Tarihten bir yaprak: 12 Mart darbesi – Özkan Yıkıcı

Must read

Neoliberal yapı 2 olayı çok iyi başadrdı. Özelikle güzel olan örnekerli belekten sildirtme veya kötü tanımlama veya tek tip poletik pencereden bakmayı hakikaeten başardı. Bundan dolayı günümüz sermaye ölçeklerle ve geçmiş tarihi de istenilenlerle sınırlatıp yorumlatırıyor. Yakın yaşanan ve bizim de tanık olduğumuz nice olay bundan dolayı adeta belekten sildirtildi. Bazısı devrimci içerik örnek olma nedeniyle, bazısı de tıpkı 12 Mart darbesi gibi emperaylist faşist gerçeklerle yüzleşmeme adına belekten sildirtilmesi gibidir. Halbuki tarih yaşandı ve yeniden ne yaşanma nede yok sayma şansı vardır. Sadece şu şans vardır. Yaşanan olayların ve belgelerin bilindikten sora yorumsal farklılık penceresi oluşması doğaldır. Bir liberal, veya devrimci mutlaka belgeleri bilgileri hatta başarılı başarısız ölçekleri farklı olması doğaldır. Ama sağolsun sistem bize tarihi hem bilgisel kısırlaştırma, beleksel sildirtme ve dünü değil günümüz çıkarına göre bir tarih öğretilmektedir. Bundan dolayı yaşadığımız ve tanık olduğumuz yakın tarihi dahi onca tanıklıklarımıza ve hatta yerine göre bedel ödetilen dönemi dahi bilmekten uzaklaştık. 12 Mart 1971 yılı bunların en canlı kanıtlarından birisidir. Oysa bu darbeyle veya inceleştirilmiş ifadesiyle “Muhtura” hem Türkiye içsel birçok sonuç yarattı, hemde Emperaylist bölgesel denklemden önemli bir sıçrama yaşandı. 12 Mart tarihsel sorgulanmaya veya daha basitiyle konuşulmaya başlanınca çok tanıklıklar, yaşanan acılar ardı ardına gelecektir. Onun için böylesi tarihi olaylar mutlaka onuturulmalıdır!

12 Mart olayı hem Türkiyede hemde Uluslar arası alanda ama pek konuturulmadıysa da Kıbrısta da çok önemli etki yaptı. Onutmayalaım gerek Türkiyede gerekse Yunanistanda emperaylist işbirlikci darbeler yaşanırken Kıbrısta iyni tarihlerde en yumuşak toplumlar arası ilişkiler yaşanıyordu. Ama hem Yunan hemde Türkiyedeki 12 Mart darbeleri Kıbrısa çok önemli darbe vurdu. Hatta bunun meyvesi 74 darbesi ve sorası yeniden adanın ikiye ayrılma olayı oalrak da yüzleşelim.

12 Mart 1971 yılında Türkiyede verilen muhtura ve tarihi değimle “Demirel şapkasını alıp gitmesiyle” Türkiye yeni bir sürece girdi. Karanlık olan bu dönemde konuşulan ve konuşulmayan veya Türkiyeleşen ve sistemleşen önemli yeni denklemler oluştu. Türkiyede Denizler asıldı, Mahirler Kızılderede katledildi; Kaypakkkaya işkence katliyle adeta darbenin yaptıkalrının simgesel acıları ağıtları ve direnişleri olarak tarihe yazıldı. Yine 12 Mart darbesiyle Türkiyede birçok yasalar gericileşti, bazı haklar kaldırtıldı ve nice aydın devrimci sosyalist kişi tutuklanıp işkenceden geçirildi. Bir toplumsal katliyamcılıkla daha otoriter yönetim ayarı yapıldı!

Konunun birde sistemsel özü vardır ki bunu fazla duymayız. Herkes darbeyi eleştirir hatta lanetler daha ileri gidip Denizlerin asılmasını lanetlerken, nedense sistemsel boyutlar hiç sorgulanmaz. Sadece yetmişler ortasında yükselen devrimci hareketler EEmperyalist yönünü ve Oligarşik yapı içi çelişkileri konuştu. 12 Eylül darbesi sorası bu bulgular bilgiler gözden hep kaçırıldı. Hatta son ortaya çıkan Türkiyedeki dönem CİA temsilcisinin izinli açıklama sınırına rağnmen ortaya koyduğu çarpıcı görüşlerde ses getirmedi!

Oysa 12 Mart darbesi doğrudur devrimcileri ezdi, hakları budadı. Ama her deşilende emperyalist kuramı da buldu. Yoğunlaşan işkencelerle Konturgerila hareketinin seslendirilmesi ve resmen kanıtlanarak kabulenmesi ayni darbeyle kanıtlandı. Kontorgerila denilince de bunun Amerikaya uzanan ilişkisinden, derin devlet gerçeği de konuşulacaktı. Yine Amerikaanın yeni bölgesel Nato stratejisi nedeniyle, tamda darbe sürecinde Yeşil kuşak hareketinin uygulamaya girdiği de onuturuluyor oluyor. Yine ilgili dönemde Türkiye iran İsrail veya “Mit, Savak ve Mosat” isdihbarat ortak operasyonlu faleyetlerle özelikle Filistine uzanan devrimci hareketlere karşı ortak adımlar darbeyle atıldı. Onun için sistem zorda kalırken darbeyi “lanetlerken” hep sistemsel uzantıları etkileri dinamik vurgulardan hep kaçtı.

12 Mart darbesi Türkiyeye önemli sosyal siaysal üsten tabana uzayan olaylarda yaratı. Faşist ve dinci eylimler kitlesel yayılma ile okuları varan işkalalrle sivileştirirken, MHP ve MSP kitlesel partiler haline getirildi ve devrimcilere karşı kulanıldı. Direk iktidar yönelimli devrimci hareketlere karşı sivil sağ hareketlerle olay probagandalaşan “sağ sol çatışması” mavzemesi yapıldı. Ayrıca yayılan güçlenen kOnturgerila hareketi daha katliyamcı roler aldı. İmamhapitler yayıldı ve din siaysal olarak etkin kulanım idolojisi haline konuldu. Böylelikle 12 Mart darbesi hem emperyalist sıçrama ile güçlenirken, kitlesel çatışmacılıkla sağ sol, alevi suni ve giderek kürt türk çatışma parçalamaları oluşturulup poletik hamelerde kulanıldı. Tıpkı 12 Eylül darbesi gibi!

12 Martın direk Kıbrısa yansıması oldu. Belirtiğim gibi; Kıbrısta Türk Rum çatışmasının nerde ise sıfırlanan dönemi yaşanır hatta demokratik aydın kıpırtılar olurken Hem türk hemde Rumlar anavatanla sorunlar yaşıyordu. Türkiyede güçlenen KOnnturgerila veya Özel Harp dayresinin Türkler üzerindeki müdahale tek ekseni artı. En yumuşak dönemde Denktaş hareketiyle Küçük tavsiye ediliyor, Berberoğlu baskıyla seçimden çektiriliyordu. Ayrıca cılız olan aydın sendikal harekete baskılar artarak merkez resmen Bayraktarlık oluyordu. Ayrıca Türkiyede okuyan öğrenciler 12 Mart nasibini alanların işkence görmesi veya okulu brakmasıda yaşanıyordu. Hatta bazı köy ve bucaklarda Bayraktarlığa yakın yöneticiler Cem Karacanın Dadaloğlu Seldanın Mapusane pilaklarının yasaklama çabaları da oldu!

Zaman zaman Türkiye yönetimlerle Özel Harp dayresi çelişkisinin Kıbrısta hep Bayraktarlık lehine olmasına karşın, 12 Mart sorası tamamen direk Türkiye odönemki adıyla kOnturgerilanın yetkisinde yoğunlaştı. Tasviyeler ve ayarlar buna yönelik Türkler arasında yapıldı. Burda Denktaş simgesi önemli rol aldı.12 Mart darbesini doğru yorumlamayan Kıbrıslılar da burada ayni dönemde yaşanan olayları tam anlatamaz. Çünkü bizde çok yumuşak bir süreç yaşanıyordu! Çoğu gelişmeler yukardan olurken, bazı uygulamaların da anlamı anlaşılmadan uygulanmıyordu. Ama Emperyalist gerçek bilinmezse soradan bizdeki darbeyle yeni Kıbrıs ayrışması hiç kavranamaz.

Kısaca; 12 Mart darbesi önemli bir sayfadır. Yaratıkalrı oldukça acıdır. Ama ayni sistem devam etmesi nedeniyle bunların çoğu ısrarla belekten sildirtilip havıza kaybıyla hiçeleştirilmek istenmektedir. Onun için 12 Mart darbesi 12 Eylül kadar sorgulanmıyor! Ama muhturacılar ne diyorlardı; “Türkiyedeki sosyal gelişmeler resmi sistem gömleğini dar kılıyordu: Onun için ayar yapmak için müdaahle etmek gerekiyordu”! Helle Yeşil kuşak, Soviyet tehdidi, Yükselen devrimci dalgalar Türkiyenin daha otoriter olması gerekiyordu. Nato çıkarları korunmalı ve bölge denetim altına alınması için demokratik koşullar tehlikeliydi. İşte darbenin tarihsel özünden birkaç makale düzeyinde söz böyle edilebilinir!

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article