Ortadoğu aynasından – Özkan Yıkıcı

Must read

Makaleyi yazmaya başlarken şöylesine televizyonu kurcaladım. Bir baktım ki bazı ekranlarda filimler gösteriliyor. Gösterilen filimlerin bir kısmının konusu “terör” konulu! Ortadoğudaki İslamcı tehlikeli “teröristlerden” söz edilerek “Kahraman Amerikan ajanlarının” onları takip etmesi veya yine Amerikan askerlerinin başarılı operasyonları aktarılıyordu. Şöylesine haberlerle kurcalanınca bol bol Türkiye demeçlerinde Öcalanla görüşmeler ve Kürt sorunu merkezi “dövüşken” demeçlerle yükselen seslerle hesapta “tartışılıyordu”! Suriyede taraflı “Muhalefet” probagandaları Pakistanda resmen kıyım gibi işleyen Şii katliyamları ve arada ırak patlamaları ve Kürdistan haberleri uçuşuyordu. Tabi tüm bnları Kıbrıs şanlı “Türk medyasında” duymuyordum! Bizde içi boş ama ısrarla farklılık arayan dar çıkarlı içi boş demeçleri saraydan yönetime atılan laflarla habercilik dolduruluyordu. Bunların toplamında Amerikan Dışişleri bakanını bölge ziyaretinde veya tartışılan patriyot füzeleri gölgesinde yakalrken benim şu belek denilen makinem birden işledi. Bana güncel konuştuğum Ortadoğunun adeta yılar öncesi Mart ayına getirip sanki “sen bukadar konuşacağına yakın tarihle yüzleş yeter” diyordu. Bende havızama uyup makaleyi böylesi açılıma takıyorum.

Bundan 10 yyıl önce Martın ilk haftasında Ortadoğu oldukça tırmanan yeni geleceğin fırtınasını yaşıyordu. Dünyada Emperyalist eksen ırak işkalini savunup yürütürken, muhalif ve devrimci demokrat kesimler “savaşa hayır” söylüyordu. Bunlar resmen ırak işkali ile dünyanın iki ayrışma ekseni oluyordu. Türkiye meclisi bir inanılmazı yaparak AKP hükümetinin Amerikan askerlerine müdahale etme yetkisini veren tesgereyi mclise sunup ret edilmesi özelikle Amerikancı kesimleri epey öfkelendirdi. Hatta bunun hesabının sorulacağı da söylendi. Helle ırakı işkal etme probagandasındaki yalan makinesi çatlatacak kadar üst boyuta çıktı. “40 dikikada kulanınacak kimyasal nükler silahlardan söz ediliyordu”! Amerikan İngiliz Nato çevreleri öylesine bir yalan atıyorlardı ki B.M. temsilcisi dahi “ırakta kimyasal silah yoktur” raporunu yazmasına karşın konu değiştirilemedi. Irak böylelikle işkal edilip aslında Ortadoğu oynunda Afkanistan açık işkalinden sora ırakta buna eklendi. Sonuçta kendilerinin yaratığı Saddamı astılar. Saddam asılmadan önce şu yakınmayı yapıyordu; “Ben Amerikaya ne yaptım ki bana bunları yaptı”!

Kuzey Kıbrısın onutmayacağı bir ırak belgeside vardır. Amerikanın yardımıyla iktidar yani saraya giren Mehmedali Talat imzasıyla Amerikan Vaşinkton Tayims gazetesinde bir makale yazıldı. Amerikanın Ortadoğu poletikasına ve özelikle ırak işkaline övgüler inci gibi dizilirken, tarihi şu kavramlarda makalede döktürüldü; “Önümüzü aydınlatacak özgürlük feneri”! Talat ısrarla benim gibi birkaçının sorduğu “bu yazıyı sizmi yazdınız” sorusuna hiç yanıt vermedi! Çünkü ayni tarihlerde ayni gazetede Hamas liderlerinden İsmail Hamaninin benzer makalesi yayınlamasına hemen İsmail tepki koyup “ben yazmadım” dedi: Dedi ama Hamas hemen Filistin hükümetinden düşürtüldü! Halla ilgili makalenin imzalısı Mehmedali Talat bu konuda tıs demedi!*****

