi. Silah olarak ilk defa Havan topu da vardı. Yedi öğrenci de 3  tepeye dağıtıldı. Daha birkaç günlük gelişmeydi…

Braktığımız yere gelince; hheycanlı heycanlı konuşmalar olurken, Anam mevziye giderken konuştuğu iprahim Haşim ile olanları da anlatıyordu. Silahlar yoğun şekilde ateşlenmeğe başladı. Mansuraya gitmesi gereken iki öğrenci de gidemeyip bizim yanımızda kaldı. Onlara hep Mali tepesinin beklenip beklenmediği soruluyordu. Derken, yayılann bilgilerle iprahim Haşimin öldürüldüğü haberi geldi. Çok geçmeden, Fuat Feridunun da yaralandığı haberi ulaştı. Bilgiler peşpeşe geliyordu. İnsanlar duyarlı olup duyulan bilgi hızla yayma becerisi de oluştuydu.

İprahimin öldürülme biçimi, gerginleşen ve arada ateş açılmalar başladığı zaman, yemek çantasını braktığı ağacın altından almak için mevziden çıkıp ağaca gider. Dönerken de vurulur. Yaralanır, Sürüklene sürüklene mevziye döner. Babamın kucağına düşer. Son nefesini de orda verir. Barış gücü gelinceğe kadar son sözlerini de söyler. Gariptir, yanına hiç gitmeyen birisi sonradan sanki iprahim Haşimin ölüm bilgini gibi de konuştu. Resmi bulunmadığı için de resimsiz olarak kaydedildi. Mezarı köyü olan Aytotorodadır. Yani Erenköy şehitliğinde değildir.****

Çatışmalar sürdü. 4 Nisanda iyice ısındı. Mazeroya saldırılıp ele geçirilmek istendi. İlk defa Dilirgada havan topu silahı kulanıldı. Bu kulanış rumları epey sarstı. Çatışmalar bir gün daha sürdü. Piyenya yanında Mevsili de saldırılara katıldı. Ancak, bu çatışmada ilk şehit verilirken, psikolojik olarak Türkler lehine dönen bir dönemi de başlatı. Bu kulanılan silahlar ve gelen öğrenci takviyelerinin sonucu oldu. Dilirga tarihinde bu sayfa pek yok. Bazı anılarda raslarız. Orhan Oydaş bu konuyu biraz işledi. Çünkü, çatışma içinde varken, olayın geçtiği tepede de oda bulunuyordu. Ne ilginç değilmi: Kıbrısta Dilirgada yeni bir sıçramanın ilk kıvılcımı parlarken, dünyada Kınbrıds Açerson planının gündeme gelmesine de raslamasına ne demeli?

Kısaca, Dilirga yakın tarihinden ufak bir yapraak aktardım. Ekleyelim: stratejik tepe olan ve ağustosta düşmesiyle savaşı belirleyen Mali  tepesi, Ne yazık yine kurşun atmadan düştüydü. Ozaman Barış gücü sayesinde yeniden Mansuralılara devredildiydi. Nednei, kulanılan silahların şaşkınlığı ve üstünlüğü korkursuydu. Bunlar böylesine akıp gitti. Dilirga şehitleri saylırken kaçı  iprahim Haşimi bilir, oda başka bir acı koşuldur.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,224TakipçilerTakip Et
82AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları