İlginç gelecek deneyimli seçimlerimiz – Özkan Yıkıcı

yazarın tüm yazıları -->

Seçim kuramı net. Klasik ilkeleri vardır. Dinamikleri de bilinir. Bizim seçimlerimizin ikinci turunun  eşiğine geldik. Belkide önemli acil gelişme olmaz sa Pazar gününe dek konuyla başka makale de yazmayacam. Seçimlere günler deyil, çok kısa zaman kaldı. Normal gibi sunulsa da gerilimler derinleştirilmek istense de bilinen koşullar nedeniyle kendi resminin kendisinin çizdiği seçimler yaşanıyor. Yapılandıkça koşulların yerleşmesiyle, kendi kurallarının da yansıtıyışı seçimlere dek gelecektir. İçsel dinamik ayrışma yerine, resmen belirleyici ve hegemonik güç Türkiyenin kendisinin yansıyışı oluşacaktır. Boşuna deyil, Türkiyeyi sevenler sevmiyenler ayrımı oluşturuldu! Tabi şu basit gerçekle yüzleşme cesareti kaldıysa. İçsel farklılık fazla bulunmayn adaylar, Türkiyenin tercihi ile öyle bir konuma geldiler ki  söyleseniz kendileri de ianmazlardı. Akıncıya, bu denli Türkiye karşıtıymış gibi gösterileceği, kendine söylense, herhalde gülerdi. Hele de isviçrede sazı Çavuşoğlunun eline verip, sonradan söylediklerinden sonra, durup dururken Türkiyenin Erdoğan ekseni onu böylesi karşıta koyacağına kimse kolay kolay inanamazdı. Ama oldu. Akıncı ısrarla o  noktada olmadığını kanıtlamaya hep uğraştı. Fakat, unutulan şuydu: işbirlikçisini efendi seçerdi. Oda, öyle liderlik veya bilinçli kişileri pek seçmezdi. Teslimiyetçilik öncelikliydi. Ersin Tatar zaten arandığı İngiltere ile Türkiyedeki bir davası nedeniyle zaten teslim olmaya adaydı. Öyle da oldu. Türkiyedeki rejimi de doğru okursak, işleri daha kolay anlarız…

Defalarca belirtim: K. Kıbrısın sömürgesel şeklini akıldan çıkarmayalım. Yapılanış ise olanak bulunduğu zaman ilhaklaşma hedefliydi. Bunu ta seksende yaptığım araştırmalarla açıkladım. Onun için üretim ağları yok edilip bağımlılık ekonomik ilişkiler oluşturulup, işbirlikçi acentacılık işletilecekti. Sonradan bu da fırsat oldukça el deyiştirilip dış sermayeleştirilecekti. Turizimden kumarhaneye her yerde sermaye el deyişimi de önemli şekilde oluşturuldu. Bu ortamda siyasetçilerin de politika idolojilerini de hiçseleştirip farkın basit yüzeysel koltukklarla sınırladılar. Koltuk yetkisini de koordinasyonlar ve elçilik yardım heyetleriyle de ablukaya alıp silikleştiridiler. Parlementer siyasal partilere, sadece koltuğa gelince brakılan payları yandaşlara dağıtma brakıldı. Bir de şu fark oluşturuldu: birileri direk Türkiyenin sayesinde deyip sağı temlsil ederken, sol eksenliler de sistemleşip evlerinin önünü süpürmek vey “biz yaptık” örtüsüyle pandora kutusu oluşturuyordu. Bu sonuç kırılma durumu ise Türkiyedeki gelişmeler belirleyecekti. Türkiyede devlet iç çatışmalarla yeniden gericilikle dönüşürken, buraya da yansıyor. Acemice işbirlikçilik hanesi oluştu. Boşuna deyil Ersin Tatar tarikat ziyaret edip zikir çekerken, bunu gayet olağan gelişme gibi sundu. Amaç, Türkiyeye yandaş görünmekti.***

Seçime çok az kaldı. Direk müdahaleler yaşandı. Yetkiler artık içsel dağıtım veya söyleme dahi brakılmadı. Erdoğan direk açıklıyor, törenleri yapıyordu. Akıncı ise şaşkın duruyor. Öylesi karşıta konuldu ki başta kendisi anlamadı. Çünkü, Kıbrısta nedense eskinin aksine, olanları hep görmezden gelindi. Türkiyedeki AKP gerçeğini olduğu gibi deyil nerede ise adaya barış getirecek siyaset diye savunuldu. Sadece kuzey deyil Güney de ayni yanılgıya son günlere dek kabullenildi. Biraz da Akıncının şaşkınlığı bu yanılsamadandır. Sonuçta, Türkiye sevenlik üzerinden kurgulanıp siyasal derinlik yaşatılan seçimler, bir anlamda duygusal ve tarafcılıkla sürdürülüyor. Hem seçim sonrası gelişmeler hem de yeni bloklaşmalar da sürprizlere gebedir.

Türkiye gerçeği vardır. Bu K. KIbrısta hala kavranamadı. Ayni şekilde Kıbrısın Türkiye bağlamlı yapılanışı da mevcut. Buda Türkiyede tabusalaşıp ulusal zehirlenme oluşturduğu için de kavranmakta şimdilerde zorlanıyor. Hem AKP karşıtlık hem de destekleme alanı Kıbrıs ikilemi oluyor. Türkiyede öylesi bir kağosa gelindi ki anayasa kararını tanımayan alt mahkeme tutumu tartışılıyor. Mesleki odaların darmadağın yapılması gündemde. Erken seçime “kabile tipi” diyen cumhur başkanlarına sahiptir. Kuzey Suriye gerçeği yaşanırken, Azari oyunu oynanırken, AKP karşıtı Türkiyeden destek bulma paradoksu da gelişti. Bunlar bir araya gelince Akıncının tavizkar AKP söylemi de destek bulunca, şimdilerde burada olanları Türkiye muhalefeti yorumlamakta zorlanıyor. Sadece sosyalist ve aydın demokratlar konuya yaklaşım gerçekliğine geliyor.

K. Kıbrıs yeni bir seçim sonucuna gidiyor. Belli ki bazı hamleler düşünülüyor. Net olan, birilerine yeniden K. Kıbrısın sömürgesel ilhak kurumsallaşmasının gösterilmesidir. Buda ulusal zırgın gölgesinde konuşulamıyor. Müdahaleden, karşıt koyulanın niteliği ve bunun normal şekilde yapılması, hep özellikle 74 sonrası Kıbrıs ile Türkiyenin özellikle AKP dönemli Yeni Osmanlı birikiminin sonuçlarını topluyoruz. Kimse bugün Akıncının konulan yerde kazansa da klacığını beklemiyor. Ersin ise kazandığı zaman, nasıl bir hiç olacağının taşlarını ördü. Teslimiyet ve onun üzerinden kurgulanan ayrışma, sonuçta kendine has müdahaallerle yeni olanaklar arıyor. Akdeniz konusunda Kıbrıslılar haklarını savunamadılar. Kuzey kesimi bilmeden, okumadan Erdoğana teslim ediverdi. Şimdi anlaşmalardaa Kuzey Kıbrısın yaptığı anlaşmaların kabulü da dayatılacaktır. Bunlar hep seçimde Akıncı cepesine doldurtulan sepetin yumurtalaıdır. Ben Akıncı kazansa da bu koşullarda ne yazık meydan sesine uymayacağını da biliyorum. Ama, hiçseleştirilip ponpalanan Ersin döneminde pek de iyi geleceklerin de olamayacağı daa kesin. Çağrılan yerdeki işlerin ne olduğunu bilmeyen, tüm yetkileri teslim edip saray rüyasına dalan Ersin Tatar nodeli öyle ulusal falan deyil, sömürge tipi anlayışın politikacısıdır. Bunu da söyleyen yok.

Kısaca, seçime az zaman kaldı. Beklenmedik yeni müdahalelere şaşmayız. Yarın, bunların karşısında gösterilip düşmanlaştırılan Akıncının, ayni konuları savunması da eşyanın tabiyatına aykırı deyil. Ama. Şu gerçek net. Akıncının kazanması tıpkı anayasaa oylamasında hayır çıkması gibi kitlesel deyerlendirme yapma bakımından incelemeye deyer deneyimdir. Sosyalist boşluk birçok konunun bu koşullarda daha iyi tartışmasını da engeledi. Bakalım yarın veya hafrta başı bu koşullar kalkınca geriye neler kalacak? Çünkü klasik tekrardır: seçm bitince her şey unutulur. Dileyim ayni olmasın.

- Advertisement -
- Advertisement -
5,973BeğenenlerBeğen
796TakipçilerTakip Et
1,078TakipçilerTakip Et
15AbonelerAbone

Diğer yazıları

Hesaba katınılmayan İngiltere – Özkan Yıkıcı

Birçok siyasal krizi duyuyoruz. Amerikadan tutun Rusya, Türkiye, iran ve nice ülke adını direk duyuyoruz. Onların hegemonya mücadelesine yyönelik de yorumlar yapılıyor. Herkes kartını...

Parmaklarımın ucuna fırsat gelince – Özkan Yıkıcı

Karanlıklarla örülen ada gerçeklerimiz çoktur. Zaman zaman aralanan ufak bir ışık ise bize karanlık günlerin yeniden gündeme taşıma fırsatı da verir. Bu sadece karanlıkta...

Gelgitlerle ekonomi – Özkan Yıkıcı

Her bilim kuramında olduğu gibi, ekonominin de kendi içeriği vardır. Genel kavramlara başlayıp kalmamak da önemli. Ekonomi öylesine yaşamla karşılık buluyor ki her kesime...

YKP basın açıklamaları

Avrupa Parlamenteri Niyazi Kızılyürek YKP’yi ziyaret etti

Avrupa Parlamenteri Niyazi Kızılyürek YKP’yi ziyaret etti… YKP Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen görüşmede, YKP Sekreterya üyesi Alpay Durduran, Murat Kanatlı, Kemal Güçveren ve Hamit Aygün hazır...

Doğal gazlar doğal olduğu yerde kalsın

Aralık’ta toplanması gerek COP26 salgın hastalık nedeniyle ertelendi. Tüm dünya Paris Antlaşmasını ve ordaki amaçlara ulaşma yolunu konuşmaktadır. YKP Parti Meclisi COP26’ya yönelik tabandan...

YKP eyleme katılım çağrısı yaptı

Toplantı, gösteri yürüyüşü ve örgütlenme hakkı demokratik ve çoğulcu toplumun temel gereksinimlerindendir ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde ifade hürriyeti, toplantı ve gösteri hürriyeti madde...