YKP’nin Anayasa Mahkemesinde açmış olduğu dava

    56

    YKP, Anayasa Mahkemesinde açmış olduğu dava ile 12/94 sayılı Seçim ve Halkoylaması (Değişiklik No.2) Yasasının 25(1) maddesi ile değiştirilen 5/76 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasasının 68(1) maddesinin Anayasanın bazı maddelerine aykırı olduğunu iddia etti. Mahkeme 8 Haziran 1995’te karara bağlandı.

    Kararın tamamı şöyle:

    D. 4/95 Anayasa Mahkemesi: 8/94

    Anayasa Mahkemesi Olarak Oturum Yapan

    Yüksek Mahkeme Huzurunda

    Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu,Başkan, Celâl Karabacak, Metin Hakkı, Nevvar Nolan, Mustafa Özkök

    Anayasanın 147. maddesi hakkında.

    Davacı: Yeni Kıbrıs Partisi, Lefkoşa

    ile

    Davalı: Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Cumhuriyet Meclisi vas.

    KKTC Lefkoşa

    a r a s ı n d a.

    Davacı tarafından Avukat Şefika Durduran

    Davalı Başsavcılık tarafından Başsavcı Yardımcısı Yaşar Boran

    Siyasal Partilerin iptâl davası açma hakkı – Siyasal partiler Cumhuriyet Meclisinde temsil edildikleri sürece dava açma hakkına sahiptirler – KKTC Anayasası, madde 147 – Mecliste temsil edilmeyen siyasal partilerin iptal davası açamaması.

    Ön itiraz – Davacının dava açmaya ehil olmadığı iddiası.

    KONU: Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), açmış olduğu dava ile 12/94 sayılı Seçim ve Halkoylaması (Değişiklik No.2) Yasasının 25(1) maddesi ile değiştirilen 5/76 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasasının 68(1) maddesinin Anayasanın bazı maddelerine aykırı olduğunu iddia ederek iptâlini talep etti.

    Davalı iptidai itiraz olarak Davacının Anayasanın 147. maddesinin hükümleri ışğında dava açmaya ehil olmadığını ileri sürdü. Mahkeme ön itirazın dınlenmesine karar verdi.

    SONUÇ: Anayasa koyucu 147. maddede özellikle mecliste temsil edilen siyasal partierin iptal davası açabileceklerini belirtmek suretiyle iradesini açıkça ortaya koymuştur. Bunun dışında bir siyasal partinin genel olarak görevleri de dikkate alınırsa, Mecliste temsil edilen ile edilmeyen siyasal partiler arasında yapılan bu ayırımın makul olduğu söylenebilir.

    Davalı tarafından yapılan ön itiraz kabul edilir ve dava daha ileri gitmeden reddolunur.

    Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:

    1. Birleştirilmiş A.M. 13/90 ve 14/90 – D.2/91.

    A R A K A R A R

    Davacı Yeni Kıbrıs Partisi (YKP), açmıŞ olduğu dava ile 12/94 sayılı Seçim ve Halkoylaması (Değişiklik No.2) Yasasının 25(1) maddesi ile değiştirilen 5/76 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasasının 68(1) maddesinin, Anayasanın bazı maddelerine aykırı olduğunu iddia ederek iptalini talep etti.

    Davalı ise Başsavcılık vasıtasıyle dosyaladığı müdafaada sair hususlar yanında iptidai itiraz olarak davacının Anayasanın 147. maddesinin hükümleri ışığında dava açmaya ehil olmadığını ileri sürdü. Tarafların istemi ve bu istemin Mahkemece de uygun bulunması sonucu ilkin ön itirazın dinlenmesine karar verildi.

    Davalının ön itirazı ile ilgili savları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:

    Anayasanın 147. maddesi iptal davalarının kimler tarafından açılabileceğini düzenlemektedir. Bu maddeye göre siyasal partiler Cumhuriyet Meclisinde temsil edildikleri sürece dava açma hakkına sahiptirler. Davacı Mecliste temsil edilmediği için bu haktan yararlanamaz. Birleştirilmiş A.M13/90 ve 14/90 (D.2/91)’de verilen Karar da bu doğrultudadır

    Davacının ise ön itiraz ile ilgili görüş ve iddialarının özeti de şöyledir:

    Anayasanın 147. maddesi, davacılar açısından, iki önemli nokta içermektedir. Birincisi kendilerini ilgilendirsin veya ilgilendirmesin, Mecliste temsil edilen siyasal partiler, iptal davası açabilirler. İkinci ise sadece kendi varlık ve görevlerini ilgilendirmesi halinde dava açmaya hak kazanmış olanlar. İkinci kategoride “kurum kuruluş ve sendikalar”dan bahsedilmektedir. Bir siyasal parti de bir kuruluştur. Kuruluşu geniş anlamda yorumlamak gerekir. Alelade bir dernek kendi varlık ve görevini ilgilendirdiği nedeniyle dava açmak hakkına haiz iken; ülkenin kaderinde rol oynayabilen bir siyasal partinin ayni nedenler ile dava açamıyacağını düşünmek doğru değildir. 1975 Anayasasında benzeri maddede bu gibi kurum ve kuruluşların “yasa ile” belirlenmesini öngörürken bugünkü Anayasa “yasa ile” sözcüklerini kaldırmıştır. Bundan da güdülen gaye kurum ve kuruluşlara geniş anlam verilmesine yöneliktir. Anayasanın 147. maddesi bu açıdan değerlendirildiğinde Birleştirilmiş AM. 13/90 ve 14/90 (D.2/91) sayılı davada verilen Karar tekrar gözden geçirilmelidir.

