Falyalı cinayeti üzerinden bazı kıyaslamalar – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

Grçeklerin şöyle bir durmu var: gerçeklerden kaçtıkça, onlar yine gelip sizi daha acı şekilde bulur. Artık kaçmak isterken de daha kotu gerçeklerle buluşmak zorunda brakılırsınız. Bu nedenle, gerçeklerle mutlaka yüzleşip, koşullarıyla değerlendirmek önemlidir…

Son Halil Falyalı cinayeti bizi yeniden kendi gerçekelrimizle karşılaştırdı. Varsın yine K. Kıbrısta önemli kesimler bunu yok sayarak, güncel ihdiyaca göre yeniden konuşmaya devam etsin. En basitini yeniden yazacam: Çünkü, yine bazı Türkiye muhalif medyaya çıkan  bizim yerel gazetecilerimiz, hala mahsum ronatizmin sınırlarını aşamıyor. Aslında,Falyalı cinayeti bilgilendirme bakımından önemli medya kıyaslarını yeniden bize yaşatıyor. Hep eleştirilip abartılınan Türkiye, ana akım dıpşındaki medyaclık yapan kesim, gerçekten bizim övüne “özgür” medyadan çok daha fazla konuyu deşiyorlar. Üstelik, bilgi adına da bizimkilere de baş vuruyor. Son KRT ve öteki muhalif medyada gördüm ki Türkiyeli gazeteciler olaya çok daha hikim. Bizim kiler sınırı aşmadan alışılmış sömürge tutsaklı aydın gibi davranıyor. Bundandır ki etiketleri olmasa,konuşan  TC gazeteciyi K. Kıbrıslı sanıp onun epey bilgili olduğu ve kendi kamuoyunu deyerlendirdiğini inanacağız! Gerçek bu.

Halil Falyalı vuruldu. Vuruluş şekli kadar iki önemli nokta daha var: bu ilk olay değildir. Kısa zaman önce aAkacan saldırısı da yaşandı. İkincisi, Falyalı cinayeti öncesi direk Halil ile ilişkili K. KIbrısı aşan ilişkilerin haberleri epey günceleşmeye takıldı. Hapse giriş ile çıkma şeklinden, Sedat Pekerin Ekvator Suriye uyuşturucu kokayin yoluna dek Halil Faylalı hep duyuldu. Amerikan yargısındaki aranan kişi oluşu veya birçok ülkedeki bahis kesimelrine rusat verme şekli hep Türkiye basınında sıralanan bilgierldi. Acıdır: K. Kıbrıs medyaları bu konuda hiç de haber yapma zahmetine düşmedi. Dahası, ben birkaç defa değimdimm  diye “başka işin yokmu” dahi diyen kendine duyarlı kişiler de oldu.

Konuya pek de dokunulmayan eksik bilgiyi de ekleyelim: Hatırlayanlar mutlakam olcak. AKP sözcüsü Ömer Çelik bbirkaç yıl önce K. Kıbrıstaki kurar  sektöründeki milyarlarca dolardan sözed ederken, bunun önemini ve benzer el koyma imajları yayıyordu. Bir anlamda K. Kıbrıstaki dış sermayenin iç işbirlikçi sermaye tasfiyesindeki Kumar bahis hedefini somutluyordu. Zaten Peşinden Akacanlar hikayesi ve Veysel Şahin gelişmeleri yaşandı. Yerel kesimlerden bazıları bunu romantik mahsum Kıbrıslılıkla açıklayıp ulusalcılık damıtılmaya girişti. Tıpkı son olay gibi. Hele de konuşturulan “bizde böyle şeyler olmaz” yalanı epey tutuyordu. Dünkü yazımda da kısa birkaç olayı hatırlatım. Buna Elmaslar durumjunu, Gülsen Üçöz ve benzerleri de vardır. Üstelik, ta baştan bizler öğrenci muahlefet hareketinden siyasal harekete geçişteki çalışmalarımızda hep ilk söylediğimiz; “işkal altındaki ülkeler sömürgeleştikçe, fuhuş, kumar ve mafyalarla uyuşturucuyla yaşama oluşacağını hep uyardık. Sonradan ilhak politikası girişimleriyle de ayni paradoksa hep işaret yaptık. Örneğin, seksen başında birçok kesim Kıbrısta federasyona gidiş dneip görüşme anlaşmaları ve B.M. kararlarını söylerlerken, bizler bunun tersine olan ilhaklaşma adımlarla Kıbrısta gidrek uzaklaşma olup fiylen iki yapının kurumsallaşacağını da anlatmaya uğraştık. İlan edilen bağımsızlıkla da var olan sınırlı yasal uluslararası ilişkilerin bozulup resmen yasa dışılıkla mafyalara ve ilhaka hazırlanan parça haline geleceğimizi de belirtik. Ne yazık, bunu bilrikte hazırladığımız bazı arkadaşlar, şu anda bu görüşlerin savunucusu olarak ilgili yapının kalıcılığını ve teslimiyetcciliğini savundu.