Aradan 10 yıl geçti. Irakta hergün bonba haberleri geliyor. Nurlu ufukların sonunda özgürlük feneri değil katliyamlar yıkımlar ve ırakın parçalanması oluştu. Mezhepsel ayrışmalar, kürt olgusu oldukça ırakı iyice ısıtıyor. Öteki acı gerçeği Suriye yaşıyor: Suriye ırak işkalinde kaçan Sunilere ülkeye sığınma izni verdi ve Amerikan işkalini destekledi. Şimdi tam 10 yıl sorası Suriyedeki yöentimi Amerika devirmek için resmen uğraş verip Suriyeyi de karmakarışık yaptı. Aldığı mülteciler sanki onları Suriye ezdi diye Esat yönetimini devirmeye uğraşıyorlar. Dahası önemli tetikleme yapıyorlar! Kiminlemi: Bir zamanlar kendilerini devriten ve ülkelerinden kaçmalrına neden olan Amerikayla birlikte!****

Irak işkaliyle ısınan ve parçalanıp mezhepsel kavgaların tohumlarının güçlendirildiği süreçte yeni kart da masaya geliyordu: Kuzey ırakta resmen Kürdistan federal yönetimi kurdultuldu. Çaktırılmadan ince bir sıçrama da yapıldı. Görünüşte Celal Talabani ırak devlet başkanı olurken aslında Talabani Kürdistan fedral devletden uzaklaştırılıp Barzaniyle resmen orası kontrol altına alındı. Zaten son seçimlerde Kürdistanda Talabaninin cepesi Yurtsever kesimi oldukça geriledi!

Zaten Ortadoğu projesinde Kürt olayı vardı. Doksanlardan beri yapılacak dizayinlerde tavsiyelerde bu halkın kaygan zeminde durumu tartışılıyrdu. Herkesin bildiği “krizlerle savaşlarla çalkalanan coğrafyada mutlaka kayışlar ve yaşayan halklar kartlarını oynamak isterler” gerçeğini Amerikan çevrelerinin dikate almamaları mümkün değildi. Bunu bir anlamayan Amerikan Ortadoğu modelli Türkiyeli yeni Osmanlı veya uyumlu İslamcılardır. Bunu özelikle Suriyede tam “fetedecekken” birden Kuzey Suriyede Kürt depremiyle karşılaşmalarında sarsıldılar. Kimsenin söylemekten çekindiği Kuzey Suriye Kürtlerinin Türkiyedekilerle olan ilişkileri ve isyanlarla göç etmeleri gerçeği birden dağınık olarak olayı Türkiyeye sarsıntıyla gündeme getirdi. Zaten Amerikan çevreleri de AKP yetkililerine fısıltıyla Amerikada bulunan feytulah direk çağrı yaparak bunu söylüyorlardı. Suriye birden Erdoğan “asalım” derken ansızın görüşüyoruma geldi!

Şimdi geldiğimiz noktaya bakın: Emperyalistler Ortadoğu oynunu bölgesel güçlerle yürüterek uzun stratejilerine uyumlaştırıyorlar. Erdoğan pilanladığı devlet başkanlık kartıyla bunu dağarcığına aldı. Öcalan fırsatı koruyarak bir şeyler almaya uğraşıyor. Ama gariptir tüm bunlar batı basınında yazılırken Türkiye basınında yazılması dahi sorun oluyor. Şuanda tartışılan davranışlar pilanlar aylar öncesi İngiliz basınında nasıl çekilmeden ateşkese yazıldı! Burda dış dinamik ve poletik aşmazla oluşan Süriye denklemi adeta bir oyun kartı masası oluşturdu. Ama özelikle Türkiye devleti buna hala hazır değildir. Öğrendik ki 2004 yılında benzer anlaşmayla PKK güçleri Türkiyeden çekilme durumunda Türkiye ordusu onları biçti!

Yukarda kısaca genel bir Ortadoğu aynası kurguladım. Daha doğrusu olanları makale ölçeğinde özetledim. Şu yanılgıyı eklemeden olmaz: Hakikaten Sosyalist devrimci hareketlerin eksikliği olguları algılamada da başarılı kıldı. İlkeler, düşüncelser değil “Projeler” gibi başka doğalaşan acayip düşünce yanlışına dek geldik. Bakın ilkeleri veya barışla insani gerçeği değil, Ortadoğu projeli ortaya çıkan gerçekelrden söz ediyoruz. Hatta her ortaya çıkan görüşte yeni bir kandırma ve sistemleşmeyle de karşılaşırız. Onun için bilgielr ve görüşler nekadar bilinirse daha iyi analiz yapma şansımız vardır. Nekadar içi boş ve hatta çelişen açıklama ve yaşam gerçeği artıkça kuşkularda artar. Son Ortadoğu aynasında ben bunları görüyorum.

- Advertisement -

More articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

- Advertisement -

Latest article