    Siyasal partilerin toplum hayatında ne kadar önemli yer tuttukları konusunda uzun boylu durmaya gerek yoktur. Nitekim Anayasanın 70 (3) maddesi siyasal partilerin demokratik siyasal hayatın vazgeçilmez öğeler olduğunu vurgulamakta aynı maddenin 2. fıkrası ise siyasal partilerin önceden izin almadan kurulup faaliyette bulunabileceğini öngörmektedir. Siyasal partilerle ilgili düzenleme, bunların önemine binaen Anayasanın 70. ve 71. maddelerinde görülebilmektedir. Benzeri bir düzenleme 53. madde ile sendikalara getirilmiştir. Bu maddenin l. fıkrası, çalışanı ve işverenlerin önceden izin almadan sendika ve sendika birlikleri kurma hakkına haiz olduklarını düzenlemektedir. Anayasanın 147. maddesinde yer alan “kurum ve kuruluş”larla ilgili Anayasada direkt bir düzenleme bulunmamaktadır.

    Davacı, Anayasanın 147. maddesinde yer alan “kurum ve kuruluş” sözcüklerine geniş bir yorum getirilerek bunların siyasal bir partiyi kapsayacak şekilde okunması gerektiğini ileri sürdü. Bu görüşe itibar edilirse “sendikalar” için de ayni sonuca varılması gerekir. Sendikaları “kurum ve kuruluşlardan” ayıran başka hiçbir özellik yoktur. Diğer bir ifade şekli ile şayet sendikalar bir tür kurum veya kuruluş sayılırsa, bu kez “sendikalar” sözcüğünün ayni metinde özellikle yer almasına gerek yoktur. O halde Anayasa koyucusunun, sendikaları kurum veya kuruluş olarak görmediği sonucu ortaya çıkmaktadır. Şayet sendikalar bir kurum veya kuruluş değillerse bir siyasal partinin de ayni mantık silsilesi içinde kurum veya kuruluş olarak telakki edilmemesi gerekir. Hatırda tutulması gereken diğer bir husus da siyasal partiler diğer kurum ve kuruluşlardan ayrı olarak Siyasal Partiler Yasasına bağlı olarak faaliyet gösterdikleridir. Anayasa koyucusu “kendi varlık ve görevlerini” ilgilendiren hususlarda Mecliste temsil edilmeyen siyasal partileri de kastetmiş olsaydı bu hususu, tıpkı sendikalarda olduğu gibi, açık bir şekilde düzenlenmemesi için hiç bir sebep yoktu.

    Siyasal partilerin önde gelen ödevleri arasında demokrasiyi yaşatmak ve demokratik yolla iktidar olmaktır. Demokrasinin vazgeçilmez unsurları arasında vatandaşlar arasında eşitliği gözetmek ve Anayasanın öngördüğü temel hak ve özgürlüklerin bekçiliğini yapmaktır. Bu ana görevler her siyasal partinin kuruluş nedenleri arasındadır. Kabul edilen hemen hemen her yasada eşitlik ilkesine veya Anayasanın öngördüğü sair demokratik ilkelere aykırılık iddiasında bulunmak mümkündür. Bunu ileri sürerek Mecliste temsil edilmeyen ve “kurum veya kuruluş” sözcükleri altında dava açma hakkına haiz olacak bir siyasal parti ile Mecliste temsil edilen bir siyasal parti arasında Anayasanın 147. maddesi altında dava açma açısından hiç bir farkı olmayacaktır. Oysa Anayasa koyucusu böyle bir farkı Mecliste temsil edilen siyasal partileri 147. maddede özellikle belirtmek suretiyle ortaya koymak istemiştir. A.M. 13/90 ve 14/90 (D.2/91)’de de vurgulanmak istenen bu husus idi.

    İlk bakışta, Mecliste temsil edilmeyen bir siyasal partinin kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren konularda dahi dava açamaması yadırganabilir. Ancak bunun anayasa koyucunun iradesinin tezahürü olduğu bir yana yukarıda ifade edildiği gibi, bir siyasal partinin genel olarak görevleri de dikkate alınırsa, Mecliste temsil edilen ile edilmeyen siyasal partiler arasında yapılan bu ayırımın makul olduğu söylenebilir. 1961 Türkiye Cumhuriyeti Anayasası kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanlarda dava açma hakkını bazı anayasal kuruluşlara tanırken Mecliste temsil edilmeyen siyasal partileri bu haktan yoksun bırakmıştı. (Gör. 1961 T.C. Anayasası M.149). 1982 T.C. Anayasası ise kendi varlık ve görevlerini ilgilendirdiği gerekçesiyle bazı kuruluşlara tanınan dava açma hakkını ise tamamen ortadan kaldırmıştır. (Gör. 1982 T.C. Anayasası M.150)

    Yukarıda söylenenlerden de anlaşılacağı gibi Davalı tarafından yapılan ön itiraz kabul edilir ve dava daha ileri gitmeden reddolunur.

    (Salih S. Dayıoğlu) (Celal Karabacak)

    Başkan Yargıç

    (Metin A. Hakkı) (Nevvar Nolan) (Mustafa Özkök)

    Yargıç Yargıç Yargıç

    8 Haziran 1995