Nitekim, zaman zaman silah kaçakçılığından uyuşturucuya birçok haber Türkiye basınında dahi çıktı. Bizi hep şu lafla suçluyorlardı: “sonunda para gelip sizin de içinde olan memurlar ödeniyor” dneilirdi. Doğrusu karşılık da buluordu. Doksan başından itibaren hem siyasal bonbalamalar, hem kaçakçılık suikasleri oldu. Özellikle Apdulah Baybaşın ingilteredeki itirafı sonrası, K. Kıbrıslı birçok çevreye dokunuldu. Onlar da habersizliklerini birbirlerine saldırarak kanıtlıyorlardı. Çilerin kumarhaneleri göndermesi, dış sermayenin artık işbirlikçilerle değil, direk kendi el koymayla başlayan süreçte de kumarhanelerden gece kulüplerine olan yapılar ele geçirildi. Böylesi süreçte Adalı cinayetinden Elmasın öldürülmesine de cinayetler oldu. Başbakan Eroğlu dahi bonbalandı. Kimse sonuçalrı görmedi. Ama, sadece Türkiye değil İngiltere kaynaklı olandan iç hesaplaşma mafya tutumları da açık açık sergilendi.

Bu özetle yeni bir kısa anımsatma yapıldı. Böylesi yaşananlar karşısında medya iyice kısırlaştı. Olayları yazmak dahi korku ile normal arası sansür kültürü oluşturuldu. Sermaye parti kısgacında medya dünyanın haberini dahi yapmadı. Son Falya olalyından önce, Çakıcının adaya gelişi, Binalinin ziayretleri hiç dokunulmayarak geçiştirildi. Yine cinayet tartışmaları arasında Türkiye basınına düşen bir bakan olayını da pek geliştiren olmadı. Son dönemdeki özellikle bir gazetecinin arabuluculuktaki durumu da dikate getirilmedi. Hele TC medyasındaki Falyalı Güney  mafya ilişkisinden hep kaçınılındı. Ama, mahsunm Kıbrıslılıkla milliyetçilik damaıtma yarışı da aldı başını gidiyor. Ama galiba bir ders de şu: Falyalının en çok yardım yaptığı siyasi ve medya kesimi bu cinayete gereken ilgiyi satın almadı. Korku yoksa bilgisizlik mi bilmem. Gerçek, Halil Falyalı öldürüldü. BU tip cinayetler genelde çözülmez. Ama, kamuoyu artıkça en azından tetikçilerle işi geçiştirme yöntemi uygulanır. Bir dikaten kaçırılan önemli durum da şu: özellikle son Akacan saldırısından sonra emekli Yargıç Sözmener, çok önemli uyarı yaptı. Söylenen İngiliz hukuku değil de keyfi yargının uygulanışını eleştirdi. Oda galiba nasibini aldı. Çünkü hep hukuk ve İngiliz derken, nasıl sömürge hukuku uygulandığı hep örtüldü. Sanırım, dileyen Hasan Sözmenerin de yazısını dikatle bir daha okunmasında yarar var.

Kısaca, Falyalı cinayeti daha çok konuşulacak. Ancak bazı kesimin sözleri doğru: olay yeraltı dünyasından üst dünyaya doğru çıktı. Elbet taşlar oynayacak. Tek bir kişilik konu değildir. Büyük para pastası ve geniş alan vardır. Kocaman sermayeli duruma hakim olmak, birielrinin yeri oynatılma resmen gerçekleşecektir. Elbet hamleyi yapanın kazanacağı daa kesin değildir. Hele de sözkonusu edilen kasetler yayınlanacak mı? Bunları yaşayarak öğrenmeye çalışacağız.

- Advertisement -spot_img
- Advertisement -spot_img

Yazarın tüm yazıları

5,999BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,224TakipçilerTakip Et
82AboneAbone Ol

"Bu Memleket Bizim" yayınlarını izleyin

"Bu Memleket Bizim" podcastını dinleyin

YKP basın açıklamaları